00:00
01:00
02:00
03:00
04:00
05:00
06:00
07:00
08:00
09:00
10:00
11:00
12:00
13:00
14:00
15:00
16:00
17:00
18:00
19:00
20:00
21:00
22:00
23:00
00:00
01:00
02:00
03:00
04:00
05:00
06:00
07:00
08:00
09:00
10:00
11:00
12:00
13:00
14:00
15:00
16:00
17:00
18:00
19:00
20:00
21:00
22:00
23:00
HABERLER
07:00
5 dk
HABERLER
09:00
5 dk
HABERLER
11:00
4 dk
DÜNYA HABERİ
11:10
10 dk
PARANIN HAREKETİ
11:30
9 dk
HABERLER
12:00
5 dk
GÜN ORTASI
12:05
83 dk
HABERLER
15:00
5 dk
HABERLER
16:00
5 dk
HABERLER
17:30
11 dk
HABERLER
18:00
9 dk
HABERLER
19:00
10 dk
SESLİ HABER
19:15
4 dk
ÖZEL HABER
20:08
39 dk
HABERLER
07:00
6 dk
HABERLER
09:00
5 dk
HABERLER
11:00
4 dk
HABERLER
12:01
5 dk
HABERLER
16:00
5 dk
HABERLER
17:30
13 dk
MÜZİĞİN EFSANELERİ
17:47
10 dk
HABERLER
18:00
11 dk
SESLİ HABER
TDK cinsiyetçi ifadeleri kaldırmaya hazırlanıyor
18:23
1 dk
SESLİ HABER
Putin'in Vietnam ziyaretindeki kritik detay
18:31
2 dk
SESLİ HABER
Çin'den dünyada ilk: Oradan örnek getirdi
18:39
2 dk
SESLİ HABER
Trump'ın ekibi Ukrayna formülünü açıkladı
18:50
1 dk
HABERLER
Saat başı başlıkları
19:00
1 dk
SESLİ HABER
Canan Karatay 'kelliğe yol açıyor' diyerek uyardı
19:15
2 dk
SESLİ HABER
Eski Amerikalı yetkililerden barış çağrısı
19:23
2 dk
SESLİ HABER
Sağlık Bakanlığı'ndan aşırı sıcak uyarısı
19:32
3 dk
MÜZİĞİN EFSANELERİ
Bir pop ikonu: Micheal Jackson
20:26
14 dk
DünBugün
Geri dön
Adana107.4
Adana107.4
Ankara96.2
Antalya104.8
Bursa101.4
Çanakkale107.2
Diyarbakır89.6
Gaziantep104.3
Hatay106.1
İstanbul97.8
İzmir91.0
Kahramanmaraş92.3
Kayseri105.5
Kocaeli90.2
Konya88.6
Malatya106.0
Manisa101.0
Mardin92.2
Ordu99.6
Sakarya90.2
Samsun107.7
Sivas104.2
Şanlıurfa95.3
Trabzon102.4
Van88.0
 - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

‘Yatırımcılar da Çin’den çıkmak istemiyor. Musk’ın konuşmasını duydunuz’

