Akademisyen Prof. Dr. Hasan Ünal, ABD ve İsrail Epstein Koalisyonu’nun İran’a süren saldırılarını yorumladı. Yazar Yavuz Selim Demirağ ise MHP’nin içine düştüğü durumu ve yaşanan olayları anlattı.
‘İran savaşı kazanırsa BOP çöpe atılır!’
Akademisyen Prof. Dr. Hasan Ünal şunları söyledi:
Savaşın sonunda kazanan tarafta olduğu bütün dünyaca kabul edilmiş bir süreç yaşarsa bu Büyük Orta Doğu projesi artık bitmiş olacak mı? Tabii, çöpe atılmış olacak. BOP çöpe atılmış olacak, evet. Tabii, yani bundan sonra... Bunu çok önemsiyorum da hocam şu açıdan, BOP 'un çöpe atılıyor olması demek dünyanın ekseninin de paradigmalarının da değişmesi demek bundan sonrası için.Tabii, tabii yani bir defa bu bölgede artık İsrail'in keyfine uygun olarak devletleri istikrarsızlaştırmak, onları böyle etnik, dini, mezhebi çizgilerde bölmek, parçalamak, içindeki toplumu işte sen Sünnisin, sen Şiasın, sen bilmem Hristiyansın, hayır öbürü bilmem kim. Bu şekilde birbirlerine karşı kullanmak, silahlandırmak, bunlar üzerine bir anayasal yapı ortaya çıkarmak, laçka hale getirmek, yönetilemez kılmak vs. bugüne kadar oynanan bu bütün hikayelerin bence sonuna gelirdi.İkincisi bu İran savaşıyla birlikte aslında Amerika'nın bütün dünyadaki festiji yerle bir olmuş oluyor. Bence şu anda o gerçekleşti. Şimdi İran'ın füzelerine karşı savunmasız kalıyorsa Amerika'nın uçak gemileri ve Amerika'nın ve bütün batı dünyasının hava savunma sistemleri, İsrail'i İran'ın füzelerine karşı, hipersonik füzelere karşı koruyamıyorsa, Tayvanlı olsam ben ne düşünürüm bu durumda? Yani Amerika'ya güvenip Çin'e karşı bir savaşa kalkışır mıyım? Bir maceraya girişir miyim? Şimdi bu füzeler artı drone teknolojisi ikisi birlikte yani muazzam bir savaşın savaş konseptini değiştirici şeyler içeriyor artık.Anlatabiliyor muyum? Dolayısıyla bundan sonraki savaşlar farklı bir şekillerde gerçekleşecek. Farklı içerikler, farklı silahlarla yapılacak. Bu bölgede Amerika'nın etkisinin neredeyse sıfırlanmış hale geleceğini düşünüyorum.Bu aslında Orta Doğu'da İsrail'in kurulmasıyla birlikte başlayan özellikle İsrail'in kurulması ne kadar olumsuz etkiler yaratmışsa bölge üzerinde Amerika'nın ve gücünün sıfırlanması, etkisinin sıfırlanması, İsrail'in güç ve etkisinin sıfırlanması bölgede veya sıfırlanma demeyelim ama ciddi oranda azaltılması aynı derecede olumlu etkiler yapacaktır bölge açısından. Dünya siyasi tarihini yazacak uzmanlar bu savaşa tarih yapan savaş adını verirlerse şaşırmam, dönüm noktası olarak incelerlerse şaşırmam. Yapılan saldırı uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler şartına kökten aykırı.İran şu anda tam nefsi müdafaa yapıyor. Böyle bir saldırıyı gerçekleştiren tarafların ciddi tazminat ödemesi gerekir. Ve bu tazminatı ödemesi gerekenler Amerika ve İsrail değil, aynı zamanda Kırkez'deki Arap ülkeleri.Yani topraklarında Amerikan tesislerini barındıran ve bu tesislerden İran'a ateş açılmasına izin veren bütün devletlerin tazminat ödemesi gerekir.
‘İzzet Ulvi Yönter haddini çok aşmıştı’
Yazar Yavuz Selim Demirağ, şöyle konuştu:
İstanbul'un komple feshedilmesi önemli midir? Tabii, çok önemli. Yani İstanbul'un delege sayısı da önemli. İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır diyorlar ya, onun gibi bir şeydir.MHP açısından önemli midir bu teşkilat feshesi açısından? Gelen kurul delegesi de en fazla İstanbul'da. Yani genel kurul delegesi Kaderli Belirliler Partisi'nin. Dolayısıyla 39 ilçe ve il merkezi.Doğrusu ben bunu bekliyordum. Öyle mi? Şu açıdan... İstanbul Milletvekili biliyorsunuz. Evet, İstanbul Milletvekili ve İstanbul Milletvekili olarak da kaç yıldır İstanbul'un il ve ilçelerini o örgütlüyordu.Dolayısıyla onun istifası, onun kurduğu İstanbul yönetiminin de değişimi anlamına geliyordu. Birkaç günlük gecikmeyle o da gerçekleşti. Bu bir tasfiye o zaman? Bakın MHP'de tasfiye falan diye bir şey yoktur.MHP'de genel başkanın gece rüyasında bir şey görür veya genel başkanın danışmanları derler ki bu konuda sıkıntılı günler olabilir derler. Ve o gün bütün Türkiye'yi tek imzayla feshedebilir. İzzet Ulvi Yönter niye gitti? İzzet Ulvi Yönter niye gitti? Birincisi şu, siyasette vepa diye bir şey yoktur.Ama İzzet Ulvi Yönter de haddini çok aşmıştı MHP'ye, genel merkezine yara veriyordu. Yani o son Ayhan Bora Kaplan'la ilgili tapeler gerçekten sıkıntılı şeyler. Bu yeraltı mafyasıyla da ilişki kur.Öte yandan otur genel başkanın yazılarını, konuşma metinlerini yaz. Araya da işte böyle üç beş satır sıkıştır. Bu tabii ki siyasetin ahlakına ters.Dolayısıyla Devlet Bahçeli de bir dönem veliahtı gibi gördüğü, yanından ayırmadığı, İzzet Hulvi'nin kendisine zarar verdiği kanaatine kapılarak hali güle güle dönmüştür. Yeni veliaht var mı şimdi, veliaht gittiğine göre? Şimdi MHP'de... Olmaz mı, onlar da mı olmaz? Kolay kolay olmaz. Yani MHP'de şimdi İlyas Topsakalı adı geçiyor.Ama şeyi tabii senelerdir teşkilatın başında olan Semih var. Yani Genel Sekreter İsmet Büyükataman var. Bunların arasında da ciddi bir çekişmenin olduğunu kamuoyu bilir.Ama Semih'le beraber olan İzzet Hulvi gittiğine göre, Semih ne yapacak? Semih de yani dün dündür, bugün bugündür diyerek İzzet Hulvi'nin tasfiye edildiğini görüp ustanın kendisine gelmemesi için Devlet Bahçeli'ye ram olacaktır. MHP'de zaten adından başka da milliyetçi bir tarafı kalmadı. MHP'de sorgulama yapmak falan bunların hepsi yasaktır.Devlet Bahçeli'nin bir bildiği vardır diye düşünürler. Tıpkı tarikat yapılanması gibi. Onun bir bildiği vardır derler ve teslim olurlar.Maddi şeyler de vardır. Çünkü senelerdir AKP iktidarından da nemalanan bir takım kişiler var yani MHP içerisinde. Belki adı Beşikteninden müteahhitler var ya, bunların taşeronları MHP'liler.Siz Gülbahçe'si orası, Devlet Bahçeli ne derse o olur orada. Onun dışında herhangi bir demokratik bir savur da yoktur. Ben bazen MHP grup toplantısını seyrederken emin ol Mustafa kendimi Kuzey Kore'de hissediyorum.Adam ip atıyor, alkışlıyorlar. Adam kurucu önder diyor, alkışlıyorlar diye. Nasıl bir alkış yani?