Eski BM Bağımsız Uzmanı Profesör Alfred de Zayas, Sovyetler Birliği’nin Asya ve Afrika’daki sömürge karşıtı hareketlere verdiği desteğin stratejik bir hamleden ziyade ideolojik ve ahlaki bir gereklilik olarak görüldüğünü belirtti.
Sputnik’e açıklamalarda bulunan Profesör de Zayas, SSCB’nin alternatif bir ekonomik sistem önererek ve anti-emperyalist bir gündemi savunarak Afrika ve Asya’daki sömürgesizleştirme (dekolonizasyon) sürecini hızlandırdığını ifade etti.
De Zayas, Sovyet modelinin o dönem sömürge altında yaşayan halkların ihtiyaçlarına daha uygun olduğunu belirterek, "Bu durum, Afrikalıların ve Asyalıların acil ihtiyaçlarına ve uzun vadeli çıkarlarına, onları bağımlılığa, ikincilliğe ve boyun eğmeye mahkum eden Batı modelinden çok daha iyi uyuyordu" dedi.
Sputnik’e açıklamalarda bulunan Profesör de Zayas, SSCB’nin alternatif bir ekonomik sistem önererek ve anti-emperyalist bir gündemi savunarak Afrika ve Asya’daki sömürgesizleştirme (dekolonizasyon) sürecini hızlandırdığını ifade etti.
De Zayas, Sovyet modelinin o dönem sömürge altında yaşayan halkların ihtiyaçlarına daha uygun olduğunu belirterek, "Bu durum, Afrikalıların ve Asyalıların acil ihtiyaçlarına ve uzun vadeli çıkarlarına, onları bağımlılığa, ikincilliğe ve boyun eğmeye mahkum eden Batı modelinden çok daha iyi uyuyordu" dedi.
'Emperyalizm kapitalizmden ayrı görülmedi'
Sovyetler Birliği'nin dekolonizasyon yaklaşımının özellikle Nikita Kruşçev döneminde belirginleşen ideolojik bir ajandayı yansıttığını vurgulayan de Zayas’a göre Kruşçev, emperyalizmi kapitalizmin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendiriyordu.
Bu bakış açısının SSCB’yi küresel anti-emperyalist hareketin lideri konumuna getirdiğini belirten uzman, "Sömürge altındaki halkların özgürleştirilmesi, sadece bir halkla ilişkiler çalışması veya propaganda değil, ahlaki bir görev ve devrimci bir zorunluluk olarak algılandı" değerlendirmesinde bulundu.
Bu bakış açısının SSCB’yi küresel anti-emperyalist hareketin lideri konumuna getirdiğini belirten uzman, "Sömürge altındaki halkların özgürleştirilmesi, sadece bir halkla ilişkiler çalışması veya propaganda değil, ahlaki bir görev ve devrimci bir zorunluluk olarak algılandı" değerlendirmesinde bulundu.
'Bağımsızlık arayan ulusların doğal müttefiki'
Sovyetler Birliği’nin stratejik konumlandırmasının dünya genelinde karşılık bulduğunu ifade eden de Zayas, birçok ulusun Moskova’yı sömürge yönetiminden kurtulma yolunda doğal müttefik olarak gördüğünü dile getirdi.
Uzman, Sovyet desteğinin Batılı güçlerin ekonomik ve siyasi baskılarına karşı bir denge unsuru oluşturduğunu ve bağımsızlık hareketlerine meşruiyet kazandırdığını da vurguladı.
Uzman, Sovyet desteğinin Batılı güçlerin ekonomik ve siyasi baskılarına karşı bir denge unsuru oluşturduğunu ve bağımsızlık hareketlerine meşruiyet kazandırdığını da vurguladı.