Dünya haritası - Sputnik Türkiye, 1920
DÜNYA
Rusya, ABD, Avrupa ve Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından son dakika haberleri, analizler ve özel dosyalar.

Lavrov’dan Macron’a: ‘Putin’i bir gün arayabilirim’ çıkışı acınası diplomasi

© Sputnik / Рамиль СитдиковSergey Lavrov
Sergey Lavrov  - Sputnik Türkiye, 1920, 05.02.2026
Abone ol
Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Putin’i “bir gün arayabileceği” yönündeki belirsiz açıklamalarını “ciddi olmayan ve acınası diplomasi” olarak nitelendirdi.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i “ileride bir gün arayabileceği” yönündeki sözlerini eleştirerek, Macron’un bu yaklaşımını “acınası diplomasi” olarak tanımladı.
10 Şubat Diplomasi Çalışanları Günü vesilesiyle Russia Today (RT) televizyonundan Rick Sanchez’e verdiği röportajda Lavrov, Fransız liderin daha önce Vladimir Putin’i “ileride bir tarihte aramayı düşündüğünü” dile getirdiğini hatırlatarak, şunları ifade etti:
Bu ciddi değil. Bu, acınası bir diplomasi. Eğer gerçekten aramak ve ciddi bir konuyu konuşmak istiyorsan, ararsın. Rusya Devlet Başkanı her zaman telefonu açar, her türlü teklifi dinler. Eğer ortada ciddi teklifler olursa, emin olun ki bunlar ciddi, somut ve pratik bir karşılık bulur.

'Batı, Ukrayna’daki darbeler için milyarlarca dolar harcadı'

Lavrov, Batı’nın 1990’lardan bu yana Ukrayna’daki iktidar değişimlerine milyarlarca dolar akıttığını, yalnızca 2014’teki darbe hazırlıkları için 5 milyar dolar harcandığını söyledi.
Ukrayna’yı 1990’lardan beri, deyim yerindeyse ‘güdüyorlar’. Milyarlarca dolar harcadılar. Eski ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland kısa süre önce, 2014 Şubat darbesine doğrudan hazırlığın 5 milyar dolara mal olduğunu itiraf etti.
Lavrov, Batı’nın Ukrayna’ya, ülkenin bağımsızlığını kazanmasından bu yana yaptığı toplam harcama tutarının bu rakamdan “katbekat fazla” olduğunu vurguladı.

‘Tarafsız, nükleersiz, blok dışı Ukrayna’yı tanımıştık’

Lavrov, Ukrayna’nın bağımsızlığını, devlet egemenliğine ilişkin bildirgeye dayanarak kazandığını hatırlatarak, belgede ülkenin daima tarafsız, nükleer silahsız ve ittifak dışı olmasının öngörüldüğünü söyledi.
1991’de Ukrayna’nın bağımsızlığını tanıdığımızda, biz tam olarak böyle bir devleti tanıdık: blok dışı, tarafsız ve nükleer silahsız. Bu nedenle bugün vicdanımız tamamen rahat.
Lavrov, Ukrayna’nın blok dışı ve tarafsız statüsünün o dönemde Batı da dahil olmak üzere tüm ülkelerce kabul edildiğini, ancak sonrasında Batı’nın bu ülkeden, Bağımsızlık Bildirgesi’nde yazılı olanlardan farklı bir “proje” üretmeye giriştiğini kaydetti.

‘NATO’nun genişlemeyeceği sözüne güvendik ve yanıldık’

Lavrov, Batılı liderlerin Sovyetler Birliği’nin dağılması sürecinde ve sonrasında NATO’nun doğuya doğru genişlemeyeceğine, Rusya’nın çıkarlarının gözetileceğine dair verdikleri sözleri tutmadıklarını söyledi.
Doğu’ya NATO genişlemesi olmayacağına, Rusya’nın haklarının zarar görmeyeceğine, Lizbon’dan Vladivostok’a kadar uzanan ortak bir alanımız olacağına, bu devasa kıtanın barış ve güvenlik kıtası olacağına dair yeminler eden insanlara duyduğumuz güven yüzünden kesinlikle yanıldık.

Pistorius’un “Rus saldırısına hazırlık” sözlerine yanıt: Bu, saçmalık

Lavrov, Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius’un Rusya’nın birkaç yıl içinde olası bir saldırısına hazırlanılması gerektiği yönündeki açıklamalarını “gülünç” ve “saçma” olarak nitelendirdi.
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius hala 2029-2030 yıllarının, Rusya’ya karşı savaşa hazır olmaları gereken bir eşik olduğunu söylüyor. Rusya’nın onlara saldıracağına dair kimi ikna etmeye çalıştıklarını bilmiyorum. Böyle saçma düşüncelere kapılmamak için tarihi bilmek yeterlidir.

‘Avrupalı liderler zayıf bir Rusya algısı oluşturmaya çalışıyor’

Lavrov, Avrupa’da, Rusya’nın zayıfladığına, özel askeri operasyon bölgesinde Rus Silahlı Kuvvetleri’nin son derece yavaş ilerlediğine dair açıklamalar yapıldığını, Avrupa’lı liderlerin bununla seçmenlerin gözünde zayıf bir Rusya algısı oluşturmaya çalıştıklarını vurguladı.
Buna paralel olarak, hiçbir ara bağlantı kurmadan, doğrudan ‘bu yüzden Rusya’nın saldırısına hazırlıklı olmalıyız’ sonucuna varıyorlar. Madem bizi askeri ve ekonomik açıdan zayıflamış bir ülke olarak tanımlıyorsunuz seçmenlerinizin beynini yıkarken hiç değilse biraz hayal gücü kullanın ve bunu biraz daha zarif bir şekilde yapın.

NATO neden Soğuk Savaş’tan sonra dağılmadı?

Lavrov, NATO’nun Soğuk Savaş sonrası dönemde de varlığını sürdürmesine ilişkin değerlendirmesinde, bloğun dağılmamasının nedenini ABD, İngiltere ve diğer bazı önde gelen NATO ülkelerinin tutumuna bağladı.
NATO’nun, Varşova Paktı’nın ve Sovyetler Birliği’nin sona ermesine rağmen kaldırılmadığını hatırlatan Lavrov, şöyle konuştu:
NATO bloğu, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra, ABD, Britanya ve bir dizi başka ülke bunu istediği için korundu. Varşova Paktı’nın ortadan kalkması karşısında, NATO’nun feshedilmesi yönünde yapılan çağrılara rağmen böyle oldu.
Lavrov, SSCB ve Varşova Paktı’nın dağılması döneminde, NATO’nun “kapatılması” ve bunun yerine, menfaatlerin eşit dengelendiği kolektif bir yapı olarak AGİT’in geliştirilmesi yönünde görüşler ortaya çıktığını söyledi.
Ancak o zaman bu mümkün olmadı, çünkü ne ABD, ne İngilizler, ne de Kuzey Atlantik İttifakı’nın diğer önde gelen ülkeleri ittifakı feshetmek istemedi; aksine tam tersini yapmaya karar verdiler.

Kiev’e güvenlik garantisi eleştirisi: Bu rejimi kalıcılaştırmak kabul edilemez

Lavrov, Batılı ülkelerin Kiev rejimine güvenlik garantisi vermeye çalıştığını ifade ederek, bu yaklaşımın, Ukrayna’da Rusça’ya karşı uygulanan ayrımcı ve “nazizm yanlısı” yasaların kalıcı hale getirilmesi anlamına geldiğini söyledi.
Ukrayna’da Rus diline, kültürüne, medyasına ve Ortodoks kilisesine getirilen kısıtlamaları hatırlatan Lavrov, bu yasaların BM Tüzüğü’ne aykırı olduğunu vurguladı.
Lavrov, Batı’nın Rusça’ya ilişkin bazı tavizler karşılığında Kiev rejimine güvenlik garantileri verme yaklaşımını da ahlaki bulmadığını söyledi.
Eğer onlar güvenlik garantileriyle tam da bu rejimi kalıcılaştırmak istiyorlarsa, hangi topraklar üzerinde olursa olsun, elbette bu kabul edilemez. Eğer Rusça konusunda bazı tavizleri pazarlık unsuru haline getirmeye kalkarlarsa, bu hem alçakça hem de dürüst olmayan bir davranış olur. Çünkü hem dil hem de din özgürlükleri BM Tüzüğü'nde açıkça yer alır. Bunlar pazarlık konusu olamaz. Ben bunu bir ‘ön şart’ olarak da adlandırmam. Söylenmesi gereken şudur: ‘Ukrayna, sen BM üyesi misin? O halde lütfen tüzüğe uy.
Lavrov, Zelenskiy döneminde Kiev rejiminin, tüm eğitim kademelerinde Rusça eğitimi, Rus kültürünü, Rusça yayın yapan medyayı ve kanonik Ukrayna Ortodoks Kilisesi’ni yasaklayan bir dizi yasa kabul ettiğini, buna karşılık Nazi uygulamalarını ve Nürnberg Mahkemesi tarafından mahkum edilmiş suçlulara anıtlar dikilmesini yasallaştırdığını savundu.

Ukrayna Anayasası ve Rus azınlığın hakları

Lavrov, Ukrayna Anayasası’nda Rusların ve diğer ulusal azınlıkların haklarının özellikle vurgulandığını hatırlattı:
Ukrayna anayasasında devletin, Rusların (özellikle ayrı belirtilmiş olarak) ve diğer ulusal azınlıkların haklarına saygı göstermekle yükümlü olduğu yazılı. Batı bu konuyu ‘unutup’ Vladimir Zelenskiy’ye güvenlik garantileri verileceğini söylediğinde, bu, onun Nazi rejimini korumak istediklerini gösterir. Bu, kötü bir şeydir.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov - Sputnik Türkiye, 1920, 05.02.2026
DÜNYA
Lavrov: Rus petrol şirketleri Venezuela'dan çıkmaya zorlanıyor
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала