‘Avrupa’da Nasyonal Sosyalizm akımı yükselebilir’

© Sputnik
Abone ol
Sedat Aral’a göre İngiltere’deki seçim sonuçları, halkın savaşların faturasını siyasilere kestiğinin bir göstergesi. Aral’a göre iki uca sürüklenilen Avrupa’da Nasyonal Sosyalizm akımı yükselmesi muhtemel.
İngiltere'deki seçimlerle siyaset arenası keskin bir dönüşüme sahne olurken ekonomik daralma ve hayat pahalılığı seçmeni ana akım partilerden uzaklaştırarak uç spektrumlardaki hareketlere sürüklüyor. Halk Ukrayna krizi gibi çıkarı olmayan savaşlara milyarlarca sterlin aktarılmasının faturasını İşçi Partisi başta olmak üzere siyasilere kesiyor.
Başbakan Keir Starmer’ın parti içindeki liderliğinin ciddi şekilde sorgulandığı ve 90 milletvekilinin istifasını beklediği bu süreçte, küresel elitlerin belirlediği savaş ekonomilerinin yerine barış ve yerel refahı önceleyen bir modelin dayatılması, İngiltere’yi ve Avrupa’yı önümüzdeki on yılda radikal bir siyasi yeniden yapılanmanın eşiğine getiriyor.
İngiltere’deki seçimlerin okumasını ve Starmer ile İşçi Partisi’nin hallerini gazeteci Sedat Aral ile konuştuk.
‘İnsanlar savaşlara yatırım yapılmasından bıktı’
Avrupa halklarının savaşlara karşı gösterdiği tepkinin seçim sonuçlarına da yansıdığını belirten Aral, siyasi tablonun insanları iki aşırı uca sürüklediğini ifade etti. Aral’a göre Avrupa’da nasyonal sosyalizm akımı yükselecek:
“Dünyada demokrasi çalışmamaya başlayınca politik terbiyesizlik başladı. Artık insanların yönetmediği bir demokrasi var. Birkaç ay önce Andy Burnham Manchester’ı kaybetti. Burnham güçlü bir aday olmasına rağmen İşçi Partisi’nden olduğu için seçilmedi. İnsanların sisteme güveni kalmadı ve uçlara doğru sürüklenmeye başladılar. Yeşiller büyük bir çıkış yaptı. Liderler muhafazakar ve sağa kaydılar. İşçi Partisi de liberalizmden daha sert bir solu tercih eden Yeşiller’e kaydı. Buradaki Yeşiller daha sol ve liberal değiller. Düğüm İngiltere’de çözülüyor. Ben Avrupa’da yeni bir nasyonal sosyalizm akımı bekliyorum. Uçtaki alanlar birleşiyor. Yeşiller de milliyetçiler de ana üretken kesim olan orta sınıfı tutuyor. Orta sınıfın isteği çıkarı dışındaki savaşlara girmemek. ‘İngiltere’nin çıkarı yoksa neden Körfez’deki savaşa girecek?’ diyorlar. Rusya ile Ukrayna krizinden ötürü İngiltere petrol ürünlerini kaybetti. İngiliz insanını ilgilendiren bir durum değil aslında Rusya ve Ukrayna’daki mesele. İnsanlar da kendilerini ilgilendirmeyen savaşlara yatırım yapılmasından bıktı. Avrupa emperyalist olmanın payını alıyor. Bunu yadsımıyorum ancak çıkar olmayan savaşlar halkı fakirleştirmeye başladı. Sosyal medya aracılığıyla ciddi bir bilgiye ulaştı insanlar. Herkes her şeyi görüyor. Politik terbiyesizliğin başladığı yer de burası. Kaybeden, bir daha seçilmeyeceğini biliyor. Giden, bitmek üzere gidiyor. Starmer’ın partide dahi yeri olmayabilir. Halk artık çıkarını düşünüyor. Bir süre önce Almanya’ya girdiğimde mazotu 1,76 Euro idi. Münih’ten ise 3 Euro’ya aldım. Avrupa halkını kimse buna ikna edemiyor. İngiltere de aynı şekilde. İngiltere’de 1,26 olan benzin, 1,90’lara yükseldi. Petrol şirketlerinin karları açıklandı. Petrol şirketlerinin anormal derecede kar ediyor. Bankalar da aynı şekilde. Halkı ilgilendiren kısım tıkandı. ‘Avrupa insanı’ denilince eksi bakiyeyle yaşayan bir toplumdan bahsediyoruz artık. Halk, ‘İşler çok zorlaşacak’ denilmesine rağmen Ukrayna’ya 90 milyar dolar para verilmesini kabul etmiyor. Avrupa aslında kendi yıkımını hazırladı. Gelecek 5-10 yılda nasyonal sosyalizmin yükseldiğini göreceğiz. Bir sonraki isim iş ve işçi vaadiyle gelmek zorunda. Ekonomiyi düzeltmek zorunda kalacaklar. Avrupa artık hizmet sektörüyle dönmüyor.”
