Erdoğan ve Guterres'ten barış çağrısı, Guterres: Atatürk barışın şans eseri olmadığını anlamıştı
18:48 12.03.2026 (güncellendi: 19:39 12.03.2026)

© TCCB/ Murat Çetinmühürdar
Abone ol
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve BM Genel Sekreteri Guterres “BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Takdim Töreni”nde konuşuyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e Atatürk Uluslararası Barış Ödülünü takdim etti.
BM Genel Sekreteri Antonio Gutterres ile ortak basın toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:
Nerede bir yangın varsa söndürmek için su taşıyoruz, nerede bir gözyaşı varsa tüm gücümüzle onu dindirmeye çalışıyoruz.
Tabi burada değerli dostum Guterres’in hakkını teslim etmek isterim. Guterres bu vazifeyi üstlenmeden önce de barışı öne çıkaran bir siyasetçiydi.
Yaşadığımız her hadise bundan 13 yıl önce söylediğimiz 'Dünya 5'ten büyüktür' sözünün doğruluğunu teyit ediyor.
"(ABD, İsrail, İran diplomasi trafiği) Umutları kırmak, bizi mücadelemizden vazgeçirmek isteyenlere rağmen sabırla ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.
BM'yi daha kapsamlı bir yapıya dönüştürmeyi amaçlayan tüm girişimleri desteklemeyi sürdüreceğiz.
Sayın Guterres, kurumunuz hakkındaki karalamalara karşın, Gazze başta olmak üzere özverili çalışmalarınızın bu müstesna hedefin sizinle fevkalade uyumlu olduğuna inanıyorum.
Guterres: 'Yurtta sulh, dünyada sulh' vizyonu BM şartının ruhuna da çok iyi yansıtıyor
Erdoğan'ın ödülünü taktim ettiği Guterres ise şunları söyledi:
Atatürk Barış Ödülü’nü kabul etmekten onur duyuyorum. Gazze'de hayatını kaybetmiş BM çalışanlarını da anmak isterim.
Bu ödülün mirası Mustafa Kemal Atatürk'ten bağımsız düşünlemez. Atatürk barışın şans eseri ortaya çıkmadığını anlamıştır, barış bir tercihtir.
Yurtta barış, dünyada barış vizyonu, BM şartının ruhunu da çok iyi yansıtıyor.
Bu Ramazan'da bu dayanışma mesajını Türkiye'den vermek istedim.
Dünyada çok fazla barıştan söz ediliyor, ama güç siyaseti yürütülüyor. Askeri harcamalar da çok arttı, bütün bunlar olurken siviller hedef oluyor. Ortadoğu’daki kriz de bunun en büyük örneği.
ABD ve İsrail’in saldırıları, buna mutabık İran’ın yaptığı saldırılar, uluslararası barış ve güvenlik için büyük bir tehdittir ve siviller için de büyük bir ızdırap kaynağıdır.
Bölge bir kırılma noktasında ve bunun etkileri bütün dünyada hissediliyor.
Bu saldırıların sona erdirilmesi, uluslararası hukuka saygı gösterilmesi ve müzakere masasına geri dönülmesi çağrısında bulunuyorum.