Ceyda Karan'la Eksen
Abone ol
Gökhun Göçmen’e göre, Bali zirvesindeki vaatlerini tutmayan Biden yönetimi Şi ile görüşerek ‘rekabeti risklerden arındırma’ çabasına girişti. Ancak Çin’in ilkesel tutumunu anımsatan Göçmen, zirveden somut sonuç çıkmasa da açılan diyalog kanallarına dikkat çekti. Göçmen, ABD yönetimi olmasa da iş dünyasının Çin’e verdiği öneme atıf yaptı.
ABD ve Çin liderleri, geçen yılki Bali zirvesinden bu yana kötüleşen ilişkileri görüşmek üzere geçen hafta San Francisco’da düzenlenen Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği zirvesi vesilesiyle bir araya gelmişken, ortaya çıkan sonuç tartışılıyor. Liderler zirvesinin ardından ABD’nin sahte çıkan geçen şubat ayındaki ‘casus balon krizinden’ bu yana ilk kez askeri diyalog kanallarının açılmasında mutabık kaldığı belirtiliyor. Yanı sıra yapay zeka ve iklim gibi konularda mekanizmalar da çalıştırılacak.
Ancak zirveden ABD-Çin denklemini zorlayan Tayvan başta olmak üzere ABD’nin ‘Hint-Pasifik’ diye andığı stratejide neyi değiştireceği meçhul görünüyor. Nitekim, Şi Cinping’in vurguları ve Çin için ‘5 hayır’a yönelik atfın görüşmenin Amerikan sunumunda yer almaması dikkat çekti. Biden, Şi ile görüşmesinden kısa süre sonra bir soru üzerine Çin lideri hakkındaki ‘diktatör’ görüşünden vazgeçmediği yanıtını da eksik etmezken herkesin dikkati daha ziyade Şi Cinping’in Amerikan iş dünyasıyla temaslarına çevrildi
San Francisco’daki APEC Zirvesi kapsamında düzenlenen ve dört saat sürdüğü belirtilen Biden-Şi görüşmesini, Çin’in ve ABD’nin bakış açılarındaki farklılıkları, görüşmenin sonuçlarını ve İslam ülkelerinin Çin ziyaretini, gazeteci yazar Gökhun Göçmen ile konuştuk.

‘Köprünün altından çok sular aktı ve ABD bir şekilde Çin ile temasa geçmek istedi’

Gökhun Göçmen’e göre, ABD ve Çin ilişkilerinde son bir yıldaki gerilimler ışığında liderler zirvesi düzenlenmesi için büyük çaba harcandı. Pelosi’nin ‘korsan Tayvan ziyareti’ ile başlayan gerilimi özetleyen Göçmen, üzerine gelen ‘casus balon’ krizi sonrası Pekin’in iletişimi kesmesinin ABD’yi arayışlara ittiğini vurguladı. Göçmen ABD’nin rekabeti risklerden arındırarak yürütme tutumu eşliğinde yaz başından itibaren çeşitli düzeylerde temaslara atıfta bulundu:

“Önce geçmişteki olayları özetleyelim. ABD Dışişleri Bakanı Blinken Çin’i ziyaret edecekti ancak belki de uluslararası ilişkiler tarihinin deyim yerindeyse en fantastik olayı yaşandı. Bir meteoroloji balonu düşürüldü. Amerika, ‘Bu bir casus balondur’ dedi. Uluslararası kamuoyuna hala bir kanıt sunulmadı. Fakat Çin ve ABD ilişkileri gerildi. Zaten ondan önce en dip seviyedeydi. Nedeni ise eski ABD Temsilciler Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan ziyaretiydi. O dakikadan sonra zaten gerilimli olan ilişkiler en dip seviyeye inmiş ve iletişim askıya alınmıştı. Balon olayıyla beklenen normalleşme sağlanamadı.

Tabii köprünün altından çok sular aktı ve ABD, bir şekilde Çin ile temasa geçmek istedi. Önce Çin Savunma Bakanı ile Singapur’da görüşmek istediler ama o da reddedildi. Neden? Çünkü hemen önce ABD Çin Savunma Bakanı’na yaptırım uygulamıştı. Dolayısıyla beklenen teması sağlayamadılar. Ama bir şekilde Çin ile iletişim kurma ihtiyacı hasıl oldu. Çünkü Çin’e karşı yürüttükleri politikada, genel anlamda değil ama stratejik anlamda ufak da olsa bir değişim görüyoruz. Eskiden köprüleri atmak isteyen Amerikalılar, şimdi rekabeti sorumlu şekilde ilerletmeyi düşünüyor. Yani risklerden arındırmak istiyorlar.

