SEYİR HALİ

Ali Çağatay: İran, Dünya sigortacılık sisteminin köküne kibrit suyu ekebilir

Ali Çağatay, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı “düşman olmayan gemilere açık” ilan etmesini stratejik bir hamle olarak değerlendirdi. Deniz taşımacılığında artan risklerin sigorta maliyetlerini yükselttiğini belirten Çağatay, bunun Batılı şirketler üzerinde ciddi ekonomik baskı oluşturduğunu söyledi.
Sitede oku
Gazeteci Ali Çağatay, Radyo Sputnik'teki Seyir Hali programında, savaşın ekonomik yükünün sigorta sektörü üzerinden Batı’ya kaydırıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

‘’İran Batı'yı zekice alt ediyor. Hürmüz Boğazı'nı düşman olmayan gemiler için açık ilan etti. Amerika'nın abluka anlatısını yerle bir ediyor. Durdurmanın sorumluluğunu da nereye yüklüyor? Batılı sigorta şirketlerine yüklüyor. Şimdi Katar'ı haraca bağlıyorsunuz. Hindistan'a diyorsunuz ki gel sana petrol vereyim istiyorsan gelip alabilirsin diyor. Alıyorsunuz ve indirimli veriyorsunuz. Öbür taraftan taşıma maliyeti çok yükseldi. Biliyorsunuz kriz dönemlerinde, savaş dönemlerinde gemilerin taşıma ücretleri, navlun ücretleri artar. Bu navlun ücretleri artınca armatörler de bunu telafi edebilmek için ne yaparlar? Giderler sigorta şirketlerinin kapısını çalarlar. Sigorta şirketleri der ki dün imzaladığınız poliçe barış ortamındaydı, 100 bin dolardı. Ama bugün biz onu 1 milyon dolara çıkartıyoruz. 10 katına çıkabiliyor. Şimdi bütün savaşın faturasını batılı şirketlere yüklüyor. Sigorta şirketleri tekeli kimin elinde? Amerika Birleşik Devletleri'nin elinde. Müthiş bir oyun oynuyor İran. Bu tabii doğal bir satranç değil. Planlanmış bir şey. Dolayısıyla batılı sigorta şirketleri bu savaş 6 ay sürerse hepsi iflas edebilirler. İran, Dünya sigortacılık sisteminin köküne kibrit suyu ekebilir.’’

Çağatay. İran’ın; Pakistan, Rusya, Çin ve Türkiye gemilerine geçiş izni vermesini “planlı bir strateji” olarak değerlendirdi:

‘’İran dün Pakistan, Rusya, Çin ve Türkiye gemilerine geçiş izni verdi. Şimdi bu dört ülkeyi yan yana saydığım zaman böyle tuhafınıza giden bir şey var mı? Mesela Türkiye'yi bu dördün içine niye kattı diye soruyorum. İran çok akıllı bir devlet aklına sahip. Dedi ki; Türkiye NATO üyesi. Dostça geçineyim. O bana saldırmadığı sürece ben ona dost gibi davranayım. Ona bazı avantajlar sunayım. Yoksa Türk gemilerinin oradan diğer ülkeler gibi geçiş iznine sahip olmasını gerektirecek tek bir eylemi yoktur. Ama İran devlet haklı bunu öngörüyor. Türkiye'yi istisnai bir ülke olarak oturtuyor. Bu dörtlünün arasına koyuyor. Diyor ki hem komşumuz hem NATO ülkesi. Herhangi bir şey olduğu zaman bütün NATO üstümüze çullanır. Türkiye ile iyi geçinmeliyiz. Türkiye ile iyi geçinmeye dayalı bir strateji.’’

Yorum yaz