Radyo Sputnik programcıları değerlendirdi: 5. Antalya Diplomasi Forumu'nda neler yaşandı?

Gazeteci Fethi Yılmaz ve Selin Yazıcı’nın sunduğu Gündem Özel programına konuk olan gazeteciler Ceyda Karan ve İsmet Özçelik, 5.si düzenlenen Antalya Diplomatik Forumu’nu değerlendirdi.
Sitede oku
"Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla düzenlenen ve 5.si düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu'nun (ADF2026) son gününde iki oturum eş zamanlı olarak takip edildi.
Forumun kapanış konuşmasını Dışişleri Bakanı Hakan Fidan yaparken, gazeteciler Ceyda Karan ve İsmet Özçelik Diploması Forumu ile birlikte bölgedeki gelişmeleri değerlendirdi.

"Tom Barrack bize hakaret ediyor"

Radyo Sputnik özel yayınında konuşan gazeteci Fethi Yılmaz, Tom Barrack’ın hadsiz sözlerini yorumladı. Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:

Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi ve Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack... Bakın ne diyor... Bizi de dahil ediyor buraya bu arada. "Orta Doğu'da işe yarayan tek şey güçlü liderlik rejimleri oldu. Ya merhametli monarşiler ya da meşruti monarşiler türü yapılar. Demokrasi pelerini giyen insan hakları adına üzerine gittiğimiz ülkeler başarısız oldu" diyor Tom Barrack. "Orta Doğu'da dünyanın bu bölgesi sadece tek bir şeye saygı duyar, o da güçtür. Eğer güç göstermez ve zayıflık gösterirseniz kaybedersiniz" diyor. Liderlik bazını aşağılıyor. Yani şöyle, "Orta Doğu'daki toplumlar demokrasiyi beceremezler" diyor. "Bilmezler, onlar güce saldıracaklar. Beceremezler" diyor. Şimdi Türkiye'nin çok partili bir tarihi var. Orta Doğu'da bahsettiği diğer ülkeler de İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra sömürgeydiler ve bağımsızlıklarını peyderpey ve kısmen elde edebildiler. Türkiye'yi de buna dahil ediyor. Şimdi daha önce de açıklamaları olmuştu kendisinin. Demişti ki "1919'dan beri ulus devletler tarafından engelleniyoruz 1919." Hiç ima etmeye gerek yok. Gazi'nin Samsun'a çıkışından bahsediyor. "Yeni bir bölgesel düzenlemenin zamanı geldi. Aslında Orta Doğu diye bir şey yok. Kabileler ve köyler var. Türkiye için en iyi sistem Osmanlı Millet Sistemi'dir". Niyetini her defasında devam ettiriyor. Güçlü liderlikten kastı şu, bir tane lider olsun. Biz onunla muhatap olduğumuzda ona biz istediğimizi yaptırabiliriz. Hani demokrasiyle kim uğraşacak? Bir sürü kurumu var bunun. Denge mekanizmaları var. Fren sistemi var. Onu ikna ediyorsun. Meclisi ikna edemiyorsun. 1 Mart tezkeresi nerede geçmedi? Hatırlayalım 2003. 1 Mart tezkeresi mecliste geçmedi. Orta Doğu'daki denkleme bakıyorsun. Mesela güçlü liderlikten kasıtları geliyor. Trump milyarlarca dolar silah satıyor gidiyor. Onların da bir işe yaramadığını gördük. Ama tarifi bu. Biz denge mekanizması, fren mekanizması olan yerleri istemiyoruz. Bunu böyle tarif edebilir. Biz istemiyoruz. Çıkarın. Yani benim çıkarım buna şey. Ama hakaret etmesi başka bir şey. Sen hakaret ediyorsun aynı zamanda. O yüzden CHP lideri özgür eder. Meclisteki diğer partilerden de tepkiler geldi. Çünkü açık bir şekilde hakaret ediyor. Diyor ki, beceremiyor buradaki toplum diyor. Yapamıyor diyor hadsiz. O yüzden tekrar gündeme geldi bunun. CHP genel başkanı da hani istenmeyen adam ilan edilmesi gerektiğini söyledi. Personel ingrate. O anlama geliyor. Evine gitsin diye.

"Yeni bir iş birliğine çalışıldığı çok açık"

Gazeteci Ceyda Karan ise şu cümleleri kullandı:
Lavrov da açıklamasında bazı NATO ülkeleri, Avrupa Birliği, Türkiye, İngiltere ve Ukrayna'yı dair edecek yeni bir ittifak kurmayı planladıklarını söyleyerek dedi ki, modern insanlık tarihinde üçüncü kez küresel tehdit Avrupa'dan kaynaklanacak. Avrasya'ya güvenlik çatısı gerekli ifadeleri de var ve Afrika'yı, Güney Amerika'yı örnek gösteriyor, buralarda dahi var. Dünya nüfusunun yarısı Avrasya'da, yeraltı kaynakları bakımından da çok güçlü ama Avrasya'da böyle bir denklem yok Yeni bir iş birliğine çalışıldığı çok açık bir biçimde ortada. Şimdi tabi Rusya diplomasisi daha Avrasya mefhumunu ortaya atarken yeni bir mimari de öneriyor. Bu yeni değil, senelerdir şimdi maalesef 100 yılda bir, 70 yılda bir her türlü kötülük fışkırıyor tabi Avrupa'dan. Biz ortaokulda, ilkokulda, ortaokulda Avrupa'yı Urallara kadar yani coğrafi olarak öyle öğrendik. Şu an Avrupa, 1930'ların Alman ılkçılığının ötesinde bir acayip Avrupa kavramı ortaya atıyor. Nerede olduğu belirsiz, değerlerinin içi boşaltılmış ve buna karşılık da kaynak yoksunluğu yaşıyorlar. Küresel ekonomi, üretim Asya'ya kayıyor. Asya, Avrupa aslında bir bütün olarak birlikte kalkınma perspektifiyle, orada tabi ki devletler arası ilişkilere bakacağız, şekillendirilebilir. Ama maalesef Avrupa kanadı, sanıyorum bu batıların kendilerini üstünlükçü olarak görmelerinden kaynaklanıyor. Her şeye hükmetmek istiyorlar. Kaynakları kısıtlı olduğu zaman da o kaynakları ele geçirmeye çalışıyorlar. Her seferinde aynı şey tekrarlanıyor. Buna karşılık da baş edemiyorlar. Yani işte bak Çin'e gidiyorlar Avrupalı liderler. Kendi transatlantik formülasyonları ciddi sallantıda şu anda. Çünkü Trump önce Amerikacı bir adam, Avrupa'nın Amerika ayağı çökünce Avrupa da sallantıya giriyor. Böyle bir resimle karşı karşıyayız. Avrupa'da rasyonel akılla düşünebilen politikacılar olsa bu Avrasya meselesini daha ciddiye alabilirler. Ama maalesef ben böyle bir bugünkü siyasi kadrolarda özellikle, çünkü tamamen düşmanlık, ırkçılık, üstünlükçülük, içi boşaltılmış bir takım değerler, kendileri uymuyor o değerlere. Uluslararası hukuk dahil olmak üzere böyle bir akıl olmadığı için bu gerçekçi değil.
Gazeteci İsmet Özçelik, şunları söyledi:

Türkiye görüldüğü kadarıyla bir yanlışa yönelmiş durumda, Avrupa'nın güvenlik mimarisi Türkiye'siz olmaz diye Milli Savunma Bakanı'nda yaptığı açıklamalar vardı. Şimdi burada ne olacak? NATO dediğimiz örgüt niye kurulmuştu? Bir savunma örgütü bize yutturdular yıllarca ancak bütün ülkelerde iktidarların değişmesinden tut darbelere kadar bütün işleri kurdukları Gladyo vesilesiyle yönettiler. Bizim başımıza ne geldiyse NATO'dan geldi. 1950'den beri durumumuza bir göz atın, biz uçak sanayini şimdi konuşuyoruz değil mi? Oysaki biz 50'den önce dünyaya uçak satıyorduk. Siz üretmeyin ne gerek var bizde yeni modelleri var biz onları veririz. Siz yapmayın onu yapın dediler. Bizim okullarımıza Amerika'da çürüyecek olan, bozulacak olan süt tozlarının dağlarını bizlere sanki bağış gibi vererek erittiler. Oysaki bir tek şart koşmuşlardı, nakliye ücretlerini siz karşılayacaksınız ve bizim gemilerimiz taşıyacak diye. O gemilere ödenen parayla biz okullarda çocuklarımıza taze inek sütü, taze koyun sütü verme imkanına sahipken yani NATO'ya bizim bağlarımız geliştikten sonra Amerika ile bağlarımız geliştikten sonra bir türlü aslında belinizi doğurtamadık. Trump ne diye oy aldı Amerikan halkından? Ben dünya jandarmalığını bırakacağım, içe döneceğim diye oy aldı. Ama o koltuğa oturduktan sonra içinden bir Biden çıktı ve şu anda dediklerinin tam tersini yapıyor. Peki İran'a niye savaşıyorsunuz? Yani dağdan gelmişsiniz, bağcıyı kovmaya çalışıyorsunuz, Trump petrolü ben alacağım dedi ya. Ben net bir şekilde söyleyeyim, eğer İran 2 saat içinde bölgedeki tüm Amerikan üslerini vurmasaydı ve Hürmüz kararını almasaydı şu anda İran yenilmişti. O kararları aldı, şu anda masaya İran galip oturuyor.

Yorum yaz