Amerikalı uzmanlar ve Henry Kissinger gibi eski diplomatlar gitti Çin’e. Sivil toplum alanında da temaslar kuruldu. Ve nihayetinde ABD’li bakanlar, başta Blinken ve Hazine Bakanı Janet Yellen Çin seyahatleri gerçekleştirdi. Yellen’ın ziyareti özellikle önemli çünkü ticaret alanında mekanizmalar kurma kararı alındı. Yellen’ın ABD siyasetinin genel durumunu göz önünde tutarsak açıklamaları her zaman daha sağduyulu olur. Nitekim yakınlarda WSJ’ye de bir makale yazdı. ‘Biz ülke olarak kendimizi Çin üzerinden tanımlamak istemiyoruz’ dedi. Bu mekanizmaların kurulması önemliydi. Daha sonra Ticaret Bakanı da gitti. Temaslar sağlandı ve karşılıklı ziyaretler başladı. Çin Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Wang Yi, ABD’yi ziyaret etti; Blinken ve Biden ile bir araya geldi. Ve San Francisco zirvesini olgunlaştırma kararı aldılar.”

‘Birbirlerini farklı biçimde tanımlamak isteyen iki ülkeden bahsediyoruz’

Göçmen, Çin yönetiminin ilkesel tutumuna karşılık ABD’nin perspektifini ilişkilerdeki pratik adımların belirlediği görüşünde. Göçmen Çin lideri Şi’nin Biden’ı ‘Dünyanın herkese yeteceği ve Çin’in ABD’yi yerinden etmekle ilgilenmediği’ yolundaki mesajının altını çizdi:

“Taraflar bir yıl aradan sonra ilk kez bir araya geldi. Peki zirveden bir uzlaşı çıktı mı? Hayır. Tabii bir iletişim kanalının olması her haliyle olumlu bir şeydir. Biraz önce ‘5 hayır’dan bahsettiniz. Şi Cinping’in konuşması daha ilkeseldi. Genel çerçeveye dönüktü. Yani Çin-ABD ilişkileri gelecekte nasıl şekillenecek ve hangi zemin üzerinde inşa edilecek? Çin tarafı bunun üzerinde durdu. ABD tarafı ise daha klasik, her zaman olduğu gibi pratik adımları söyledi. Hemen bir iletişim mekanizması kurmayı önerdiler. Türkiye’de de meşhur zaten F-35 için, Suriye’nin kuzeyi için iletişim mekanizmaları kurdular. Amerikalılar böyle top çevirmeyi çok sever. Çin tarafı buna olumlu baktı yine de. Mekanizmaların kurulması iyidir ama en önemlisi tarafların birbirini nasıl tanımladığıdır.

Şi’nin konuşmasında şu gözüktü: ‘Bizim için iki seçenek var. Ya küresel tehditlere karşı işbirliği içinde olacağız. İnsanlığa karşı sorumluyuz. Çin-ABD ilişkileri, güncel durumda tarihin en önemli ilişkisidir’ dedi ve işbirliği çağrısında bulundu. Amerikalılar da bunu kabul ediyor. Biden da bunu doğruladı ancak ‘Biz, Çin’i bir rakip olarak görüyoruz ve bu rekabetin sıcak bir çatışmaya dönüşmemesi için de çeşitli adımlar atmak istiyoruz’ dedi. Yani birbirlerini farklı biçimde tanımlamak isteyen iki ülkeden bahsediyoruz. Şi Cinping dedi ki, ‘ABD’yi tehdit etme, yerinden etme gibi bir niyetimiz yok. Çin sosyalizmini uygulayan, kendi modernleşmesini ve gelişmesini sağlayan bir ülkeyiz. Bu gezegen ikimize de yeter’ dedi. Biden ise ‘Biz rakibiz, sorumlu bir şekilde rekabet etmek için bu toplantıyı yapıyoruz’ dedi.”

‘Şi Cinping 5 vizyon saydı’

Şi Cinping’in 5 vizyon üzerinde durduğunu aktaran Göçmen, aynı zamanda Wang Yi’nin saydığı 7 maddelik uzlaşı ile, Çin’in zirvede somut işbirliğine yönelik adımlar atmaya çalıştığını vurguladı:
“Şi Cinping, ABD ilişkileri için beş vizyon saydı: ‘Birbirimizi doğru bir şekilde anlamalıyız, anlaşmazlıkları yönetmeliyiz, işbirliği sağlayabiliyorsak bunu ortaklaşa ilerletelim, büyük güç sorumluluğunu üstlenelim ve halklar arasındaki teması arttıralım. Beş tane vizyonumuz olsun’ dedi. 7 tane de mekanizma kuruldu. Yapay zeka, askeri iletişim ki bu ABD’nin çok önemsediği bir noktaydı zira denizcilik alanına da dahil, narko-terör ile mücadele, iklim değişikliği ve birkaç konuda daha uzlaşı sağlandı. Wang Yi, karşılıklı saygı, barış içinde yaşamanın yollarını arama, iletişim kanallarının açık kalması, ortak alanlarda işbirliği, rekabeti sorumlu bir biçimde ilerletme, çatışmaların önlenmesi ve BM ilkelerine uyulması konusunda anlaşıldığını belirtti.”

‘ABD’den bu kadar detaylı açıklamalar gelmedi dikkat ederseniz’

Şi ve Biden'ın geçen yıl kasım ayında Endonezya'nın Bali şehrinde bir araya geldiğini ve ABD'nin bir takım sözler verdiğini anımsatan Gökhun Göçmen, verilen sözlerin tutulmamış olmasına da dikkat çekti:
“ABD Bali’de bir Soğuk Savaş istemediğini belirtmişti. Ama attığı adımlara bakacak olursak, Soğuk Savaş zihniyetiyle hareket edildiği görülüyor. Bali Konsensus’unda ‘Çin’in sistemini değiştirme niyetimiz yoktur’ deniyor fakat aksine ÇKP karşıtı tüm hamleler yapılıyor. ‘Çin karşıtı ittifaklar canlandırılmayacak’ denmişti ama bakıyoruz AUKUS’tan Güney Kore’ye kadar ABD, tüm ittifakları Çin’i çevreleme adına yapıyor. ‘Tayvan’ın bağımsızlığını desteklemeyeceğiz’ dediler ama hiç olmadığı kadar silah sevkiyatı yapıyorlar. Bu Bali Konsensus’u, Şi Cinping tarafından tekrar gündeme getirildi. ‘5 hayırımız, 5 vizyonumuz, 7 mekanizmamız ve işbirliği alanımız var’ dedi. ABD’den bu kadar detaylı açıklamalar gelmedi dikkat ederseniz. Askeri anlamda iletişim olmasını ve narko-terör konusunu gündeme getirdi Amerikan kanadı.”

‘Çin için mesele şu: Bu vizyona uyulması’

ABD basınının “somut kazanım olmadı” şeklinde attığı başlıklara katılmayan Göçmen, Çin için ilişkilerin temelini oluşturabilecek bir vizyon üzerinde uzlaşılmasının büyük önem arz ettiği yorumunda bulundu:
“Amerikalılar bu ilkesel meseleleri çok ciddiye almadıkları için kamuoyuna da ‘buradan bir şey çıkmadı’ diyorlar. Fakat Çin’den gelen açıklamalara, uzlaşma ve vizyon meselelerine de itirazları yok. Oysa, bizim bahsettiğimiz şeyler çok temel. İlişkilerin karakteristiğini tanımlayacak ve ilişkilere yön verecek şeyler. Çin için mesele şu: Bu vizyona uyulması. ABD, Bali’de söz verdi ama tutmadı. Çin için karşılarındaki ülkeyi tanımlamak ve bir çerçeve çizmek önemli. Çin basını buna San Francisco vizyonu diyor. Tabii ki ülkeler dört saatte tüm sorunları çözemez ama en azından karşı tarafın hangi çerçeve içinde hareket ettiğini öğrenmek, hangi bariyerlere saygı duyduğunu öğrenmek önemliydi Çinliler için. Ve Çinlilerin sunduğu tekliflere itiraz gelmedi. Çin şimdi ‘En azından bunun üzerinden ilerleyelim, yıllar boyunca sürecek bir ilişkinin çerçevesini çizelim’ diyor. ABD medyasındaki yorumlara katılmıyorum. ABD’nin Şi’nin bahsettiği vizyonlara saygı duyması bile, iki ülke arasındaki ilişkilerini görece sağlıklı hale getirmeye yetecektir diye düşünüyorum.”

