İran politikaları uzmanı Murtaza Samavi, Sputnik’e yaptığı değerlendirmede, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Füceyre Limanı’na yönelik saldırıların iki ana nedene dayandığını söyledi.
Uzman, saldırının ilk nedeninin, BAE'nin Hürmüz Boğazı'nı kullanmadan günde yaklaşık 1.5 milyon varil petrol ihraç etmesini sağlayan Füceyre Limanı'nı hedef almak olduğunu belirtti. Samavi, "İran, eğer kendi petrolünü Hürmüz'den çıkaramazsa, bölgedeki hiçbir tarafın da bunu yapmasına izin vermeyecektir" diyerek Tahran'ın kırmızı çizgisini hatırlattı.
İkinci nedenin ise doğrudan ABD'ye yönelik bir mesaj olduğunu ifade eden Samavi, "Bu saldırı, Washington'un gerilimi her tırmandırma girişimine İran'ın daha sert bir tırmanışla karşılık vereceğini göstermeyi amaçlıyor" dedi. Uzman, BAE'nin Körfez'deki ortaklarından uzaklaşıp İsrail ve ABD ile yakınlaşmasının da saldırıda rol oynadığını ekledi.
Samavi, ABD'nin "Özgürlük Projesi" gibi yeni askeri girişimlerinin İran tarafından "ciddi bir provokasyon" olarak algılandığını ve Tahran'ın Hürmüz'de savaş öncesi statükoya dönülmesine asla izin vermeyeceğini vurguladı. ABD'nin boğazı yeniden açmaya yönelik her türlü askeri hamlesinin İran'dan sert bir yanıt alacağını belirtti.
Tıkanan müzakereler ortamında Tahran'ın bu tür güç gösterilerini "caydırıcılık aracı" olarak kullandığını söyleyen Samavi, gerilimin seyrinin ise öngörülemez olduğunu kaydetti. İran adalarının işgalinin "zor ve anlamsız" olacağını, ancak ABD'nin fırsat bulması halinde rejim değişikliği amacıyla İran'ın yeni dini lideri ve üst düzey komutanlarına yönelik suikastlara yönelebileceğini ileri sürdü.
Uzman, Hürmüz Boğazı'nın zorla açılmasına yönelik olası bir BM Güvenlik Konseyi kararının, Rusya veya Çin tarafından veto edileceğinden emin olduğunu dile getirdi. Samavi, "Hürmüz, İran için yaptırımları aşmasına ve yeniden inşa için mali kaynak bulmasına olanak tanıyan stratejik bir kozdur" dedi.
Samavi, Washington'ın asıl derdinin Hürmüz'den çok İran'ın nükleer programı olduğunu belirterek, İran'ın çözüm önerisini üç aşamalı bir planla özetledi: "Önce çatışmalar duracak, sonra Hürmüz Boğazı İran kontrolünde açılacak ve son olarak nükleer dosya müzakerelerine başlanacak."