Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’nın eski danışmanı ve eski diplomat Salem el-Yami, Sputnik’e yaptığı değerlendirmede Körfez ülkelerinin İran ile ilişkilerinde itidal ve sükuneti koruma çizgisinde kaldığını, doğrudan bir askeri çatışmaya sürüklenmek istemediklerini söyledi.
El-Yami, bölge ülkelerinin mevcut gerilim tırmanmadan önce de yoğun diplomatik ve siyasi girişimlerde bulunduğunu, ancak Tahran’ın sert tutumu ile müzakereler sırasında ABD tarafıyla tam bir mutabakat sağlanamamasının tansiyonun yükselmesine yol açtığını ifade etti.
“Körfez ülkeleri itidal çizgisini seçti ve İran’la doğrudan bir askeri çatışmaya çekilmeyecek” diyen El-Yami, Körfez devletlerinin tutumunun, dışişleri bakanlıklarının açıklamalarında ve saldırıları kınayarak derhal durdurulmasını isteyen, aynı zamanda bölge ülkelerinin karşılık verme hakkını tanıyan BM Güvenlik Konseyi’nin 1871 sayılı kararında da yansımasını bulan meşru müdafaa ve ulusal çıkarların korunmasına dayandığını vurguladı.
El-Yami, Körfez İşbirliği Konseyi içinde bir bölünme olmadığını, yalnızca yöntem ve araçlar konusunda farklı yaklaşımlar bulunduğunu belirterek, “Genel pozisyon ortak: Gerilimi tırmandırmaktan kaçınmak, ancak yanıt verme hakkını saklı tutmak” dedi.
Körfez ülkelerinin BM Güvenlik Konseyi’ndeki tutumuna 136 ülkenin destek verdiğini hatırlatan El‑Yami, bunun söz konusu politikanın geniş bir uluslararası destek gördüğünün kanıtı olduğunu söyledi.
ABD’nin rolüne değinen El-Yami, Körfez ülkelerinin Washington’a çatışmanın sürmesinin sonuçları konusunda uyarılarda bulunduğunu ve savaşın bir an önce sona erdirilmesi gerektiğinde ısrarcı olduklarını kaydetti. El‑Yami, “Körfez devletleri, Amerika Birleşik Devletleri’ne bu savaşı bitirmesini ve daha fazla tırmanmaya izin vermemesini tavsiye ediyor” ifadelerini kullandı.
El-Yami, bölge ülkelerinin çatışmanın kapsamını genişletme ya da yeni cepheler açma niyetinde olmadığının da altını çizdi.