Yemenli siyaset uzmanı: Modern Batı sömürgeciliğinin araçları ahlaksız ve tüm kuralları ihlal ediyor
12:44 22.04.2026 (güncellendi: 12:45 22.04.2026)

© AA
Abone ol
Modern Batı sömürgeciliğinin yeni kontrol yöntemleri kullanmaya başladığını söyleyen Abdülkadir, yaptırımların ve ablukaların bu yöntemlerden olduğunu belirtti.
Yemenli yazar ve siyasi analiz uzmanı Hamid Abdülkadir, Sputnik’e verdiği röportajda, dünyadaki mevcut durumun çok karmaşık olduğunu kaydederek modern ekonomik tahakküm araçları ile Soğuk Savaş mirası arasındaki sayısız kesişme noktasına dikkat çekti:
Modern sömürgecilik; borç yüklerinden ablukalara, varlıkların dondurulmasına ve ülkelerin kalkınmasına uygulanan kısıtlamalara kadar yeni kontrol yöntemleri kullanmaya başladı.
Büyük Batılı sömürgeci güçlerin, gelişmekte olan ülkeleri kasıtlı olarak borç bataklığına ve savaşa sürüklediğini, bu ülkelere karşı abluka uyguladığını ve uluslararası kurumları onların çıkarları doğrultusunda çalışacak şekilde değiştirdiğini anlatan Abdülkadir konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:
Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF), 2. Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan bu modern araçlar arasında yer alıyor. Herkes bu kuruluşların borç alan ülkelere dayattığı koşulları biliyor. Bunlar esas olarak özelleştirme, sübvansiyonların kaldırılması ve piyasaların açılması gibi ‘yapısal reformlar’ olarak adlandırılan şartlar. Bunun sonucu, Sri Lanka ve Zambiya örneklerinde olduğu gibi, kurtulmanın imkansız olduğu bir borç tuzağı.
Batılı sömürgeci güçlerin kullandığı ikinci aracın yaptırımlar ve varlık dondurmaları olduğuna dikkat çeken uzman, şunu dedi:
Bunu Rusya'da görüyoruz. 300 milyar dolarlık varlık donduruldu. İran 1979'dan beri mali abluka altında. Venezuela'nın petrolü serbestçe satması yasaklandı. Afganistan'da Taliban iktidara geldiğinden beri 7 milyar dolar donduruldu ve Libya fonları 2011'den beri dondurulmuş halde.
Sömürgeci güçler kendilerini sadece borç ve varlık dondurma ile yetinmediğini söyleyen Abdülkadir, söz konusu güçlerin serbest ticaret anlaşmaları ve açık sınırlar dayatarak ‘haksız rekabet’ uyguladığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
Bu önlemlerin amacı, gelişmekte olan ve zayıf ülkelerin pazarlarını büyük güçlerin ve dev şirketlerin mallarıyla doldurmak. Bu da kaçınılmaz olarak yerel üretimi ve yeni gelişen endüstrileri yok ediyor. Dahası, yardımları BM oyları veya insan hakları konuları gibi siyasi pozisyonlara bağlayarak siyasi baskı uyguluyorlar. Kontrol artık doğrudan askeri olmaktan ziyade ekonomik ve yasal hale geldiği için, bugün buna neo-sömürgecilik diyoruz.
İki kutupluluk döneminde, Batı'ya alternatif bir güç olarak Sovyetler Birliği’nin Vietnam, Küba, Angola, Mozambik, Cezayir ve Güney Yemen'de olduğu gibi ulusal kurtuluş hareketlerini silah, eğitim ve burslarla desteklediğini anımsatan Yemenli uzman, günümüz Rusya’nın bu rolü yeniden kazanmaya çalıştığını ve kendini bu yolun halefi olarak konumlandırdığını belirtti:
Rusya, 2023 yılında Afrika ülkelerine olan 20 milyar dolardan fazla borcu sildi, gelişmekte olan ve yoksul ülkelerle siyasi şartlar içermeyen çok sayıda anlaşma imzaladı ve Mısır, Cezayir, Mali ve Burkina Faso'ya tahıl, silah ve nükleer teknoloji sağladı. Rusya çok kutuplu bir dünya kavramını vurguluyor ve tek taraflı yaptırımları reddediyor. BRICS'in genişlemesi de öncelikle doların ve küresel SWIFT sisteminin hakimiyetini zayıflatmayı amaçlıyor.
Günümüzdeki ekonomik baskı araçlarının, sonuçları bakımından klasik sömürgeciliğe benzediğine dikkat çeken Abdülkadir, bunların egemenliği sınırlandırmak ve bağımsız gelişmeyi engellemek olduğunu belirterek şunu ekledi:
Yaptırımlar ve borç, işgale alternatif silahlar haline geldi. Ancak dünya çok kutupluluğa doğru ilerliyor. Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi var. Rusya, Afrika'ya geri dönüyor. Küresel Güney ülkeleri Batı'ya alternatifler arıyor. Bu durum, gelişmekte olan ülkeler için manevra alanı yaratırken, aynı zamanda yeni bir rekabet alanı da oluşturuyor.

