Amerika merkezli New York Post ve İngiliz Daily Mail’de ‘İncil'e göre, bu devasa gemi, 4300 yıldan fazla önce meydana gelen felaket bir tufan sırasında insanlığı ve her türlü hayvanı yok olmaktan kurtarmıştı’ ifadeleriyle bahsedilen Nuh’un gemisi efsanesiyle ilgili “Şimdi, Ağrı Dağı yakınlarındaki Durupınar Oluşumu'nda çalışan bir grup Amerikalı araştırmacı, İncil'deki anlatımda tarif edildiği gibi gizli tünellerin kanıtlarını ortaya çıkardı” denildi.
Türkiye’deki sıra dışı bir kaya oluşumuna ilişkin yeni bulgular, ‘Nuh’un Gemisi’nin gerçekten var olmuş olabileceğini öne sürerek tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Amerikalı Andrew Jones adlı araştırmacı, Noah's Ark Scans bünyesinde yürüttükleri çalışmalar kapsamında, Türkiye’de Ağrı Dağı üzerinde 1959 yılında keşfedilen kaya oluşumuna dair “heyecan verici yeni bulgular” elde ettiklerini söyledi.
Habere göre, yer altı radarı taramaları ve toprak örnekleri, söz konusu oluşumun yaklaşık 515 fitlik ölçülerinin Nuh’un Gemisi ile örtüştüğünü ortaya koydu. Ayrıca yerin altında bir dizi “koridor” bulunduğu tespit edildiği aktarıldı.
Araştırmacılar, ‘gemi’ olarak yorumlanan yapının ortasından geçen ve iç kenarları boyunca uzanan tüneller keşfetti. Bu tünellerin, Jones’un ‘atrium’ yani bir nevi avlu alanı olarak adlandırdığı daha geniş bir boşluğa açıldığı ifade edildi.
Jones, “Tanrı Nuh’a hayvanları gemiye almasını söyledi. Dolayısıyla bu hayvanlar, Nuh ve ailesiyle birlikte burada kalmış olmalı. İlginç olan, bu boşlukların yer altında belirli bir düzene göre hizalanması, kesinlikle rastgele değiller” dedi.
GPR teknolojisi ve ‘gemi şeklinde bir yapı’
Araştırmacı ayrıca, bu tünellerin belirli bir örüntüyü takip ettiğini söyledi. GPR teknolojisinin toprağın altını radar yardımıyla incelemeye yarayan bir yöntem olduğunu belirten Jones, kızılötesi termografi gibi diğer jeofizik tekniklerle yapılan çalışmaların da toprak altında gemi şeklinde bir yapının korunduğunu gösterdiğini söyledi.
Ağrı Dağı yakınlarındaki Durupınar Formasyonu'nda çalışan bir grup Amerikalı araştırmacı, 'İncil'de anlatıldığını' aktardıkları gizli tünellerin varlığına dair kanıtlar sundu.
‘Örnekler potasyum barındırıyor’
Bilim insanları, kaya oluşumunun insan yapımı olabileceğini düşündüren ek kanıtlar da bulduklarını ileri sürdü. Jones, “2024 yılında bu yapı formunun içinden ve dışından rastgele 88 toprak örneği aldık. Sonuçlar, yapı içindeki toprağın dışarıya kıyasla üç kat daha fazla organik madde içerdiğini ve yüzde 38 daha fazla potasyum barındırdığını gösterdi” dedi.
Bu durumun toprağın ‘benzersiz’ olduğunu ortaya koyduğunu belirten Jones, sonbaharda bu alanın iç kısmındaki otların daha sarı renkte göründüğünü de ekledi.
Jones ayrıca, deniz seviyesinden yaklaşık yaklaşık 2 bin metre yükseklikte bulunan bu gemi biçimli alanın çevresinde keşfedilen fosil kalıntılarının da ‘Büyük Tufan’a işaret edebileceğini savundu. Ona göre bu bulgular, kutsal metinlerdeki anlatılarla örtüşüyor.
“Bu ölçüler İncil’de verilenlerle birebir örtüşüyor. 300 Mısır arşını olarak tarif ediliyor. Bizim için bunlar takip ettiğimiz olumlu göstergeler ve daha fazlasının bulunabileceğini işaret ediyor” dedi.
Araştırmacı, bölgede bulunan antik mercan ve deniz kabuklarının bir zamanlar bu alanın su altında kaldığını gösterebileceğini de sözlerine ekledi.
Ancak uzmanlara göre bu oluşumun alternatif bir açıklaması da bulunuyor. Kaya yapısının, tektonik plakaların hareketi sonucu yükselerek tarih öncesi bir okyanusun üzerine çıkmış olması ihtimali de değerlendiriliyor.
Jones ve ekibi, şimdi bu gizemli tünelleri incelemek için robotik bir cihaz geliştirmeyi planlıyor. Araştırmacı, “Şu anda uzaktan kumandalı, robotik bir sistem tasarlayan bir ekibimiz var. Bu cihaz tünellere girerek içeriyi keşfedebilecek” ifadelerini kullandı.