00:00
01:00
02:00
03:00
04:00
05:00
06:00
07:00
08:00
09:00
10:00
11:00
12:00
13:00
14:00
15:00
16:00
17:00
18:00
19:00
20:00
21:00
22:00
23:00
00:00
01:00
02:00
03:00
04:00
05:00
06:00
07:00
08:00
09:00
10:00
11:00
12:00
13:00
14:00
15:00
16:00
17:00
18:00
19:00
20:00
21:00
22:00
23:00
HABERLER
07:00
6 dk
HABERLER
08:00
6 dk
HABERLER
09:00
5 dk
HABERLER
11:00
5 dk
DÜNYA HABERİ
11:10
10 dk
PARANIN HAREKETİ
11:30
8 dk
HABERLER
12:00
5 dk
HABERLER
16:00
5 dk
HABERLER
17:30
9 dk
HABERLER
18:00
8 dk
HABERLER
19:00
7 dk
HABERLER
07:00
5 dk
MÜZİĞİN EFSANELERİ
07:22
6 dk
HABERLER
08:00
5 dk
ARAMIZDAN AYRILANLAR
08:35
6 dk
HABERLER
09:00
5 dk
HABERLER
11:00
5 dk
DÜNYA HABERİ
11:10
10 dk
PARANIN HAREKETİ
11:30
9 dk
HABERLER
12:00
5 dk
GÜN ORTASI
Her 4 emekliden biri çalışmak zorunda kalıyor
12:06
84 dk
HABER MASASI
Deprem bölgeinde buruk bayram.
13:30
35 dk
HAFTANIN KEYFİ
Serhat Ayan'la Haftanın Keyfi
14:05
55 dk
HABERLER
Saat başı başlıkları
15:00
1 dk
SESLİ HABER
Rus bilim insanı açıkladı: Sohbet botları insanları manipüle etmeyi öğrendi
15:10
2 dk
SPOR BÜLTENİ
Öne çıkan spor başlıkları
15:30
1 dk
HABERLER
Saat başı başlıkları
16:00
1 dk
EKSEN
Ceyda Karan'la Eksen
16:01
89 dk
HABERLER
Saat başı başlıkları
17:30
1 dk
SESLİ HABER
‘ABD Türkiye'den intikam almaya başlıyor’
17:39
4 dk
HABERLER
Saat başı başlıkları
18:00
1 dk
SESLİ HABER
Alman medyası yazdı: Scholz’dan ABD’ye gizli anlaşma önerisi
18:10
3 dk
HABERLER
Saat başı başlıkları
19:00
1 dk
DünBugün
Geri dön
Adana107.4
Adana107.4
Ankara96.2
Antalya104.8
Bursa101.4
Çanakkale107.2
Diyarbakır89.6
Gaziantep104.3
Hatay106.1
İstanbul97.8
İzmir91.0
Kahramanmaraş92.3
Kayseri105.5
Kocaeli90.2
Konya88.6
Malatya106.0
Manisa101.0
Mardin92.2
Ordu99.6
Sakarya90.2
Samsun107.7
Sivas104.2
Şanlıurfa95.3
Trabzon102.4
Van88.0
 - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

‘İsrail’e karşı böyle bir iddianamenin yazılması dahi bir süre önce hayal edemeyeceğimiz bir şeydi’

