Yapay zeka teknolojileri küresel militarizmin yeni ve karanlık bir cephesini oluştururken otonom silah sistemleri ve hedef belirleme algoritmaları insan faktörünü karar mekanizmasından tamamen dışlayarak savaşın doğasını kökten değiştiriyor. Pentagon'un ‘Project Maven’ mirasını devralan ve yapay zekayı bir ‘kayıtlı program’ haline getiren Palantir, otonom silah sistemlerinin sadece ateş gücünü değil, aynı zamanda hangi sivil ya da askeri yapının hedef alınacağına karar veren dijital beyni temsil ederek militarizmin teknolojik omurgasına dönüştürüyor. Yapay zeka sahasındaki varlığını ‘Gospel’ ve ‘Lavender’ gibi isimlerle sürdüren İsrail de kendi başına ateş etme yetisi olan otonom silah teknolojisini geliştirmeye çalışıyor.
Etiğin yerini tamamen ekonomik kazançlara bıraktığı bu sistemde, küresel çip krizinin kalbinde yer alan Tayvan ve Hürmüz Boğazı üzerindeki enerji hattı, yapay zekanın sürekliliği için hayati bir domino taşı işlevi görüyor. Elon Musk’ın Grok'u gibi araçların siyasi rüzgarlara göre şekillenen dezenformasyon süreçleri ve Çin’in açık kaynaklı yapay zeka hamleleri, teknolojinin sadece fiziksel değil psikolojik ve istihbari bir savaş enstrümanı olarak da tüm dünyayı kuşattığını gösteriyor.
Yapay zeka ile militarizmin buluşmasını Radyo Sputnik programcısı ve gazeteci Serhat Ayan ile konuştuk.
‘Yapay zekayı ‘ölüm listesi’ çıkartmak için kullanıyorlar’
İsrail’in kullandığı yapay zeka sistemlerinin birçok veriyi ele geçirerek bir hedef listesi oluşturduğunu belirten Ayan, ‘otonom silahlar’ aracılığıyla ise insan faktörünün neredeyse tamamen saf dışı kaldığını söyledi:
“Distopyaya koşarak gidiyoruz. Yapay zeka savaş içinde çok çirkin bir hal alıyor. Amerika sık sık ‘Etik kurallara oturtulmalı’ diyor ancak aslında Amerika’nın neyi neden oturtmadığını net bir şekilde görebiliyoruz. İsrail epeydir yapay zeka ile uğraşıyor. Hepsine de kutsal kitaplardan isimler veriyor. ‘Gospel’ ve ‘Lavender’ var örneğin. Yapay zekayı dört alanda kullanıyorlar. Algoritmanın yanı sıra ölüm listesi çıkartmak için dahi kullanıyorlar. Yapay zeka telefon kayıtlarını, sosyal medya hesaplarını ve görsel verileri alıp hepsinin içine desen çıkartarak potansiyel hedef listesi oluşturuyor. Yapay zeka ‘Bu yüzde 90 ihtimalle bir militandır’ dedikten sonra bunu kimse tartışmıyor. ‘Otonom silahlar’ diye bir kötülük var. Silahlar, insan uygulamasının dışına çıkıp kendi kendilerine karar verip öldürebiliyorlar. Eskiden kimin vurulacağına dürbünden bakan insan karar verirken artık kime tetik çekileceğine silahlar karar veriyor. ‘OODA’ diye bir karar döngüsü var. Bunun açılımı ‘Observe’, ‘Orient’, ‘Decide’, ‘Act.’ Gözlemliyor, yöneliyor, karar veriyor ve uyguluyor. İnsan faktörü neredeyse sıfıra gelmiş durumda. Burada Palantir ve Maven devreye giriyor. Bunlar, sahadaki uydu ve telsiz verilerini süzüp bir menü hazırlıyor. Tıpkı bir yemek menüsü gibi. ‘Düşman birliği üç dakika içinde köprüye ulaşacak, imha etmek için en yetkili mühimmat bataryalar’ diyor ve orayı patlatıyor. Yani iş tamamen bir yemek menüsüne dönmüş durumda.”
‘Yapay zeka, insan canını zayıf ve değersiz görüyor’
Yapay zekanın algoritmasının çok sayıda faktör tarafından değiştirildiğini söyleyen Ayan, Batı medyasının payına da işaret etti. Ayan’a göre yapay zeka, insan canını ‘hata payı’ olarak görüyor:
“Batı’nın meşhur medyası da işin içinde. Psikolojik ve istihbari savaşı da yapay zeka yönetiyor. Deep fakelere ve dezenformasyon tonuna karar veriyor. İran’a ‘rejim’, diğerlerine ‘hükümet’ demeye o karar veriyor. ‘Hata payı’ olarak gördüğü bir şey var ve buradaki hata payı insan zaiyatı. Mesela, ‘100 tane terörist imha edeceğiz ancak ortalama 10 sivil zaiyat da verilecek. Bunu kabul ediyor musun?’ diyor. Halüsinasyon dedikleri şey kabul edilebilir hata payları. ‘165 tane kız çocuğu öldürülecek’ diyor ve bunu bir hata payı olarak görüyor. Bu zaiyatı, kedi ya da insan çizdirdiğimizde onun altı parmaklı olarak görmesi kadar zayıf ve değersiz görüyor.”
‘Anthropic gibi şirketler batma ve yaşama arasındaki ince çizgide’
Yapay zeka şirketlerinin, çalışanların sivil ölümlere karşı istifalarını umursamadığını vurgulayan Ayan, Amerikan Savunma Bakanlığı’nın çalıştığı Anthropic’e işaret etti. Ayan’a göre sistem geliştirmek için milyarlarca dolar harcayan bu şirketler batmanın eşiğinde:
“Şirketler çalışanların istifalarını hiç umursamıyor. Palantir’in ismi Yüzüklerin Efendisi’nde her tarafa bakan gözden geliyor. Bu Yüzüklerin Efendisi’ndeki iyilerin patlatmak istediği bir şeydir ancak onlar bunu şirket isimleri ve markaları olarak alıyorlar. Her şeyi görmek gibi bir vizyon belirlemişler kendilerine. Bunu 2017’den beri yapıyorlar. CIA, uçak şirketleri bunu kullanıyor. Palantir’i İngiltere’de sağlık sistemi kullandı. Bu işin içine ‘İnsanların öldürüleceği şey, insanların ölmemesi için kullanıldı’ diyerek girdiler. Palantir’in ortaklarından Alex Karp oldukça garip bir adam. Hükümet ‘Terörist ağları çökerteceğiz, suç örgütlerini takip edeceğiz’ diyor ve herkes buna ‘tamam’ diyor. Ancak kimse sivil ölümlerine dikkat etmiyor ve umurlarında da değil. Amerikan Savunma Bakanlığı Palantir öncesinde Google ile çalışıyordu. Google, insanların ölmesine vesile olan sistemleri kullanmak istemedi ve işin içinden çıktı. Bu boşluğu da Palantir doldurdu. Sonrasında Amerikan Savunma Bakanlığı yapay zeka aradı. Seçim yapmak ve karar vermek için doğru bir yapay zeka olan Anthropic’i kullanmaya karar verdiler. Anthropic çalışanları da insan ölümlerine karşı olduklarını söyledi. Trump da bunlara karşı saldırıya geçti ve devlet kurumlarından onları kaldıracaklarını söyledi. Anthropic’i oyunun dışına itti. Böyle olunca Amerika’da yeni bir tartışma başladı. Anthropic’in, olası nükleer füzelere karşı saldırıları engellemek için kullanıldığı ortaya çıktı. Bunu devlet kurumlarının dışına itince ‘Nükleer tesisler savunmasız kaldı’ söylentileri çıktı. Yani Anthropic sadece insan öldürmek için değil Amerika’yı korumak için de kullanılıyordu. Ancak Trump onu her yerden silmek isteyince ortada bir boşluk kaldı. Bu Amerika için bir fiyaskoya dönüştü. Bu şirketlerin her biri 500 milyar dolarla 1 trilyon dolar arasında para harcadılar sistemlerini geliştirmek için. Şu an batma ve yaşama arasındaki ince çizgideler. Bu yüzden herkes bir şekilde bir yerlerden para almak zorunda. Amerika’nın şu an en büyük para vericisi savunma ve askeri sistemleri. Anthropic geçtiğimiz günlerde tekrar değerlendirilmek istendi. Çünkü aç kalacaklar. Yaptıkları en küçük ihale 200 milyon dolar ile 400 milyon dolar arası değişiyor. Bunlar her şirket için çok büyük paralar. Open AI’ı gelişimiyle değerlendirmek lazım. Onlar ilk çıkışlarında kimseye hizmet vermeyeceklerini söyledi. Herkesin kendilerinden faydalanarak yapay zeka geliştireceğini belirttiler. Elon Musk gibi isimler de sponsor ve yatırımcı oldu. Daha sonra ise bu işten para kazanmak istediler. Open AI da kendisini Microsoft gibi Google gibi konumlandırdı. Open AI bu işe en fazla para yatıran şirketlerden biri. Bu parayı çıkartmak adına her şeye girişiyorlar. Open AI, Google’a yüzde 5-6 arasında pay kaybetti.”
‘Enerji olmazsa yapay zeka olmaz’
Şirketlerin çip üretimi için gerek duyduğu enerjinin Hürmüz Boğazı’ndan geçerek geldiğini belirten Ayan, domino taşlarının en kritik noktalarının Tayvan ve Güney Kore olduğunu söyledi:
“Büyük bir enerjiye ihtiyaç var ve petrol bu enerjinin şu an en büyük kaynaklarından biri. Enerji olmazsa yapay zeka olmaz ancak yapay zekanın çipleri daha çok Tayvan, Kore gibi ülkelerde üretiliyor. Şirketler, çipleri üretmek için enerjiye ihtiyaç duyuyor. Bunların enerjisi sadece Hürmüz Boğazı’ndan geçerek geliyor. Hürmüz kapanırsa çiplerin üretimi duruyor. Çipler durunca da yapay zekanın ilerlemesi söz konusu olamaz. Esas gözden kaçan şey gemilerin Hürmüz’den geçerek Tayvan’a petrol götürebilmesi. Tayvan’a petrol gitmezse yapay zekanın kalbi ve beyni duracak. İnanılmaz bir çip isteği var dünyada. Trilyon dolarlık çipler isteniyor ve bunların yapılması için de Tayvan’a ihtiyaç var. Tayvan olmazsa NDVIA da olmuyor çünkü o da oradan ürün alıyor. Domino taşlarının en kritik yerinde Tayvan ve Güney Kore duruyor.”
‘Amerika neyi savunuyorsa Grok da onu savunuyor’
Elon Musk’ın satın altığı X’in yapay zekası olarak kullanılan Grok ile ilgili de konuşan Ayan, Grok’a sorulan sorunun doğrudan Elon Musk ve Amerika’ya sorulması anlamına geldiği görüşünde:
“Grok eşittir Elon Musk. Elon Musk ne ise Grok da o. Geçen hafta Grok’un içinde deprem yaşandı. Grok’u o kadar hızlı ve yanlış şekilde piyasaya sürdüler ki her değişim gerektiğinde Grok’u baştan yazıyorlar. Amerika o anda neyi savunuyorsa Grok da onu savunuyor. İsrail ile ters düşüldüğünde Grok İsrail’e atar yaptı. Trump ile ara düzelince ise İsrail’i savundu. Şu an insanların Grok’a ‘Doğru mu?’ demesi, Elon Musk’a ‘Doğru mu?’ denmesinden hiç farklı değil.”
‘Çin, açık kaynakla ilerliyor’
Ayan, yapay zeka ve çip teknolojisinde ileri seviyede olan Çin’in açık kaynakla ilerlediğini kaydetti. Ayan’a göre Çin’in, Amerika’ya Amerika’nın malıyla meydan okur halde:
“Çin ise her şeyi kapalı devre yapıyor. Çin nereye gitmek istediğini biliyor ancak birçok uzman Çin’in hedeflerini bilmiyor. Trump, Çin’e özel çiplerin gönderilmesi yasağını askıya aldılar. Çünkü Çin’in kendi çiplerini yapmasından korktular. Çin etik olarak ilerlediğin söylüyor. Çin, büyük veri merkezlerinde yapay zeka geliştirtmek yerine insanların bilgisayarlarında geliştirebileceği yapay zeka ajanları üzerine yoğunlaştı. Açık kaynakla gidiyorlar. Avrupa bundan örnek alıp açık kaynaklara yönelmeye başladı. Amerika’nın mallarıyla Amerika’ya meydan okur hale geldi.”