‘Bu süreç ‘taşıma suyla değirmen dönmeyeceğini’ ortaya koydu’
“Şu andaki durumu iki atasözüyle özetleyebilirim. Birincisi ABD ve İsrail açısından ‘evdeki hesabın çarşıya uymadığı’ bir süreç yaşanıyor. İkincisi de bu süreç ‘taşıma suyla değirmen dönmeyeceğini’ ortaya koydu. Yani ABD binlerce kilometre öteden bölgeye yaptığı o taşıma ile değirmeni döndüremedi. Evdeki hesap noktasında da İran’da yönetim değişikliği, İran’ı parçalama, istikrarsızlaştırma veya güçsüzleştirme hedefi vardı; bunlara da ulaşamadı. Geldiğimiz noktada ABD bir düğümün içerisine hapsolmuş durumda, özellikle de Hürmüz Boğazı noktasında.”
‘Şu anda İran’ın istediği gemiler geçiyor’
‘Özgürlük Operasyonu da başarısız’
“Dünya ticareti, gaz, enerji, petrol, petrokimya, gübre… Hürmüz Boğazı’nda birçok ürünü yakından etkileyen bir husus yaşandı. ABD neyi denediyse başaramadı, hala da başaramamaya devam ediyor. En son ‘Özgürlük operasyonu’ başlattıklarını duyurdular.
İki gemi şu anda kayalıklar arasında sıkışıp kalmış durumda. Ne ileri gidebiliyorlar ne geri gidebiliyorlar. ABD ‘gemileri kurtarayım’ derken daha da bataklığın içerisine sürüklediği bir süreç yaşanıyor. Buradaki tek çıkış yolu ABD’nin ve dünyanın Hürmüz Boğazı üzerindeki İran egemenliğini tanımasından geçiyor.”
‘İran Körfez ülkeleri ile ‘kazan-kazan’ politikası istiyor’
‘İran, bölge ülkeleri ve Asya ile temalarını sürdürüyor’
“Körfez ile temaslar sürüyor. İran Körfez’i doğru bir tutum almaya itmeye çalışıyor. İran bu savaş ile birlikte ABD’yi bölgeden tamamen çıkartma hedefi koydu önüne. ABD’nin bölgeden çıkması demek zaten bölgenin en büyük istikrarsızlık kaynağının ABD ve onun üsleri olduğunu düşünecek olursak İran bu üsleri boşalttırmayı dayatarak bir yandan Körfez ülkelerine de özgürlük getirme hedefi var. Körfez ülkelerinde uyanış var, ama tereddütlü. Bölgenin kendi sorunlarının kendinin çözmesi, ABD’nin buna müdahil olmaması konusunda uyanışları var ama sistemlerini uzun süre ABD’ye entegre ettikleri için bir bocalama yaşıyorlar.
Tabii burada BAE, Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn’i ayrı konumlandırmak gerekiyor. Çünkü geldiğimiz noktada BAE İsrail ile göbekten bir bağ kurmuş vaziyette. BAE raydan çıkmış durumda; ABD ve İsrail’in yanında yer alıyor, savaşın devam etmesinden yana. Hatta ihtilaf yaşanan üç ada var; ‘Bu savaş devam eder de bu 3 adayı geri alabilir miyim?’ gibi küçük hesaplar, hayaller içerisine girmiş durumda. Ama bu hatada devam etmesi BAE’nin hanesine eksi yazacak. Hatta emirliğe ‘birleşik’ diyoruz ama eğer bu süreç bu şekilde tırmanmaya devam ederse BAE içerisinde ayrışmalar hatta iktidarın el değiştirmesi gibi bir süreç yaşanma ihtimali de çok yüksek. Bu Bahreyn’i de kapsayarak domino etkisi yaratabilir.”
‘İran halkı yeni savaşa da hazır’
“Müthiş bir seferberlik oluştu. 12 Gün Savaşı’na göre çok daha hazır bir İran ordusu, İran devlet yönetimi ve İran halkı gördük. Her mahallede, ana caddeler üzerinde kurulan birlik, dayanışma çadırları kuruldu. Günlük hayat savaş sürecinde de ateşkes sürecinde de olabildiği ölçüde devam ettirildi. Kamu çalışması aksamadı, yalnızca kapasitesi azaltıldı. İşleyen bir çark durmadı. İnsanlarda korku, endişe yoktu; zaten insanlar kefenlerini giyerek meydanlara geliyordu. Ateşkes olmasına rağmen seferberlik ruhu devam ediyor. ABD ve İsrail karakolları bombaladı. Ama İran buna da hazırmış; ABD ve İsrail daha çok boş karakolları bombaladı. İran alternatif karakollar oluşturmuş, o nedenle güvenlik noktasında da aksama olmadı. Binlerce insan her akşam farklı meydanlarda toplanıyor ve hiçbir güvenlik olayı yaşanmıyor.”