ABD Başkanı Donald Trump’ın kamuoyu desteği, ekonomik yönetimine yönelik eleştiriler ve İran’daki savaş politikası nedeniyle ikinci başkanlık döneminde en düşük seviyesine geriledi. Yapılan ölçümlere göre, Trump’ın onay oranı yüzde 32’ye düşerken, kendisini başarısız bulanların oranı yüzde 67’ye yükseldi. Yapılan birçok anket, farklı siyasi eğilimlerde benzer şekilde gerileyen bir tabloya işaret ediyor. Özellikle bağımsız seçmenler ve gençler arasında Trump’a karşı dikkat çekici destek kayıpları görülüyor. Bu gerileme, Donald Trump’ın 2024 seçimlerinde kazandığı eyaletlerde bile hissedilirken, yaklaşan ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçiler açısından risk oluşturuyor.
Bu hafta yayımlanan ve American Research Group ile AP-NORC’nin de aralarında bulunduğu çeşitli anketler, Trump’ın onay oranının yüzde 32 ile 36 arasında değiştiğini ortaya koydu. Buna karşılık, ABD başkanını onaylamayanların oranı yüzde 67 seviyesine ulaştı. Son olarak ABD merkezli CNN’in anket ortalamasına göre ise ortalama onaylamama oranı yüzde 62 olarak ölçüldü. Peki bu düşüşün sebepleri neler? Kasım ayında yapılması beklenen ara seçimlerin sonucu ne olur? Trump, Temsilciler Meclisi ve Senato’daki çoğunluğu kaybeder mi? Amerika Araştırmaları Uzmanı Şanlı Bahadır Koç, Sputnik’e değerlendirdi.
‘Trump birçok konuda plansız, programsız, metotsuz ve disiplinsiz ilerliyor, onu destekleyenlerin uyarılarını elinin tersiyle itiyor’
Amerika Araştırmaları Uzmanı Şanlı Bahadır Koç, Trump’ın birçok konuda plansız ve programsız ilerlediğini söyleyerek “ben ne dersem o” tavrında olduğunu belirtti:
“Trump, Amerika’nın ekonomik ve siyasi sistemi tarafından dışlanmış ihtiyaçları talepleri dikkate alınmayan kesimlere ‘sizin durumunuzu, statünüzü iyileştireceğim’ diyerek geldi. Fakat birçok konuda plansız, programsız, metotsuz ve disiplinsiz ilerliyor, vaat ettiği şeylerin tersine işlere giriyor ve tabandan gelen veya onu destekleyen alternatif medyadan gelen eleştirileri uyarıları elinin tersiyle itiyor. Trump ‘ben ne dersem o’ havasında. Örneğin ‘bir daha savaş yok’ demişti, İran savaşına girdi. İran'ı bir değil hem de ikinci kez vuruyor.”
“İran’da kısa, kolay, egosunu ve şöhretini bu pompalayacak bir sonuç bekliyordu, böyle olmadı.”
‘Trump savaşa battıkça hırçınlaşıyor, seçilmesi için en çok çaba sarf edenleri kendinden uzaklaştırıyor’
Koç, savaş öncesi amerikan medyasına yansıyan tartışmalarda Trump’ı destekleyenlerin birçoğunun bu savaşa mesafeli görüldüğünün altını çizdi:
“Amerikan medyasına yansıyan savaş öncesi iç tartışmalarda, danışmanlarının çoğunun bu savaşa mesafeli olduğu görülüyor. Bunların bir kısmı, şimdi savaş kötü gidince “ben demiştim” diyebilmek, kendilerini temize çıkarmak için abartılı şekilde medyaya sızdırılan görüşler de olabilir ama herhalde önemli oranda gerçeklik payı da var. Trump savaşa battıkça hırçınlaşıyor, seçilmesi için en çok çaba sarf edenleri kendinden uzaklaştırıyor ve taban da, seçmen de bunun farkında. Zaten ona oy verenlerin bir kısmı misafir olarak geçici olarak gelmişti; daha önce Cumhuriyetçi Parti’ye oy vermeyen kesimler de bunlar. Onlar hayal kırıklığına uğradı zaten. Latinler, Müslümanlar vesaire de sık sık sözlü ya da yönetimin politikalarıyla itilip kakılıyorlar; onlarda da memnuniyetsizlik var.”
“Alım gücünde geniş kitlelerde iyileşmenin tersine kötüleşmeye gidiyor, vaat ettiği iyileşmeyi sağlayamıyor. Şimdi savaş daha da uzarsa, petrol fiyatlarının artışıyla kademe kademe hayatın her anına, her köşesine yansıyan bir pahalanma ve hayat zorluğu yaşanabilir; şimdiden yaşanıyor. Bunlar oylarını düşürüyor, kendisine duyulan güveni, sempatiyi, desteği azaltıyor.”
‘Trump’ın azli kasım ayından sonra matematiksel olarak kolay olmasa da gündemin direkt ya da alt başlıklarından biri haline gelebilir’
Amerika Araştırmaları Uzmanı Şanlı Bahadır Koç, Trump’ın partisinin kongre seçimlerinde neredeyse hep kaybettiğini ancak bu sefer daha ciddi sonuçları olacağını söyledi:
“Kongre seçimlerinde zaten iktidarda Beyaz Saray’daki başkanın partisi neredeyse hep kaybediyor. Bu sefer daha da ciddi olabilir. Gerçi Demokratların da kendi sorunları var; kaybettikleri seçimden sonra gittikleri bir özel espri yapamadılar, farklı kesimler arasında görüş ayrılıkları açık ama yine de öyle aradaki dönemde önemli bir değişiklik olmazsa seçimlerde önemli bir başarı kazanabilirler. Bu durumda Trump’ın kongreden anlamlı bir yasa geçirmesi artık mümkün olmaz. Başarısızlıklar devam ederse, kendi partisinden de ona bayrak açanlar olabilir. Zaten şu anda Tucker Carlson gibi isimler onunla bağlarını koparmanın eşiğine gelmiş durumdalar. Buradan sonra tekrar ona destek vermeleri zor olur. Trump’ın azli de kasım ayından sonra matematiksel olarak kolay olmasa da gündemin direkt ya da alt başlıklarından biri haline gelebilir.”
‘Başkan Yardımcısı Vance artık kendi adına siyaset yapmanın yollarını arayacak, farkını ortaya koymak zorunda’
Koç, kasım ayından sonra yaşanabilecek olayları şöyle sıraladı:
“Bir de herkes farkında ki Trump’ın karakter defoları, yaşıyla beraber daha da belirginleşen zihinsel melekelerindeki gerileme muhtemelen artarak devam edecek; buna giderek fiziksel sıkıntıları da eklenebilir. Kasım ayından sonra Başkan Yardımcısı Vance artık kendi adına siyaset yapmanın yollarını arayacak. Trump’la farkını ortaya koymak zorunda çünkü Trump’ın devamı gibi seçime girerse kazanması sürpriz olur. Trump’la aralarında soğukluk, kopukluk türü şeylerin yaşanması sürpriz olmaz. Hatta belki duruma bakarak aday olmaktan bile kaçınabilir. “Yaşım genç, sonra bakayım.” diyebilir veya aday olmak isterse bir ihtimal Dışişleri Bakanı Rubio ile bir rekabete girebilirler ya da Vance adaylıktan vazgeçerse, şu ana kadar siyasete girmek istemediğini belirtse de Carlson ismi gündeme girebilir. Çünkü bu isim artık şimdiden Trump’la arasına mesafe koydu, onun yanlışlarının ortağı olmadığını iddia edebilir; şimdi bile Trump’ı desteklediği için pişman olduğunu belirtiyor.”
‘Trump kendisine verilen krediyi çok cömertçe boşa harcadı, çarçur etti’
Amerika Araştırmaları Uzmanı Şanlı Bahadır Koç, son olarak şunları ekledi:
“Sonuçta hala Trump’çı olan bir kitle de var ve olacak. Bu iki kesim arasında kopukluk olursa, 2028 seçimlerinde Demokratların elbette çıkaracakları adaya da bağlı olarak şansları biraz daha artabilir. Tabii siyasette 2-3 yıl sonrasını öngörmek işte kolay değil. Arada neler yaşanacağını bilemeyiz ama Trump kendisine verilen krediyi çok cömertçe boşa harcadı, çarçur etti. Onun değerini bilemedi; kendisini seçen kitlelerin hayatında anlamlı bir iyileşme yaratamadığı gibi kendisinin ve hareketinin marka değerini de ciddi şekilde yıprattı.”