‘Avrupa’da liderler halka ‘üretken ekonomi’ vaadiyle gitmeli’
Avrupa ülkelerinin Rusya’ya ihtiyacı olduğunu söyleyen Aral, gıda ürünlerinin dahi yetiştirilemez hale geldiğini kaydetti. Aral, halkın siyasilerin oyununa karşı farkındalık kazandığı görüşünde:
“Rusya’ya çok ihtiyaçları var ancak aslında Rusya’yı yağmalamak istiyorlar. Avrupa kendi özüne döndü aslında. Ağır buluş yapan kurumların hepsi Çin’e taşınmaya başladı. Avrupa’da artık bir şey yetiştirilemiyor. Şu an Avrupa’daki koyunu besleyecek gıdayı yetiştirmek için Çin’den gelen azota ihtiyaç var. Globalizmle beraber adamlar yere çarpıldı. Şimdi de toparlayamıyorlar. Gelecek herhangi bir yönetim üretken bir ekonomiye geçmek sözüyle gelmek zorunda. Bu da İkinci Dünya Savaşı öncesi nasyonal sosyalizmin yükselmesine benzeyen bir döneme yol açacak. Aşırı sol ve aşırı sağ yükseliyor. Halk, net bir tepki koymaya başladı. Avrupa’daki ülkelerde 2,5 partili bir sistem ayarlanmıştı. Türkiye’de de bu böyle. Demokrasiyi ortadan kaldırmak için yıllardır uğraşıyorlar. Yüz oyla iki milletvekili çıkarılıyor, liberaller 20 oy alıp beş tane vekil çıkarıyor örneğin. Halk da bunun farkına vardı. Halk bölge bölge blok olarak oy vermeye başladı. Manchester’da hem muhafazakarlar hem de İşçi Partisi Yeşiller’in önünü kesmeye çalışıyordu. Sonuç olarak Yeşiller yoğun bir oy patlaması yaşadı ve yine kazandı. Halk kendisine oynanan oyunun farkında.”
‘Keir Starmer, partiyi bir başka isme bırakacak’
Keir Starmer’ın diretmesi halinde halkın tepkisiyle karşılaşacağını ifade eden Aral, yakın zamanda gideceğini söyledi. Halkın savaşa para aktarılmasını kabul etmediğini vurgulayan Aral’a göre İşçi Partisi bir liderlik krizi de yaşıyor:
“Boris Johnson da gitmek, bırakmak istemiyordu. 1924’te de benzer bir vaka olmuştu. Burada yaşayan birine ‘Starmer gitmezse ne olur?’ diye sordum. O da bana ’50 milyon çıldırmış insanı görmek istemezler’ dedi. Bu halkların birçoğu kendi haklarını savunacak kadar farkındalar. Starmer bence partiyi başkasına bırakacak. Partinin başına Andy Burnham’ın gelme ihtimali var ancak o milletvekili değil. Starmer yakın zamanda gitme tarihi verebilir. 90 milletvekili istifasını istiyor şu anda. Kalanlar da takvim vermesini istiyor. İngiltere şu anda ekonomisini ayağa kaldırmak zorunda. Bunu yaptıklarında artı ve eksilerini gözetecek. Şu an Avrupalı hiçbir lider savaşa giderken kayıp ve kazançlarını bilerek gitmiyor. Birtakım lobilerin baskısıyla savaşa girip çıkıyorlar. Devlet tutuşunca da halka ‘İşler kötü gidiyor, vergi artıracağız’ diyorlar. Bu da artık çalışmıyor çünkü halkta para kalmadı. Halka verilen destekler 20 milyar sterlin ediyor. Bu miktar İran ile savaşın üç haftasında harcanacak bir miktar. Kesilen para bir şey ifade etmiyor. Savaşa girmemeleri gerekiyor. Herkes, ‘Çin savaşa girmediği için yükseldi’ diyor. Yeşiller gelirse onlar da Rus düşmanı olacaktır. İşçi Partisi’nde lider bulamama durumu var şu an. İşçi Partisi bir politika okuludur aslında. Ancak şu an lider yok. Genç kesim artık buraya girmiyor.”
‘Savaşlar, hükümetleri alaşağı ediyor’
Aral, savaşlar sebebiyle gösterilen tepkinin siyasi tabloya dair umut verdiğini kaydetti. Aral, bu değişimde İran savaşının etkili olduğunu söyledi:
“İpleri kimin kontrol etmesine ilişkin birtakım çıkışlar göreceğiz. Bunu Reform Partisi’nden de Yeşiller’den de görebiliriz. Uçlardaki siyasi hareketler dünyanın gidişatını daha iyi analiz ediyorlar. Yeşiller göç karşıtı değiller ve savaşların kesilmesini istiyor. Reform Partisi’nin lideri Nigel Paul Farage’ın ‘Göçmenler gelmesin’ çıkışına halk ‘Savaş çıkartmayın da gelmesin’ diyor. Uçlar birleşmeye başladı. Umut görüyorum çünkü savaşlar artık hükümetleri alaşağı edebiliyor. Savaşa giren liderlerin pozisyonlarını kaybetme riski çoğaldı. Savaş ekonomilerinin yürümediği artık netleşti. Amerikalılar da ‘Yardım ettiğimiz her ülkede sağlık sistemi gelişkin bizde niye yok?’ diye soruyor. Bu sorular yeni politik bir kas belirliyor. Muhtemelen bu kas nasyonal sosyalizme doğru evrilecektir. Bunun süreç içerisinde düzelip düzelmeyeceğini göreceğiz. Herkes barış ekonomisine ihtiyaç duyuyor. İran savaşıyla birlikte her şey hızlıca değişti.”

