Yıllardır teoride kalan bir doğa olayı, nihayet sahada doğrulandı. ABD’de Pennsylvania State Üniversitesi bünyesindeki meteoroloji ve atmosfer bilimleri uzmanları, fırtınalar sırasında ağaç tepelerinde oluşan küçük şimşeklerin yani bilimsel adıyla “korona boşalmalarını” ilk kez doğada görüntülemeyi başardı.
70 yıllık teori doğrulandı
Bilim insanları, 70 yılı aşkın süredir fırtınalar sırasında ormanların üzerinde oluşan elektrik alanlarının bu tür boşalmalara yol açabileceğini düşünüyordu. Ancak bu olay daha önce yalnızca laboratuvar ortamında gözlemlenebilmişti.
Üç hafta boyunca Florida’da fırtına kovalayan ekip, beklediği sonuçları alamadı. Ancak dönüş yolunda, Kuzey Karolina’da şiddetli ve uzun süren bir fırtınaya denk gelmeleri her şeyi değiştirdi. Araştırmacılar, bir üniversite kampüsündeki ağaçlara teleskopik ölçüm cihazlarını yöneltti.
İki saat süren fırtına sırasında, bir Sığla ağacında yüzlerce, bir çam türünde ise onlarca korona olayı kaydedildi. Bu anlar, doğada ilk kez doğrudan gözlemlenen korona boşalmaları olarak bilim dünyasına geçti. Bulgular, Geophysical Research Letters dergisinde yayımlandı.
Fırtınalarda ağaç tepeleri parlıyor: 70 yıllık gizem ilk kez doğada fotoğraflandı
© Fotoğraf : William Brune / Penn State Üniversitesi
Ağaçlar elektrik üretiyor, atmosfer temizleniyor
Korona boşalmaları, fırtına bulutlarının güçlü negatif yük taşımasıyla başlıyor. Bu yük, yerdeki pozitif yükü kendine çekiyor. Elektrik, ağaçların en yüksek noktalarına doğru yükselerek yaprak uçlarında yoğunlaşıyor ve küçük şimşekler gibi zayıf bir parıltı oluşturuyor.
Bu parlamalar sadece görsel bir etki değil. Aynı zamanda ultraviyole (UV) ışık yayarak havadaki su buharını parçalıyor ve “hidroksil” adı verilen bir madde üretiyor.
Hidroksil, atmosferdeki en önemli temizleyicilerden biri olarak biliniyor. Metan gibi sera gazları ve uçucu organik bileşikleri parçalayarak havanın temizlenmesine katkı sağlıyor.
Araştırmacıların önceki çalışmaları, bu korona boşalmalarının ormanlarda önemli bir “doğal hava temizleyici” kaynağı olabileceğini ortaya koymuştu.
Araştırmanın başyazarı Patrick McFarland, keşfin önemini şu sözlerle özetliyor:
“Bu çalışma, doğada hâlâ keşfedilecek çok şey olduğunu gösteriyor. Yarım yüzyıldan uzun süredir varlığı tahmin edilen bir olguyu nihayet kanıtlamış olduk.”