Ceyda Karan'la Eksen
Abone ol
Çağlar Tekin’e göre UCM’nin İsrail Netanyahu ile Gallant hakkındaki iddianamesi kısa süre önce ‘hayal bile edilemezdi’. İsrail’in açlığı kullanarak savaş suçları işlediğini, Gazze’deki eylemlerinin Hamas’la kıyaslanamayacağı görüşündeki Tekin, işgalci güç ve işgale uğrayan arasındaki farkın dikkatten kaçtığını dile getirdi.
Gazze’deki savaşın yedinci ayında İsrail; Güney Afrika Cumhuriyeti’nin BM’nin en üst düzey yargı organı Lahey Adalet Divanı’nın ötesinde Roma Statüsü’ne göre kurulmuş Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin savcısının Başbakan Benyamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama başvurusuyla sarsıldı. UCM’nin Yugoslavya’nın imha edilmesi sürecinde liberal dünyanın ‘evrensel adalet’ makamı olarak şekillenmesinden bu yana ilgi alanı daha ziyade Afrika ülkeleri olurken, asıl skandal geçen sene savaş alınandan çocukların çıkarılması üzerinden Rusya liderini hedef almasıyla gelmişti.
UCM savcıları yedi ayı aşan sürecin sonunda Gazze meselesine el attı. UCM savcısı Karim Khan, İsrail liderlerini ‘açlığı sistematik biçimde kullarak sivil nüfusa karşı savaş suçu işlemekle’ itham ederek tutuklama kararı talep ederken, Hamas liderleri İsmail Haniye, Yahya Sinvar ve Muhammed Deyf hakkında da katliam ve rehine alma ithamlarıyla savaş suçlamasında bulundu. Khan’ın CNN söyleşisinde ‘Batılı yetkililer ve liderlerin kendisine mahkemenin Batı’nın jeopolitik hedefinde olan ülkeler ve liderler için kurdurulduğunu’ söylediklerini itiraf etmesi dikkat çekti.
İsrail devletinin rehineleri kurtarmak ve Hamas hareketini yok etmek iddiasıyla Gazze’de çok ağır sivil kayıplara yol açtığı bir ortamda gelen UCM davasına BM sistemi içinde Filistin devletinin tanınmasının yaygınlaşması eşlik ediyor.
Gelişmeleri gazeteci Çağlar Tekin ile konuştuk.

‘Böyle bir iddianamenin yazılması dahi bir süre önce hayal edemeyeceğimiz bir şeydi’

Çağlar Tekin’e göre, Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısının ‘tutuklama kararı’ başvurusu, karar çıkmış gibi yansıtıldı. Böyle bir karar alınmasının uzun sürebileceğini belirten Tekin, UCM ile BM’nin en üst düzeyde mahkemesi Lahey Adalet Divanı’nın da karıştırıldığını vurguladı. Tekin’e göre İsrail, yargılamaları ve aklamaları kendi içinde yaparak Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni bypass edebilir:

“Öncelikle bu haber medyada çok yanlış yer aldı. Bu bir başvuruydu. Uluslararası Ceza Mahkemesi sanki tutuklama kararı vermiş gibi bir izlenim oluştu. Ortada bir karar yok. Savcının hazırladığı bir iddianame ve başvuru var. Bunun bir karara bağlanması gerekiyor. Bu da asgari olarak 1 yıl kadar sonra olabilir. İkincisi, burada hem Hamas hem de İsrail yönetiminden kimi isimler öne çıkıyor. Bir yanlışı daha düzeltmek lazım: Uluslararası Ceza Mahkemesi ile Adalet Divanı arasında fark var. Adalet Divanı BM’ye bağlı ve devletler arasındaki anlaşmazlıklara odaklanıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi de şahıslar üzerine araştırma yapıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi kararlarına uyacak ülkelerin Roma Statüsü’ne taraf olması gerekiyor. Bunu da ancak karar çıktıktan sonra tartışabiliriz. Çünkü Netanyahu veya Gallant hakkında bir yakalama kararı çıkarılırsa, girdikleri ülkelerde gözaltına alınması meselesi gündeme gelecek. ABD dışında Batı dünyasının büyük oranda bu mahkemeyi kabul ettiğini söylemek lazım. Biz bunu iki yerde gördük. Birisi Vladimir Putin için alınan karar. Ukrayna’da çocukları kaçırdığı iddiası ile Uluslararası Ceza Mahkemesi çok hızlı davranmıştı. İkincisi de Sudan lideri El Beşir için 2015 tarihli yakalama kararı. Daha sonra gözaltına alındı ama serbest bırakıldı. Bu kararın uygulanmadığını görmüş olduk. Hem de El Beşir gibi bir karakter üzerinden gördük.

Buradan bakınca, bir karar çıkabilir mi? Elbette. Bir sene içinde bu karar alınabilir. Fakat bu ABD gibi ülkelerde uygulanmayacaktır. Tabii bu İsrail’in siyasi olarak soykırım ve savaş suçlarıyla ilişkilendirildiği bir karar çıkması olacağı için büyük bir anlam taşır. Böyle bir iddianamenin yazılması dahi bir süre önce hayal edemeyeceğimiz bir şeydi. Tabii İsrail’in buna yönelik hamleler yapacağını söyleyebiliriz. İşin teknik kısmını konuşabiliriz ama siyasi anlamı daha büyük. Yarın böyle bir karar çıksa ve İsrail kendisinin yargılayacağını söylese, Netanyahu’yu yargılayıp aklayabilir. Asıl kurban gidecek isimler Hamas’ta.”

‘Gazze’de açlık ve sistematik suçlar işleniyor’

Hamas’ın 7 Ekim saldırılarının, İsrail’in Gazze’de yaptığı katliam ile aynı seviyede ele alınmasını eleştiren Çağlar Tekin, Gazze’de yaşananların sistematik bir açlık ve katliam olduğuna dikkat çekti. Tekin’e göre bu durum, uluslararası sistemin çöktüğünün en büyük göstergesi:
“Bu en çok Hamas’ı etkileyecek bir karar olur. Zira iddianamede Hamas ve İsrail aynı kefede değerlendiriliyor. Hamas, İsrail ile benzer suçlar mı işledi? Bu tartışma trajikomik. Yani 7 Ekim baskınını biz öldürülen sivillere baksak bile, 7 Ekim sonrası İsrail’in öldürdüğü insan sayısı kıyas götüremez. Burada sadece öldürme iddiası yok. Açlık var. Sistematik suçlar var iddianamede. Hamas’a bindirilmiş rehin alma gibi işler. Bizim Gazze’de gördüğümüz esas suç ise 7 Ekim’le kıyaslanamaz. Biz milyonlarca insanın kapalı bir kutu içine sıkıştırılıp gıdaya, sağlığa, elektriğe erişiminin tamamen engellenmesinden ve sistematik bir biçimde öldürülmelerinden bahsediyoruz. Temel insani normlar üzerinden bakan birisi için soykırım tartışması yok. Ortada bir soykırım var ve devam ediyor. Biz, bunun uluslararası hukuka ne kadar yansıyabileceğini tartışıyoruz. Biz, gözümüzün önünde gerçekleşen bir olaya karşı mevcut devletler sisteminin ne kadar yanıt verebileceğiyle ilgileniyoruz. Ortada bir soykırım var ama dünya buna soykırım diyebiliyor mu, diyemiyor mu? Bunu tartışıyoruz. İnsanlığın ve dünyadaki mevcut sisteminin en temel aksaklığını görüyoruz. Her yerde bunu görüyoruz ama Filistin meselesi en yıkıcı olan mesele. Gözümüzün önündeki bir soykırıma karşı uluslararası toplum, en basit bir etiketleme işini yapabiliyor mu? Yapamıyor mu? Bu etiketleme olayına bile sevinçle yaklaşıyoruz. Bu, uluslararası sistemin çöküşünün göstergesi. Bunu söylemek lazım. Konunun tartışılması bile uluslararası sistemin çöktüğünü gösteriyor.”

‘İdeolojik olarak bu tarz işlerde üstünlük hala Batı dünyasında algısı var’

Toplumların Batı hegemonyasının anlatılarına artık inanmadığını belirten Çağlar Tekin diğer yandan uluslararası sistemde Batı dünyasının hala daha insan hakları savunusunda üstünlüğü elinde tuttuğunu vurguladı:
“Bunun alternatifi bir kompozisyon yaratılabilmiş değil. İdeolojik olarak bu tarz işlerde üstünlük hala Batı dünyasında. İnsan hakları gibi başlıklarda bunların savunucusu ve koruyucusu Batı dünyasıymış gibi bir algı, toplumlar nezdinde olmasa bile uluslararası sistemde var. Sorunun temellerinden birisi bu. Devletlerin sahip olduğu denklem ile toplumların bakış açısı taban tabana zıt. Bu, uluslararası sistemin bir kriz içinde olduğunu gösteriyor. Bugün herhangi bir insana, İsrail’in Filistin’de yaptıklarına karşı uluslararası toplumun yeterli olup olmadığını sorsak, aklı başında hiç kimse ‘yeterli’ demez. Uluslararası sistemin insanların güvenini kaybettiği anlamına geliyor bu. Tüm krizlerin altındaki en temel başlık bu. Batı dünyasının buna yanıt verebilmesine ilişkin güvenler de düşük. Doğu dünyasının ne kadar yanıt verebileceği ayrıca tartışılır fakat Batı dünyasının yanıt veremediği ortada.”

