ABD Başkanı Donald Trump ile NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Beyaz Saray’da kritik bir görüşme gerçekleştirdi. Basına kapalı yapılan görüşmede ABD-NATO ilişkilerinin geleceği ele alındı.
ABD-NATO ilişkilerinin geleceğine ilişkin gelişmeleri değerlendiren Dış Politika Uzmanı Prof. Dr. Bilal Sambur şu ifadeleri kullandı:
“Trump yönetimi, iş başına geldiği günden bu yana Amerika'nın inşa ettiği ittifak sistemlerini bilinçli ve kasıtlı bir politikayla sarsmaktadır. Özellikle Başkan Yardımcısı Vance’in Münih Güvenlik Konferansı’ndaki çıkışıyla birlikte, ABD-Avrupa ilişkileri geri dönülemez bir gerilim hattına girmiştir. Trump, müttefiklerini ve NATO’yu doğrudan tehdit ederek kendi ajandasını dayatmaya çalışmaktadır. Trump’ın NATO’dan iki temel beklentisi var. Birincisi mali yükün paylaşımı. Güvenliğin artık ‘bedava’ olmadığını savunan Trump, müttefiklerin savunma harcamalarına eşit oranda katılım sağlamasını şart koşmaktadır. Stratejik destek ve Hürmüz Boğazı konusunda ise ABD, İran ile yaşanabilecek olası bir çatışmada ve Hürmüz Boğazı’nın kontrol altına alınması girişiminde Avrupa'nın doğrudan kendi yanında saf tutmasını beklemektedir. Fransa, İngiltere ve Almanya gibi güçlerin bu taleplere mesafeli durması, Trump’ın zihnindeki ‘işlevsiz NATO’ algısını pekiştirmiştir. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimler küresel ekonomiyi sarstığında, Trump NATO’nun bir ‘kağıttan kaplan’ olduğu söylemine sığınarak ittifaktan çekilme tehdidini savurmaya başlamıştır. Ancak NATO’dan ayrılmak; Dünya Sağlık Örgütü veya UNESCO gibi kurumlardan çekilmeye benzemez. Bu hamle, tüm küresel düzenin temel taşlarını yerinden oynatmak anlamına gelmektedir.Bugün gelinen noktada NATO; etkisiz, işlevsiz ve müttefiklerin birbirine güven duymadığı felçli bir yapıya dönüşmüştür. Amerika, bu politikalarla aslında kendi ayağının altındaki toprağın kaymasına neden olmaktadır. Bu süreç; İran krizi ve Avrupa ile kopan bağlar üzerinden okunduğunda, Amerikan hegemonyasının bizzat kendi eliyle sona erdirildiği tarihi bir dönüm noktası olarak kayda geçmektedir.”