‘Yatırımcılar da Çin’den çıkmak istemiyor. Musk’ın konuşmasını duydunuz’

1 milyar 400 milyon nüfusu, geniş orta sınıfı ve yüksek nüfuslu ülkelere komşu olması sebebiyle Çin’in ciddi bir pazar olduğunu anımsatan Göçmen, Amerikan yatırımcılarının bu sebepten ötürü Çin’den ayrılmak istemediğini vurguladı:

“Çin kapitalist mi, sosyalist mi tartışmalarına ben hep şu açıdan bakıyorum: Klasik Marksist literatürde, burjuvazinin devlet aygıtına hakim olduğu sistemin adıdır kapitalist sistem. Bana bir örnek gösterin Çin’de, kapitalistlerin ÇKP üzerinde hakim olduklarına dair. Ancak ben size tam tersi örnekler gösterebilirim. Dolayısıyla bu tarz şeylere, yani Çin-ABD benzerliği iddialarına katılmıyorum. Fakat şu da var Çin, kendine özgü sosyalizmi inşa etmeye çalışırken, benzer sınıflardan faydalanmak zorunda. Sınıfları değiştirebilecek değil. Burjuvaziden, üretici güçlerden yararlanmak ve uluslararası sistemle kendi özelliklerini de koruyarak ilerlemek zorunda.

Amerikalı iş dünyasıyla yemekte de bunu gördük. Şi, yatırımcılara çağrı yaptı. Yatırımcılar da Çin’den çıkmak istemiyor. Musk’ın konuşmasını duydunuz, ‘Bir kere bir araya geldik, sonraki buluşmayı dört gözle bekliyorum’ dedi. Yine Çin’i ilk ziyaret eden, 2023’ün başında Bill Gates olmuştu. Aslında iş insanları, Biden yönetimine göre rasyonel davranıyor çünkü çıkarlarını biliyorlar. Çin, bir üretim üssü olmasının yanı sıra, devasa bir orta nüfusa sahip. Bu insanlar artık tüketebiliyorlar, gelirleri arttı. 1 milyar 400 milyonluk bir pazardan bahsediyorum. Yanındaki ülkelerde de devasa nüfuslar var. Amerikalı üreticiler de dolayısıyla Çin’den çıkmak istemiyor. Zannediyorum Janet Yellen da bunun farkında. ‘Bu ticaret savaşları bize de zarar verdi’ mesajını sık sık tekrarlıyor.

‘Arap Birliği ve İİT heyetinin ilk olarak Çin’e gitmesi ABD’ye çözümün tek adresi olmadığı mesajı’

Diğer yandan İsrail’in Hamas’a karşı savaşı bütün dünyanın olduğu gibi Çin’in de gündeminde. Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın 11 Kasım’da Riyad’daki zirvesinde özel olarak görevledirilen komitenin ilk durağının Çin olması dikkat çekti. Göçmen’e göre bu durum Arap ve İslam devletlerinin bölgede ABD’yi dengeleme yönünde bir adım:

“Bir kere Amerika’ya bir mesaj veriliyor. Artık tek çözümün adresinin ABD olmadığı, Suudi Arabistan-İran barışında gözüktüğü üzere, Çin bölgede önemli bir aktör. Arap ve İslam dünyasının Çin’i ziyaret etmesi, yaptıkları en akıllıca hamlelerden birisi olabilir. Bunun birkaç nedeni var. Birincisi, ABD’nin dengelenme ihtiyacı. Bu noktada BM Güvenlik Konseyi üyesi, birçok alanda ABD ile yarışan ve geride bırakan, ABD’ye alternatif söylemler üreten bir ülkeye gidilmesi, doğrudan ABD özelliğindeki cephenin dengelenmesi için önemli bir adım.

