Nebraska Üniversitesi’nden araştırmacılar, ABD genelinde 2014-2023 yılları arasında gerçekleşen 6 milyondan fazla doğumu kapsayan dev bir veri setini analiz etti.
Elektronik sağlık kayıtları üzerinden yürütülen çalışmada, anne ve çocuklara ait veriler eşleştirildi ve çocuklar 2026 yılına kadar takip edildi.
Toplamda 6 milyonun üzerindeki doğum arasında yaklaşık 235 bin çocuğa (yüzde 3.8) otizm tanısı konuldu. Bu çocukların yüzde 15’inin annelerinin hamilelik sırasında belirli ilaçları kullandığı belirlendi.
Hangi ilaçlar riskli?
Araştırmada incelenen 15 ilaç arasında antidepresanlar, antipsikotikler, beta blokerler ve kolesterol düşürücü statinler yer aldı.
Bilim insanlarına göre bu ilaçları bir araya getiren temel unsur, hücresel düzeyde kolesterol üretimini baskılayabilmeleri.
Genellikle yetişkinlerde kalp hastalıklarıyla ilişkilendirilen kolesterol, fetüs için hayati öneme sahip. Özellikle beyin gelişiminde kritik rol oynayan kolesterol, gebeliğin ortalarından itibaren fetüs tarafından da üretilmeye başlanıyor.
Araştırmacılar, bu sürecin bozulmasının ilerleyen yıllarda nörogelişimsel sorunlara zemin hazırlayabileceğini değerlendiriyor.
Risk yüzde 47 artıyor
Çalışmaya göre, hamilelik sırasında bu ilaçlardan en az birine maruz kalan çocuklarda otizm tanısı riski, diğerlerine kıyasla yüzde 47 daha yüksek bulundu.
Daha dikkat çekici olan ise ‘doz etkisi’ olarak tanımlanan durum:
Her ek ilaç, riski yaklaşık 1.33 kat artırıyor
Aynı anda 4 veya daha fazla ilaç kullanıldığında risk 2.33 katına çıkıyor
Araştırmada en yüksek risk artışı, antipsikotik bir ilaç olan kariprazin için tespit edildi.
Alternatif açıklamalar da incelendi
Bilim insanları, bu ilişkinin sadece ilaçlardan değil, tedavi edilen hastalıklardan kaynaklanabileceği ihtimalini de değerlendirdi. Depresyon, anksiyete veya bipolar bozukluk gibi durumların genetik olarak otizm riskiyle ilişkili olabileceği biliniyor.
Bu nedenle yapılan ek analizlerde, anneye ait psikiyatrik tanılar da hesaba katıldı. Sonuçlar bazı ilaçlar için riskin bir miktar azaldığını gösterse de, özellikle psikiyatrik olmayan ilaçlarda risk büyük ölçüde değişmedi.
Bu durum, araştırmacılara göre farklı hastalık gruplarına ait ilaçların benzer riskler göstermesinin ortak bir biyolojik mekanizmaya işaret edebileceğini düşündürüyor.
Olası mekanizma: 7-DHC birikimi
Araştırmada önerilen biyolojik açıklamaya göre, bu ilaçlar kolesterol üretim sürecini engellediğinde ‘7-DHC’ adı verilen ara bir molekül birikiyor.
Bu molekülün, kolayca toksik yan ürünlere dönüşebildiği, hücrelere zarar verebildiği, beyin hücrelerinin gelişimini ve bağlantılarını bozabileceğiz ifade ediliyor.
Bu mekanizma, nadir görülen Smith-Lemli-Opitz sendromu ile de benzerlik gösteriyor. Bu genetik hastalıkta kolesterol üretimi bozuluyor ve çocukların yaklaşık yüzde 75’ine otizm tanısı konuluyor.
İlaç kullanımı hızla arttı
Araştırmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise bu ilaçların kullanımındaki artış oldu. Hamilelik sırasında en az bir ilaç kullanan kadınların oranı, 2014’te yüzde 4.6 iken 2023’te yüzde 16.8 olarak ölçüldü.
İncelenen ilaçların ABD’de yılda yaklaşık 400 milyon reçete edildiği, bunların 9’unun en sık kullanılan 25 ilaç arasında yer aldığı belirtildi.