EKSEN

‘Yaşananlar ABD-Çin savaşının provası, Üçüncü Dünya Savaşı’nın fragmanını izliyoruz’

Doç. Dr. Fatih Yaşlı’ya göre Venezuela’nın ardından 28 Şubat’ta İran’a saldırıya başlayan ABD’nin nihai amacı, Çin’i enerji kaynaklarından uzak tutmak. Yaşlı, yaşananların ‘Üçüncü Dünya Savaşı’nın fragmanı’ olduğu görüşünde.
Sitede oku
ABD-İsrail’in İran’a saldırıları ve İran’ın misillemeleri birinci ayına yaklaşırken Washington’un, Hamaney ve Devrim Muhafızları komuta kademesini tasfiye ederek kısa sürede sonuç alma planı, hedeflenen askeri, ekonomik ve politik başarıya ulaşamadı. Çatışmanın küresel enerji piyasaları üzerindeki baskısı giderek derinleşirken petrol fiyatlarındaki rekor yükseliş ve Hürmüz Boğazı’ndaki İran hakimiyeti ABD’yi kilitlemiş durumda.
İran’a dönük olası kara harekatının somutlaşması gündemdeki yerini korurken ABD’nin bu kriz üzerinden Çin’i hayati enerji kaynaklarından koparma ve Pekin’in enerji güvenliğini sarsma şeklindeki uzun vadeli jeopolitik hesabı masadaki yerini koruyor.
İran’da uzayan savaş, Trump yönetiminin karadan işgal ve abluka planları ile küresel ekonomi politiğe etkilerini Doç. Dr. Fatih Yaşlı ile konuştuk.

‘İran’da işler Venezuela’daki gibi olmadı’

28 Şubat’ta başlayan ve hala süren saldırıların ardından ABD’nin hedeflerine ulaşamadığını belirten Yaşlı, Amerika’nın hamlelerinin enerji odaklı olduğunu ifade etti:
“Üçüncü haftayı geride bırakıp birinci aya girmek üzereyiz. ABD’nin en baştaki planı hem Hamaney’i hem de Devrim Muhafızları komutanlarının bir bölümünü ortadan kaldırarak bu işi kısa sürede bitirmek üzerine kuruluydu. Hatta ilk günlerde vurdukları kız çocuklarını da İran’ı terörize etmek için vurmuşlardı. Ancak bugün gelinen noktada ABD’nin askeri, ekonomik ve politik hedeflerine ulaştığını söylemek mümkün değil. Bu iş Venezuela’daki gibi terayağından kıl çeker gibi olmadı. Olmayacağı da İran’ın yanıtlarından anlaşılıyor. Ekonomik boyutu da üçüncü haftanın sonunda savaşa damgasını vurmuş durumda. Bugün petrol fiyatlarında yeni bir rekora uyandık. Buna eşlik edecek şekilde tüm dünyadaki enerji naklinin, stoklarının fiyat bazında nereye evrileceğine dair endişe ortaya çıktı. Buna enflasyon beklentileri de eklendi. Ekonomik durgunluk da mevcut. Bunlar üst üste eklenince durum kapitalizm açısından da uluslararası sistem açısından da ilginç bir yere gitti. Bir tarafta ABD ve müttefikinin birtakım emperyalist projeleri ve çıkarları var. ABD bu işe biraz enerji odaklı bakıyor diye düşünüyorum. Venezuela, Grönland, İran...Bunların hepsi doğalgaz, petrol ve nadir minerallerle ilgili başlıklarla anlaşılabilecek ülkeler.”

‘ABD, kara harekatı çılgınlığına kısmen de olsa girişebilir’

Yaşlı, Amerika’nın kendi geleceğini kurtarma ve sermayeyle uyumlu hareket etme noktasında bir kilitlenme yaşadığı görüşünde. Yaşlı’ya göre ABD’nin içine düştüğü bu açmaz, kara harekatı olasılığını artırdı:
“ABD’nin özellikle yapay zeka ve data merkezlerine yaptığı büyük yatırımlar çok büyük enerji kaynaklarına ihtiyaç duyan yatırımlar. Elon Musk ABD’nin 2040 vizyonuna dair bir çizim paylaştı. Orada çok küçük bir ayak var ve ayağın önünde ‘Hürmüz Boğazı’ yazıyor. Bu ayağı çektiğinde bütün bu proje yıkılıp çöküyor. Musk’ın bu karikatürüne göre eğer Hürmüz Boğazı emperyalistlerin, ABD’nin kontrolüne geçmezse günün sonunda ABD’nin, Trump etrafında şekillenmiş yeni emperyalist projesi büyük ihtimalle akamete uğrayacak. Bugün gelinen noktada bunu çözmek de zor çünkü Hürmüz’ü İran’ın kontrolünden çıkartmak için ciddi bir askeri operasyona ihtiyaç var. Ancak biz ABD’nin donanmasının buna uygun olmadığını, Amerikan askerlerinin öleceğini görüyoruz. ABD buradan kendisine zafer olarak gösterebileceği bir hadiseyle çıkmazsa bu durum ABD’nin karizmasının çizilmesi anlamına gelecek. Ben ciddi bir kilitlenme içinde olduklarını düşünüyorum. Bir yanda ABD emperyalizminin geleceği diğer yanda sermayenin mantığı var. Bu petrol fiyatlarıyla, bu doğalgaz sıkıntısıyla kapitalizm olduğu gibi yoluna devam edemez. Ancak bir yandan da ABD emperyalizmi ‘İran’ı yenemedim’ derse bu da ABD emperyalizminin sürdürülebilir olmaktan çıktığını gösterir. Kilidi açmak için ne yapacaklarını kesin olarak tahmin etmek zor. Ancak veriler sınırlı da olsa bir kara operasyonunun yaklaştığını gösteriyor. 48 saatlik sürenin sonunda ABD-İsrail, başta elektrik tesisleri olmak üzere İran’ın altyapısını vurur ve İran da buna karşılık verirse bu haftanın sonlarından itibaren bir kara harekatı somutlaşabilir. ABD böyle bir çılgınlığa kısmen de olsa girişecektir. ABD’li senatörlerden biri; Maduro örneği üzerinden Hamaney’i düşürebileceklerini, Trump’ı savaşa kendisinin ikna ettiğini söyledi. Büyük bir devlet aklı, rasyonalite var mı emin değilim. İran coğrafyasına yönelik Vietnam benzeri devasa bir kara harekatından söz edilmiyor ancak ABD’yi ‘onurlu bir çıkışla’ buradan çıkaracak sınırlı bir harekattan bahsediliyor. Kesin olarak bunun olacağını söyleyemiyorum ancak emperyalist akıl bunu gerektiriyor.”

‘ABD’nin savaştan çıkmaya ihtiyacı var, İran’ın eli Hürmüz üzerinden güçlendi’

Yaşlı’ya göre ‘sonsuz savaşları bitirme’ iddiasıyla gelen Trump, bu anlamda da bir çıkmazın içerisinde. Yaşlı, İran’ın elinin güçlenmesiyle müzakere ihtimalinin azaldığına da işaret etti:
“Tüm askeri analistler uçakların kalkış ve iniş rotaları ile Amerikan ordusunun yönelimlerine bakarak Cibuti’de de kara operasyonu hazırlığı olduğunu iddia ediyorlar. Ancak öte yandan böyle bir operasyon yapılsa bile Harg Adası’nın hedef alınmayacağı da söyleniyor. Harg Adası elde tutulabilir bir yer değil ve askeri açıdan korumak zor. Bunun yerine Basra Körfezi’ne odaklanan ve Kızıldeniz’i de Husilere karşı tutmayı amaçlayan bir operasyon da bekleniyor. Bunu göreceğiz. Trump’ın 48 saat süre vermesine karşılık İran’ın da aynı yanıtı vermesi ve İran’ın, ABD-İsrail’in elini kolunu bağlayacak şekilde vurma potansiyelinin olduğunun ortaya çıkması ABD emperyalizmini kararsızlığa da sürükledi. Kasımdaki seçim sebebiyle Trump’a bir zafer de lazım. Trump, sonsuz savaşları bitirme iddiasıyla geldi. Bu savaşın da sonsuz olmayacağını söylemişlerdi. Bu savaştan çıkmaya ihtiyaçları var. Petrol sebebiyle benzin fiyatları artıyor. Trump, Biden’ı en çok pahalı benzin üzerinden eleştiriyordu. Şimdi kendisi eleştiriliyor. Bir şey yapmaları gerekiyor ama ne yapacaklarını kestiremiyoruz. İran ile müzakere masası kurmak kolay mı bunu da bilmiyoruz çünkü İran’ın eli Hürmüz üzerinden güçlendi. Trump bir yandan tuhaf açıklamalar da yapıyor. Yakın zamanda müzakere beklememek daha anlaşılır gibi geliyor. Kara harekatı söz konusunda ise 48 saatlik sürenin sonunda tarafların nasıl hareket edeceğini görmek gerek.”

‘Körfez’de de jeopolitik mantıkla sermaye çatışıyor’

Yaşlı’ya göre ABD’nin içine düştüğü sermaye-siyaset açmazı Körfez için de geçerli. Yaşlı; mevcut tablonun İran’ın yenilgisini talep eden Körfez’i de çıkmaza sürüklediği görüşünde:
“Trump’ın bu savaştan önceki en büyük hatası kendi adıyla anılan doktrininde de uzun uzun anlatıldığı üzere uluslararası ittifak ve koalisyonlara önem vermemesi oldu. Trump’a göre Birleşmiş Milletler, NATO önemli değil. Bundan önceki Amerikan emperyalizminin saldırılarında bir şekilde uluslararası koalisyon kuruluyordu ve bu koasliyon üzerinden insan hakları, demokrasi söylemleri dolaşıma sokuluyordu. Sonrasında da bir meşruiyet söz konusu oluyordu. Ancak İran savaşında şu an bunların hiçbiri yok. Zayıflayan bir Amerikan hegemonyası var. NATO’yu davet eden Trump, NATO daveti reddedince ‘kağıttan kaplan’ gibi şeyler söyledi. Körfez ülkelerinde de şu anda jeopolitik mantıkla sermaye mantığı çatışıyor. Jeopolitik olarak İran’ın yıkılmasını fırsat olarak görüyorlar. İran’da Amerikancı bir yönetimin iş başına gelmesi Körfez’in en çok istediği şeylerin başında gleiyor. ABD-İsrail’e saldırılarını artırmaları yönünde girdilerde bulunuyor olabilirler ancak ellerinde tuttukları enerji kaynakları ve o kaynakların dünya kapitalizmi açısından önemi kritik. Bir tesis vurulduğunda bunun etkisi yıllara yayılıyor. Önümüzdeki enerji açığı dört-beş yıl boyunca kolay kolay kapanmayacak. Buralara yönelik para girişi ve turizm başlıkları ciddi zarar görüyor. Körfez’in İran savaşından çıkarı var ve İran’ın yenilmesini istiyorlar ancak şu anki tablo Körfez’i çıkışsızlığa mahkum etmiş durumda. Onların da savaşın ne zaman biteceğine dair hesap yaptığını düşünüyorum. Savaş, İran’ın moral ve ahlak üstünlüğüyle sona erer Amerika açısından yenilgi tablosu ortaya çıkarsa bu tabloda Amerika’nın yanına Körfez monarşilerinin de adı yazılacak.”

‘ABD’nin hakimiyet arzusunun arkasında Çin var’

Yaşlı’ya göre Venezuela’da başkan kaçıran, Grönland’a tehditler savuran ve İran’a saldırılarını sürdüren Trump’ın nihai amacı Çin’i her kaynaktan uzak tutmak. Yaşlı, Çin-İran arasındaki petrol ticaretinin ABD’yi doğrudan rahatsız ettiği görüşünde:
“Çin temkinli hareket ediyor ve acelesi yok. Bu Çin’in devlet felsefesi açısından şaşırtıcı değil. Uluslararası ilişkiler bağlamında da kurdukları ilişkiler ve koalisyonlar geçici ve dönemsel oluyor. Şu an savaştan olabildiğince uzak kalmaya çalışıyorlar. Ancak bu Çin’in bu savaşın bir tarafı olmadığı anlamına gelmiyor. Venezuela, Grönland ve İran başlıklarının hepsi Amerikan emperyalizminin dünya enerji kaynakları üzerindeki hakimiyet arzusuyla ilgili. Bu hakimiyet arzusunun gerisinde de Çin’i kaynaklardan uzak tutma arayışı var. Venezuela dünyanın en büyük rezervlere sahip petrol ülkesi ve ilişkilerini Çin ile kurmuştu. Trump, ‘Latin Amerika üzerinde mutlak hakimiyet’ açıklamasını yapmıştı. ‘Monroe Doktrini’ni güncelliyoruz’ dediler ve adına Trump’ın ismine atıfla ‘Donroe Doktrini’ adını verdiler. Şu an Latin Amerika kıskaca alınmış durumda. Küba sosyalizmi orada ayrıksı ot gibi duruyor ve Trump bunu yıkmaya çalışıyor. Latin Amerika’ya yönelik özellikle son 10 yılda ciddi bir Çin yatırımı vardı. Bu da bloke edilmeye çalışılıyor. Bu İran için de geçerli. İran da dünyanın üçüncü büyük petrol rezervlerine sahip ülkesi ve petrolünün önemli bölümünü Çin’e satıyor. İran ile Çin petrol satışını Çin para birimi üzerinden yapmaya başlamıştı. Petrolle dolar arasındaki ilişkiyi keser, doların rezerv para birimi olmaktan çıkmasını sağlayacak adımlar atılırsa emperyalizm bunu affetmez. Amerikan emperyalizmi doların rezerv para olması üzerine kurulu. Bu anlamda Çin ile ABD’nin doğrudan karşı karşıya geleceği bir durum söz konusu değil. Ancak nihai anlamda bu bir ABD-Çin savaşının provası. Üçüncü Dünya Savaşı’nın fragmanını izlediğimizi düşünüyorum.”

‘Türkiye’nin sınırını Batı bloğu belirliyor’

Türkiye’nin, İran’a dönük tutumunu içinde bulunduğu Batı bloğunun belirlediğini belirten Yaşlı, iki ülkenin birbirini doğrudan hedef almayacağını düşünüyor. Yaşlı’ya göre krizin daha da derinleşmesi halinde de Türkiye emperyalistlerin yanında konumlanacak:
“Soğuk Savaş dünyasında olmadığımız ve emperyalizmin hegemonyasında gerileme olduğu için eski tarzda bir Amerikancılık ve NATO’culuk Türkiye’de pek söz konusu değil. Bu yüzden iktidar biraz daha sakin davranabiliyor. Ancak Türkiye, savunma ve eğitim sistemiyle Batı bloğu içerisinde yer alan bir ülke. Nihai olarak da yapacaklarının sınırını bu yapı belirliyor. Türkiye’nin; Arap ülkelerinde imza atılan bildiride çok net bir şekilde İran karşıtı pozisyon aldığını, İran’ın Amerikan ülkelerine saldırılarına yönelik ‘alçakla saldırılar’ ifadesinin kullanıldığını biliyoruz. Üstelik bu metin çevrilip Dışişleri Bakanlığı’nın sitesine konulmadı. Uluslararası sistemde bu girişimde bulunuyorlar ancak bunu halka anlatmakta zorluk çekeceklerini düşündükleri için metnin Türkçesi paylaşılmış değil. İran’ın da Türkiye karşısında daha özenli davrandığını düşünüyorum. Füzelerin Türkiye üzerinden Akdeniz’de birtakım hedefleri vurmak üzere havalandığını düşünüyorum. Tabii sahte bayrak operasyonu değilse. NATO füzelere müdahale etmişti ve sonrasında füzelerin Türkiye’yi hedeflediği açıklamaları oldu. Ancak Türkiye’nin hedeflenmediği çok açık. İran da Türkiye’nin kardeş halk olduğunu söyledi. Türkiye doğrudan İran’ı hedef almıyor almaz da. Ben bir Türkiye-İran savaşı da beklemiyorum. Ancak Türkiye’nin Batı bloğunun bir parçası olduğu ve İran’a dönük operasyonda elbette emperyalist sistemle koordine şekilde hareket edildiğini biliyoruz. Kriz derinleşirse Türkiye’nin tavrının yine emperyalist sistemin yanında yer almak şeklinde gerçekleşeceğini düşünüyorum”
Yorum yaz