İkincisi ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘Bu meseleyi Haçlı-Hilal kavgasına mı dönüştürmek istiyorsunuz?’ demişti. Doğrudan Çin’in denkleme katılması, Gazze meselesinin dini değil, insani bir mücadele olduğunu gösterecek. Çin, hiç olmadığı kadar Filistin meselesinde harekete geçmeye hazır. Arap ülkeleri ve İslam ülkeleri, bunu teşvik edebileceğinin farkında. Çünkü geleneksel olarak Filistin’i destekleyen bir devletten bahsediyoruz. Son dönemlerde Ortadoğu’da artan angajman da Çin’i ayrı bir yere koymayı gerektiriyor. Özellikle Çin, 7 Ekim’den sonra İsrail’in inşa etmeye çalıştığı ‘meşru müdafaa’ söylemini tamamen elinin tersiyle itti. Bunun tarihsel bir sorun olduğunu ve sebebinin de Filistin halkının bir devleti olmaması olduğunu dile getirdi Çin. Dolayısıyla İslam ülkeleri de Çin’i teşvik etmek için harekete geçti. Çin ne yapabilir, ne yapamaz, bu da ayrı bir tartışmanın konusu.”

‘Rusya, Çin’e bakınca kalkınma görüyor’

Her güç kaybeden devlet gibi ABD’nin de paranoya içinde olduğunu söyleyen Göçmen’e göre, ABD'nin Çin algısı bu sebepten ötürü bir rekabet üzerine kurulu:
“ABD, giderek güç erozyonuna uğrayan bir ülke. Çin’in kafasında sürekli bir soru işareti var. Şi Cinping’in: ‘Sizi tahtınızdan etmeyeceğiz. Biz kendimize dair planlar yaparken sizi parametre olarak almıyoruz’ demesine karşın, ABD güç kaybına uğrayan, düşüş dönemindeki devletler gibi paranoya içinde. Ve ABD, öngörülemez bir hale geldi. Dolayısıyla Rusya-ABD ilişkileri arasındaki bir boyut da bu. Rusya, Çin’e bakınca kalkınma görüyor; bölgesel ve uluslararası yeni platformlar görüyor. Putin, Şaka yollu ‘sizin hızlı trenleri kıskanıyorum’ diyor. Şi de ‘Biz de sizin nükleer kapasitenizi takdir ediyoruz, gelin işbirliği yapalım’ diyor. Ama ABD ile masaya oturunca tek kavram rekabet oluyor. Ve bu rekabet savaşa dönüşmesin diyorlar fakat o bile muallakta. Dolayısıyla iki ülke arasındaki temel fark, birbirlerini nasıl gördüğü ile ilgili. Putin, Şi’ye bakınca, bir fırsat ve işbirliği görürken, diğer taraf tamamen kendilerini tahttan edecek bir lider görüyor bu paranoya içinde.”

‘Biden’da yaşlılık veya zihinsel yorgunluk hissediliyor’

Biden’ın San Francisco görüşmesinin hemen ardından bir soru üzerine Şi Cinping ‘diktatör’ saptamasını yineleyerek yaptığı gafın ardından ertesi günü APEC zirvesinde el sıkışmak için yanına koştuğunu belirten Göçmen’e göre, yaşananlar Biden’ın zihinsel yorgunluğunun bir başka göstergesi:
“Biden şöyle bir adam: Bir gün önce kameralar karşısına geçiyor, Blinken’ı yerin dibine sokarcasına ‘Diktatör’ diyor. Ertesi gün APEC zirvesinde Şi Cinping’i koşar adım takip ediyor. Ben Biden’ı hiç o kadar hızlı görmedim. Yanlarında kimse yok, Şi’nin elini sıkıyor. Ben uluslararası ilişkilerde böyle şeyleri konuşmaktan pek hoşlanmam ama Biden’ın hal ve hareketlerinden ileri yaş veya zihinsel yorgunluk hissediliyor.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала