Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA), gece boyunca G2 ve G3 (güçlü) seviyesinde jeomanyetik fırtına koşulları kayıt altına aldığını açıkladı.
Jeomanyetik fırtınaların Dünya'ya ulaşması sırasında yeryüzünün manyetik alanı ile Güneş'ten gelen yüklü parçacıklar, etkileşime girerek çeşitli renklerde Kuzey Işıklarını oluşturuyor. Genelde parlak yeşil olan kuzey ışıkları, nadir zamanlarda mor, kırmızı ve parlak pembe renklerine bürünebiliyor.
Kuzey Işıkları
© AA / Hasan Akbaş
Jeomanyetik fırtınalar ilk olarak 22 Mart'ta yoğun biçimde yaşanmaya başladı ve hafta boyunca devam etti. NOAA'nın 22 Mart tarihli açıklamasında açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
"22 Mart’ta muhtemelen yüksek hızlı güneş rüzgârı akışının başlaması ve zayıflayan CME (koronal kütle atımı) etkileriyle birlikte G3 (güçlü) seviyesinde jeomanyetik fırtına gözlemlendi. Gününün sonuna kadar yer yer yeniden G3 seviyesine ulaşan bir dönem daha bekleniyor."
Kuzey Işıkları
© AA / Hasan Akbaş
Kuzey Işıkları (Aurora Borealis), dün Alaska başta olmak üzere ABD'nin 18 eyaletinde gözlemlendi. Kuzey ışıklarının alışmışın dışındaki parlak mor rengi de kameraya yansıdı.
Kuzey Işıkları
© AA / Hasan Akbaş
Orta-üst düzey bir uzay hava olayı olarak kabul edilen jeomanyetik fırtına sonucunda genelde Dünya'da uydu ve GPS sistemlerinde küçük sapmalar, radyo iletişiminde kısa süreli bozulmalar ve elektrik şebekelerinde düşük riskli dalgalanmalar gözlemleniyor.
Kuzey Işıkları
© AA / Hasan Akbaş
Jeomanyetik fırtına sonrası uykusuzluk şikayetleri arttı
Jeomanyetik fırtına sonrası Türkiye'deki sosyal medya gündeminde ise kullanıcılar 'uyku bozukluğu ve uykusuzluk şikayetleri, halsizlik ve baş ağrısı' gibi şikayetler yoğun bir şekilde paylaşıldı.
Jeomanyetik fırtınaların insan sağlığı üzerinde doğrudan güçlü etkisi kanıtlanmış değil.
Kuzey Işıkları
© AA / Hasan Akbaş
Mor kuzey ışıkları ne anlama geliyor?
Aurora Borealis (Kuzey Işıkları), Güneş’ten gelen yüklü parçacıkların Dünya’nın manyetik alanı tarafından kutuplara yönlendirilerek atmosferdeki gazlarla çarpışması sonucu oluşur. Bu çarpışmalar sırasında ortaya çıkan enerji, farklı renklerde ışımalar şeklinde görülür. Renkler; atmosferdeki gaz türüne, çarpışmanın gerçekleştiği yüksekliğe ve enerji seviyesine göre değişir.
En yaygın görülen renk yeşildir. Yeşil aurora, atmosferdeki oksijen atomlarının yaklaşık 100 ila 250 kilometre yükseklikte uyarılmasıyla oluşur. Oksijenin atmosferde bol bulunması nedeniyle bu renk genellikle en parlak ve en sık gözlemlenen aurora türüdür.
Kırmızı aurora ise yine oksijen kaynaklıdır ancak çok daha yüksek irtifalarda, yaklaşık 250 kilometrenin üzerinde meydana gelir. Daha nadir görülür ve genellikle daha güçlü güneş aktivitesiyle ilişkilendirilir. Bu nedenle kırmızı auroralar daha soluk ama daha geniş alanlara yayılmış şekilde gözlemlenebilir.
Kuzey Işıkları
© AA / Hasan Akbaş
Mavi ve mor renkler, atmosferdeki azot moleküllerinin daha düşük irtifalarda, yaklaşık 80 ila 100 kilometre yükseklikte uyarılmasıyla oluşur. Bu renkler daha enerjik çarpışmaların sonucudur ve genellikle auroranın alt kısımlarında ince şeritler halinde görülür.
Pembe tonlar ise tek bir gazdan değil, kırmızı (oksijen) ile mavi/mor (azot) ışımalarının birleşmesiyle ortaya çıkar. Bu renkler genellikle güçlü aurora olaylarında ve kısa süreli yoğun enerji boşalımlarında gözlemlenir.