‘Bir tarafta işgalci diğer tarafta işgale uğramış var’

Tekin’e göre Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısının iddianamesi Hamas ve İsrail’i aynı kefeye koysa da, taraflardan biri uluslararası hukuka göre işgalci olduğu için bu durum hukuki açıdan doğru değil:
“Bu iddianamede, Hamas ve İsrail aynı durum üzerinden ele alınıyor. Hukuken de bu çok mümkün değil. Bir tarafta uluslararası normlara göre işgalci bir unsur var. Diğer tarafta ise işgale uğramış bir unsur var. Bir nefsi müdafaa hali var. Bu, Hamas’ın 7 Ekim’de doğru yapıp yapmadığı tartışmasından bağımsız. Aynı statüde ele alınabilecek iki olgudan bahsetmiyoruz. Bir tanesi normları olan, uluslararası hukuka uyması gereken işgalci bir unsur. Bir diğeri ise nefsi müdafaa yapma koşullarında olan, bunun için devlet statüsü dahi engellenmiş bir unsur var. Şimdi ucundan BM’ye aldılar. 7 Ekim’den önce o da yoktu. Hamas ve İsrail, aynı kefede tartılamaz. Ama iddianamede Hamas da en az İsrail kadar suçlanıyor.”

‘İsrail, sadece devletler değil toplumlar nezdinde çok büyük bir prestij kaybı yaşadı’

Toplumların İsrail’e ve uluslararası sisteme karşı tepkisinin Batı ülkelerini Filistin’i tanımaya adeta mecbur bıraktığı görüşündeki Çağlar Tekin, bu yöndeki adımların giderek artacağı görüşünde:
“Uluslararası sistemde bir kriz var. Bu kriz, toplum baskısının da eklendiği bir denklemde birtakım sonuçlar veriyor. Bu sonuçlar şu anda çok büyük değişiklik yaratmıyor olabilir. Fakat bu huzursuzluk, bu denklemin her yerinden sızıyor. Bu tarz durumlar geçmişte, çok ciddi savaşlarla son verilen dönemler oldu. Bugün böyle bir olasılık belki yok ama bir bakıma soğuk savaş şeklinde devam eden bir mücadele alanı var. Bu mücadelenin unsurları bunlar. Buradan bakınca İsrail, sadece devletler değil esas olarak toplumlar nezdinde çok büyük bir prestij kaybı yaşadı. Bu prestij kaybının devletler nezdinde de bir yansımasından bahsediyoruz. Filistin’i tanıma kararları ve açıklamaları, bunun bir eseri. Benzer kararları, Avrupa’nın başka ülkelerinde de önümüzdeki dönemde göreceğiz. Çünkü bu tarz bir soykırım girişimine karşı toplumun ciddi tepkisi var. İsrail durdurulmadıkça tepki büyüyecek. Büyüyor zaten.”

‘Batı dünyası sıkıştı ve ikiyüzlülük ortaya çıktı. Doğu dünyasında da ikiyüzlülük var’

Doğu toplumlarında İsrail karşıtı kitlesel eylemler yaşanmadığına dikkat çeken tekin, Suudi Arabistan gibi Ortadoğu ülkelerinin hala İsrail ile ilişkilerini kesintisiz biçimde sürdürdüğünü belirtti:
“Türkiye’nin ticareti durdurması mesela. Gönüllü olmadı. Bir toplumsal baskıyla oldu. Bizim coğrafyamız büyük oranda böyle işler hep. İsrail’in Filistin’de yaptıkları, bu coğrafyada hiç ses getirmedi. Batı dünyasında çok ciddi eylemler yapıldı. Yüz binlerin katıldığı eylemler gördük. Türkiye’de bunu görmedik. Çünkü Türkiye’de sol etkisizleştirilmiş, sesini çıkaramayacak bir pozisyona gelmiş durumda. Hükümetin tabanı ise sokakta tepki vermek yerine, küskünlüğü ile tepki verdi. Bizde iş biraz da modern toplum dışı bir tepkisellik yarattı. Doğu dünyasının kalanında da neredeyse hiç tepki görmedik. Batı dünyası böyle yaklaşmadı işe. O yüzden Batı dünyası sıkıştı ve ikiyüzlülük ortaya çıktı. Aslında Doğu dünyasında daha fazla ikiyüzlülük var. İsrail ile ilişkiler ve ticaret, bütün Ortadoğu ülkelerinde devam ediyor. BAE, Suudi Arabistan vs. dostlar alışverişte görsün misalinde açıklamalar yapıyor. Kendi toplumları da bunu biliyor.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала