EKSEN

‘Türkiye, arkasında finans kapitalin olduğu Doğu karşıtı koalisyona sokulmak isteniyor’

Hasan Erel’e göre Türkiye; Çin, Rusya ve İran’ı karşısına alan NATO paraleli yeni koalisyona dahil edilmek isteniyor. Von der Leyen’in sözleri ile Barrack’ın ziyaretini de bu çerçevede okumak gerektiğini söyleyen Erel, bu politikalarda İsrail’in payına işaret etti.
Sitede oku
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in İsrail ile paralellik gösteren Türkiye açıklamaları, Batı merkezli finans kapitalin yeni bir hamlesi olarak öne çıkıyor. İsrail’in Türkiye’yi yeni bölgesel rakip ve hedef olarak ilan ettiği bu süreçte, NATO’ya paralel kurgulanan yeni koalisyonlarla Ankara’nın Rusya ve İran’a karşı bir ileri karakol olarak kullanılmak istendiği görülüyor.
Özellikle Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve enerji hatları üzerinden şekillenen bu baskı mekanizması, BlackRock ve Rothschild gibi küresel sermaye odaklarının çıkarları doğrultusunda Türkiye’yi Batı eksenine hapsetmeyi amaçlarken Bilderberg sonrası hızlanan holding satışları ve Tom Barrack gibi figürlerin diplomatik sınırları aşan faaliyetleri dikkat çekiyor. Batı’nın gerilediği ve Doğu’nun yükseldiği mevcut küresel denklemde, Türkiye’nin kendi çıkarlarıyla örtüşmeyen bu savaş kışkırtıcılığına karşı komşularıyla dengeli bir iş birliği yürütmesi ve sömürgeci yaklaşımlara karşı net bir tavır sergilemesi stratejik bir zorunluluk haline geliyor.
Mark Rutte’nin Türkiye ziyareti ve Ursula von der Leyen’in söylemlerini siyasi analist Hasan Erel ile konuştuk.

‘Von der Leyen’in söylemleri İsrail ile bağlantılı’

Von der Leyen’in Çin ve Rusya’nın yanısıra Türkiye’yi de karşısına alan açıklamalarının İsrail ile paralellik gösterdiğini söyleyen Erel, bu tutumun arka planında finans kapital olduğu görüşünde:
“Von der Leyen’in çizgisi İsrail ile paralel gidiyor. İsrail söylemleri de son dönemde Türkiye’yi hedef alır şekilde. İsrail’den, ‘İran’dan sonra hedefimiz Türkiye’ gibi bir mesaj verildi. İsrail yeni rakip ve düşman olarak Türkiye’yi seçtiğini ilan etti. Bunu çok fazla insan ciddiye almadı. İsrail-Türkiye ilişkilerinin tarihsel olarak kamuoyuna açık olmasa da iyi gittiğini söyleyebiliriz. İsrail’i ilk tanıyan ülkelerden biri Türkiye olmuştu. Erbakan zamanında bile savunma anlaşmaları imzalanmıştı. NATO üzerinden de ilişkiler yürütüyor. Kürecik’teki radar istasyonu NATO ve ABD’den ziyade İsrail’e daha çok yarayan bir noktada. İsrail-Türkiye ilişkilerinin bir anda bozulmasını bu sebeple çoğu kişi ciddiye almadı. Ancak derinine bakıldığında İsrail’in Türkiye’yi artık rakip olarak gördüğünü söyleyebiliriz. Suriye ve Doğu Akdeniz üzerinden özellikle. Kıbrıs da bu denklemin bir parçası. Von der Leyen’in en meşhur laflarından biri ‘Avrupa Birliği Talmud değerleriyle uyumludur’ açıklaması. Leyen’in İsrail’den bir doktorası da bulunuyor. Dedesi Nazi ancak kendisi siyonist. Bu sebeple Leyen’in çizgisini ‘Siyonist Nazi’ olarak adlandırıyorum. Avrupa Birliği’nin seçilmemiş komisyonu Nazi-Siyonist çizgiye gelmiş durumda. Orban’a ‘aşırı sağcı’ diyorlardı ancak şu anki yönetim tamamen savaş kışkırtıcılığı üzerinden yürüyor. Rusya’yı düşman olarak görüyorlar örneğin. Rusya’nın Avrupa’ya saldıracağını varsayıyorlar. Von der Leyen’in Türkiye, Çin ve Rusya’yı düşman kampında olarak göstermesi bence İsrail ile bağlantılı. Arka planında Londra City’deki dünyayı finansal olarak manipüle eden finans kapitalin kuklaları olduğunu görüyoruz. Kapitalizm 2008’den beri sıkıntıda olduğu için savaş ve düşman arıyorlar. Rusya, ‘Avrupa’yı işgal etmek gibi bir derdim yok’ diyor örneğin ancak yine de Rusya’ya karşı yeni bir oluşum içine girmeye çalışıyorlar. Von der Leyen’in bu açıklaması İsrail ile paralel gidiyor.”

‘Türkiye’yi, Rusya ve İran’a karşı kullanmak istiyorlar’

Türkiye’nin; İngiltere üzerinden NATO’ya paralel kurulmak istenen koalisyona dahil edilmek ve Rusya ile İran karşıtı bir pozisyona sokulmak istendiğini belirten Erel, Rutte’nin ziyaretinin arka planında da bunun olduğunu düşünüyor. Erel, Türkiye’nin çıkarlarının Batı’da olmadığı görüşünde:
“Von der Leyen’in sözleri aslında bir tehdit. İsrail’in söylemi de bir tehdit. İngiltere üzerinden yeni bir koalisyon kurulmaya çalışılıyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İngiltere’de stratejik iş birliği anlaşması imzaladı. NATO’ya paralel bir yeni koalisyon kurulmaya ve Türkiye’de bunun içine sokulmaya çalışılıyor. Rusya’ya karşı Türkiye’yi öne sürme gayretleri var. İsrail’in bu söylemleri Türkiye’yi hem İran’a karşı yanına çekmek hem Katar doğalgazını Türkiye’den geçirme planını iptal ettirmek gibi tehditler içeriyor. Bu açıklamalarla Türkiye hem düşman konumuna sokuluyor hem de ‘Düşman konumuna düşmemek için dediklerimizi yapmalısınız’ mesajı veriliyor. Mark Rutte’nin Ankara’ya gelme sebebi bu gündemi konuşmak. Rutte, ASELSAN’ı ziyaret etti. Temmuz ayında NATO zirvesi var. Kasım ayında da NATO’nun silah zirvesi var. Bu ziyaret aslında İzmir’deki silah zirvesiyle ilgili. ‘Türkiye’yi ne kadar yanımıza çekip İran’a ve Rusya’ya karşı kullanabiliriz?’ derdindeler. Ancak bu Türkiye’nin çıkarlarına uymuyor. Türkiye neden Rusya ya da İran ile düşman olsun? Türkiye büyük enerji aldığı komşularıyla iyi geçinmek durumunda. BlackRock da var bu işin içinde. Bu mantıksızlığın arka planında büyük sermaye çıkarları var. Rothschild ve BlacRock gibi trilyonlarca doları hareket ettiren finans kapital var. Türkiye, İngiltere’nin yanına geçip Amerika’ya yakın değilmiş gibi gösterilerek İsrail’in yanına sokulmaya çalışılıyor. Kıbrıs’ta yapılan toplantı da bunun uzantısı. Merz ile Kıbrıs’ta bir araya gelen Macron, ‘Güney Kıbrıs’a üs kuracağız’ diyerek Kıbrıs üzerinden açıkça Türkiye’yi tehdit etti. Ermenistan-Rum kesimi ile Yunanistan’ın bir anlaşması var. Türkiye’yi kuşatıyorlar ve bunun sonucunda da Türkiye’yi Rusya ve İran’a karşı kullanmak için baskı kuruyorlar. Von der Leyen’in açıklamasını da bu şekilde okuyorum. Ancak özünde düşman olarak görüyorlar. Bu tarih boyunca değişmedi. Dost gözüktüklerinde dahi Türkiye’yi içselleştirmediler. Balkanları dahi Avrupa olarak görmüyorlar. Türkiye’yi Orta Doğu ülkesi olarak görüyorlar. Türkiye’nin de çıkarları artık Batı’da değil. İran savaşında bu doğrulandı. İsrail çok etkili çünkü arkalarında siyonizm var. Siyonizm sadece İsrailli Yahudilere özgü değil. Dünya çapındaki sermayedarların kendi projeleri bu. Bunun adı aslında neoliberalizm. Amerika’daki iç çatışmada dahi CIA’in ekipleriyle Palantir’in ya da teknokrat diğer şirketlerin bir mücadelesi yatıyor. Türkiye’yi de bu mücadelede kim yanına çekerse o kazançlı çıkacak. Türkiye, İran ve Rusya’ya yakın. Türkiye hem Doğu Akdeniz’de hem Ege’de...Kıbrıs, Kafkaslar var ve Azerbaycan ile de komşu. Türkiye kritik bir rol oynuyor bu yüzden de baskılar artacak gibi.”

‘Türkiye, Avrupa’nın zayıflamasından etkilenmez’

Türkiye’nin Batı ile ortak çıkarları olmadığını vurgulayan Erel, zayıflamış bir Avrupa’nın Türkiye’yi olumsuz anlamda etkilemeyeceğini söyledi. Erel’e göre Batı-Türkiye ilişkileri dengeli ilerlemeli:
“Bilderberg toplantılarından sonra Türkiye’de holdinglerin satışları başladı. Hürmüz krizi dünyayı her açıdan etkileyecek. Birçok şey bu toplantılarda konuşuldu belli ki. Zirveden sonra da Türkiye’de holding satışları başladı. Bu da büyük bir krizin habercisi olarak okunabilir. Bilderberg aslında ulakların toplantısı. Asıl patronlar Davos gibi yerlerde toplanıyorlar. Avrupa’nın zayıflaması Türkiye için olumlu. Avrupa’nın zayıflaması demek Batı’nın zayıflaması demek. Doğu güçleneceği ve Türkiye de büyük ölçüde doğu kısmında yer aldığı için Türkiye bundan etkilenmez. Ancak medyadan akademiye, siyasetten iş dünyasına kadar süren Batı eksenli bu NATO’sal sistem, Batı olmadan bir şey düşünemiyor. Halbuki bugün Trump’ın Amerikası bir barbaristan İran ise medeniyet olarak ortaya çıkıyor. İsrail terörist organizasyon olarak hareket ediyor. Terörizmle yaşayan İsrail, Trump’ın gözbebeği. Avrupa hastalığı ve hayranlığını anlayamıyorum. Avrupa ile ilişkiler tabii ki olmalı ancak Almanya ile Türkiye’nin nasıl bir ilgisi olabilir? Orada Türkler yaşıyor olabilir ancak Almanya ile Türkiye’nin ortak bir çıkarı yok. Türkiye’nin Batı ile ilişkileri dengeli olmalı. Montrö ile oynamanın, bir ordu kurmanın ne anlamı var? İran’a destek vermemiz gerekirken Türkiye İngiltere ile anlaşmalar imzalıyor. Rusya’yı neden düşman edinelim? Bizim Rusya ile iş birliği yapmamız gerekir. Ancak bazı mecburiyetlerden ötürü tavizler veriliyor. Bunlar doğru değil.”

‘Tom Barrack istenmeyen kişi ilan edilmeli’

Erel, Antalya Diplomasi Forumu’nda monarşi öven Tom Barrack’ın istenmeyen kişi ilan edilmesi gerektiğini söyledi. Erel, Batı’nın Türkiye’de modernlik istemediği görüşünde:
“Tom Barrack’a direkt olarak kapı gösterilmeli ve ‘istenmeyen kişi’ ilan edilmeli. Normalde bir ülkede büyükelçinin monarşi rejimini önermesi kovulma nedeni olmalı. Epstein’ın sapık arkadaşı aynı zamanda. Bunlar ortaya çıktığında gönderilmeliydi. Türkiye artık bu manzaradan kurtulmalı. Hangi savaşı kaybettik de sömürge valisi gibi bir adam gelip böyle konuşabiliyor? Bir Türk vatandaşı söylese suçlu ilan edilecekken Tom Barrack nasıl büyükelçi olarak ortalıkta gezebiliyor? Bunu anlamak mümkün değil. Türkiye büyük bir ülke ise bu adamı kovmalı. Türkiye’de bir başkanlık sistemi de var ve Amerika bunu seviyor. Batılılar Türkiye’de modernite olsun da istemiyorlar. Lozan’da İngilizler halifeliğin kaldırılmasını istememişti örneğin. Normal bir egemen ülkenin bu kişiyi kapı dışarı etmesi gerekir."
Yorum yaz