Trump ve Netanyahu’nun İran hamlesiyle fitilini ateşlediği süreç, ABD’yi stratejik belirsizliğin eşiğine sürüklerken Washington yönetimi krizden çıkış için somut bir B planına dahi sahip değil. Trump’ın konsolide ettiği MAGA tabanında ciddi çatlaklar oluşmaya başlarken yönetim içindeki Neocon etkisi ve İsrail’in hamleleri, Başkan Yardımcısı JD Vance gibi müdahale karşıtı isimleri köşeye sıkıştırarak hükümet içindeki ideolojik ayrışmayı derinleştiriyor.
İsrail’in müzakere ihtimali yaratabilecek İranlı isimleri tasfiye ederek diplomasi kapılarını neredeyse kapatması da harekatı ‘kazan-çık’ senaryosundan uzaklaştırıyor. Bu stratejik hazırlıksızlık hali, yalnızca Trump’ın siyasi mirasını değil, aynı zamanda JD Vance gibi figürlerin haleflik şansını da tehdit ediyor.
JD Vance’in sessizliğini ve MAGA’daki kaynamayı gazeteci Sarp Sinan Hacır ile konuştuk.
‘ABD, İran savaşının gerekçelendirilmesinde bir facia içinde’
İran hamlesini ‘Trump’ın intiharı’ olarak okuyan ve JD Vance’in müdahalelere karşı olan tutumunu hatırlatan Hacır, Trump’ın MAGA tabanından bir ‘canavar’ yarattığı görüşünde. Hacır’a göre ABD, İran savaşını gerekçelendirmek noktasında da bir facia yaşıyor:
“ABD’deki durumu ‘kaos’ kelimesiyle özetlemek mümkün. İran hamlesi, Trump’ın kısmi intiharı olarak görülebilecek bir hamle oldu. Sadece 2024’ten itibaren değil 2016’dan itibaren Trump, izolasyoncu ve Orta Doğu’daki savaşları hedef alan model üzerinden seçilmişti. Trump bu noktada bir de canavar yaratmış oldu. Yarattığı canavar, ‘MAGA kitlesi’ olarak bahsettiği kitle. ‘MAGA eşittir ben, ben eşittir MAGA’ diyen birisi Trump ancak iş o noktadan yavaş yavaş uzaklaşıyor. İkinci Trump dönemi başladığı andan itibaren Trump’ın hamleleri az çok MAGA tabanındaki ideolojiye sıkıştırılabiliyordu. Venezuela hamlesini bir şekilde anlatmayı başarmışlardı. ‘Bu bir sonsuz savaş değil, bir günde girdik, istediğimizi elde ettik ve çıktık’ dediler. Kamuoyu anketlerinde de bu müdahaleyle ilgili toplumun genelinde büyük bir rahatsızlık olduğunu görmemiştik. Venezuela hamlesi Amerikalıları doğrudan rahatsız etmedi ancak şu an ne JD Vance ne de başka herhangi bir figürün, ‘Trump’ın ideolojisinin parçasındaki bir hareket’ diyebileceği bir tablo yok. JD Vance, İran savaşına karşı olduğunu defalarca söylemiş birisi. Kasım 2024’te seçime günler kala dahi bunu tekrar etmiş bir isim. Herhangi bir konuda müdahale tartışması olduğunda JD Vance ‘müdahale etmeyelim’ fikriyle yaklaşıyordu. Bunu Amerikan medyası Venezuela örneğinde yazmıştı. Ancak İran operasyonu olduğunda Amerikan medyası ‘Hükümette bir çatlak yok’ görüntüsü yaratmak istedi. İran operasyonunun ilk gününden itibaren işler istendiği gibi gitmediği için çatlak seslerini parça parça duymaya başladık. Özellikle savaşın gerekçelendirilmesi konusunda ABD bir facia içerisinde.”
‘Neoconlardan aykırı sesler çıkıyor, ABD’nin bir ‘B planı’ yok’
Neoconlar arasındaki çatlaklara işaret eden Hacır; Trump’ın, İran savaşını onaylayan isimlerden dahi yeterli desteği alamadığını söyledi:
“‘Neoconlar şu anki yönetimde ne kadar aktifler, ne kadar domine edebiliyorlar?’ diye konuşmuştuk. Ben her zaman Amerikan hükümeti içinde çeşitli fraksiyonların yer aldığını ve Trump’ın bu grupların ağzına birer parmak bal çalarak onları ikna etmek üzerine kurulu bir dış politika izlediğini düşünüyorum. Her konuda Neoconların dediğini yapmıyor ancak Trump İsrail lobisi ve Lindsey Graham tarafından ikna edilirse bir anda bütün denklemde Neoconlar gibi hareket edebiliyor. Neoconlar istediklerini aldılar ancak istedikleri gibi almadılar. Bu önemli bir ayrım. Trump bunu yaptığı gün malum çevrede alkışlandı. Marco Rubio’nun mentörü olarak ifade edilebilecek Jeb Bush, tebrik mesajı yayınladı. Ancak durum ilerledikçe ve işler istendiği gibi gitmedikçe Neoconlardan bile çeşitli aykırı sesler çıktı. İran konusunda kritik figür olarak bahsedebileceğimiz bir diğer isim de John Bolton. Bolton’ın Trump’ın birinci döneminde güvenlik danışmanı olarak kabinede rol aldığını, Kasım Süleymani suikastı sırasında İran’a saldırmasını söylediği için Trump tarafından kovulduğunu da söylemek lazım. Bolton, ABD’nin İran’a saldırmasını olumlu bulmakla birlikte yeterli hazırlığın yapılmadığını düşünüyor. ABD’de daha soldaki isimler de yeterli hazırlık olmadığını söylüyor. Daha realist kanat da aynı şekilde düşünüyor. İran savaşını isteyen John Bolton dahi yeterli hazırlık olmadığını söylüyor. Bunları yan yana koyduğumuzda ABD’nin bir B planının olmadığını söyleyebiliriz.”
‘Çin’in enerji kaynaklarını kontrol etmek isteyen ABD, ne yapacağını bilemiyor’
Hacır’a göre Trump, yaptığı tutarsız açıklamalarla ABD’nin plansız olduğu algısını kamuoyunda güçlendirdi. Hacır, ABD ile İsrail’in ortak hedeflerde buluşabilmesine dikkat çekti:
“Venezuela’daki görüntüyü yaratıp İran’da bir Delcy Rodriguez’e ulaşıp bu işi hızlı bir şekilde bitirebileceklerini düşünüyorlar. Taktik ve operasyonel olarak sorun yok çünkü ABD’nin ne istediği belli. İsrail’den farklı olarak Çin’in enerji kaynaklarının ABD’nin kontrolü altına gireceği bir düzen istiyor. Ancak buraya nasıl ulaşacaklarını yeterince temellendirmediler. İran yönetimi ortadan kaldırılmasına rağmen istedikleri sonucu alamayınca bir anda Hürmüz Boğazı’na kilitlenen bir denklemde ABD ne yapacağını bilemiyor. Trump’tan her gün bambaşka açıklamalar görüyoruz. Birinci gün çıkıp ‘İngiltere destek versin’ dedi, İngiltere yanaşmayınca ‘Bizim donanmaya ihtiyacımız yok’ dedi. Hürmüz kapanınca da ‘Biz her zaman NATO’nun yanında olduk gelip bize destek versinler’ dedi. Muhtemelen yarın yine hakaretler yağdıracaktır. Trump, ‘Bizim hiçbir planımız yok’ algısını kendi başına güçlendirdi. Birbirleriyle çelişen ifadeler kullanılır ancak Trump stratejiyi değiştiriyor. Hürmüz’deki durum İran donanmasının batırılmasıyla çözülecek bir mesele değil. İran ne kadar hasar alırsa alsın her zaman iki tane drone ile oradan geçen tankerleri tehdit edebilir. İran, askeri kabiliyetlerini düşürse bile bunu devam ettirebilir ve İran’ın en büyük kozu Hürmüz Boğazı. ABD ile İsrail’in aynı şeyi isteyip istemediği de önemli.”
‘İsrail, kara harekatı düzenleme ihtimali olan ABD’ye destek olmayacak’
ABD-İsrail arasında ayrılıklar bulunduğunu belirten Hacır, kara harekatı ihtimalinde Tel Aviv’in Washington’a destek olmayacağı görüşünde. Hacır’a göre MAGA tabanında da yarı yarıya bir bölünme mevcut:
“Laricani, ABD’nin gerekirse oturup konuşabileceği bir figürdü. Buna benzer görüntüyü savaşın ilk günlerinde de yaşamıştık. Trump, ‘Anlaşabileceğimiz birkaç figürün dahi yaptığımız saldırılarda öldürüldüğünü öğrendik’ dedi. Bu istemedikleri bir olay mı yoksa İsrail, Trump’ın müzakere yürütebileceği figürleri ortadan kaldırarak müzakereyi başlamadan bitirmek mi istiyor? İsrail ile ABD’nin arasında fokurdayan bir ilişki var. ABD’nin kara harekatı ihtimali konuşuluyor. Hürmüz’ün açılması, Harg’ın ve İsfahan gibi nükleer kaynakların alınması için bir operasyon fikri var. Lübnan’da operayona kalkışmış İsrail, ABD’ye destek olmayacaktır. ABD sahada taşeron da aradı. Trump, Kürt grupların destek vereceklerini söyledi. Kürt gruplardan karşılık alınamayınca oradan da geri dönülmüş oldu. Şu anda Amerikan kamuoyunun da ne düşündüğünü söylemek lazım. Bence şu an tepkinin boyutları sınırlı. Karar alıcılardan ve fikir önderlerinden daha büyük tepki gördüm açıkçası. Demokratların büyük bir kısmı buna zaten karşı MAGA’da da neredeyse yarı yarıya bir bölünme var. Bu Trump’ı bezdirecek kadar güçlü bir tepki değil ancak bu durum böyle de gitmez. MAGA ölmüş olabilir ancak ‘Önce Amerika’ yaşıyor. Trump ‘MAGA’yı ben icat ettim’ diyor, doğru. Trump’ın kendi sözlerini es geçip başka bir politika uygulaması o hareketi öldürür. Ancak MAGA’cılar da ‘Trump bize yalan söyledi öyleyse sıradaki neocona oy verelim’ demeyecektir. O kitle orada duruyor. Kitlenin yaşanan olaylarla güç kazandığını görüyoruz. Trump’ın Amerikan kongresinde aforoz ettiği isimler var bunlar Thomas Massie ve Marjoerie Taylor Greene. Greene Trump’ın baskısına dayanamayarak kongreden ayrıldığını açıkladı. Massie ise direndi direndikçe Trump’tan hakaretler işitti. Trump sürekli Massie’nin hain olduğunu ve MAGA’nın parçası olmadığını söylüyor. Massie’nin kazanma şansı üzerine yapılan siyasi bahisler ön plana çıkıyor. Bunlarda bile Massie’nin Trump’ın tavrına rağmen şansının yüksek olduğunu ve Kentucky’de yüzde 60 ihtimalle kazanacağını görüyoruz. Trump birkaç söz verdi. Özellikle Epstein konusunda sınıfta kaldı. Sadece JD Vance’ten bahsetmemek gerek. Amerikan istihbaratının başında Tulsi Gabbard var. Bazı haberlere göre Gabbard’ı davet dahi etmedikleri söyleniyor. Vance ve Gabbard’ı seven bir kitle de var. Trump’ın gerçek anlamda Neoconlara teslim olduğu yönünde bir algı oluşuyor.”
‘Trump aslen Çin’e boyun eğdirmeyi hedefliyor’
Trump’ın İran’a saldırısının arka planında Çin olduğunu ifade eden Hacır, Washington yönetiminin bu hedef doğrultusunda ilerleyemediğini söyledi. Hacır, Trump’ın İran saldırısını aralıklarla sürdüreceği görüşünde:
“Trump’ın sırf İsrail istedi diye değil de Çin takıntısından ötürü bu işe kalkıştığını düşünüyorum. Trump, Çin’i birkaç aylığına zor durumda bırakmaktan öte Pasifik’te bir karşılaşma olduğu taktirde istediği vanaları kapatmayı ve Çin’e boyun eğdirmeyi hedefliyor. Şu an sahadaki görüntü böyle değil. Amerikanlar Trump’tan ‘Biz kazandık de ve bu işten çıkalım’ demesini bekliyor. On yıllarca Amerikalı ve İsrailli figürlerin ‘İran iki hafta içinde nükleer sahibi olacak’ dediklerini gördük. Ancak biz İran’ın nükleer silah sahibi olduğunu görmedik. İran nükleer silah edinmeye çalışmadığı halde bugün bu bahaneyle bombalanıyor. İran da haliyle nükleer silah sahibi olmayı aklına getiriyor. Konu nükleer silah değil. Ancak Trump oradan birden çıkarsa konu nükleer silaha gelebilir. İran, Kuzey Kore’ye bakıp ‘Keşke biz de yapsaydık’ diyordur. Trump, beş ya da altı ay içinde tekrar gelebileceğinin sinyalini de veriyor. Saldırı sayısını azaltarak sürekli kılmayı ya da ara vermeyi gündeme getirebilirler.”
‘İran savaşı JD Vance’in seçilme şansını azalttı’
İran’a açılan savaşın Trump sonrası adaylığı konuşulan JD Vance’i adaylıktan edebileceğini ifade eden Hacır, Tahran defterinin ateşkes halinde dahi kapatılmayacağını söyledi:
“JD Vance adaylığından olabilir. Trump’ın geriye ne miras bırakacağını düşündüğünüzde bugüne kadar birçok şey sayılabilirdi. Ancak geride miras olarak kalabilecek tek şey İran savaşı olacak. George Bush dendiğinde yaptırdığı işleri konuşmuyoruz sadece Irak savaşını konuşuyoruz örneğin. Joe Biden döneminde Kamala Harris’e ‘Siz Joe Biden’ın hamlelerinin arkasında mısınız?’ diye sorulmuştu. Bu soruya verdiği cevap belki de Harris’in kaybetmesinde en önemli rollerden birini oynadı çünkü Harris ‘Her şeyin arkasındayım’ dedi. Seçimde de seçmen adınızı oy pusulasında görünce argümanını da bunun üzerinden kuruyor. JD Vance için de aynı şey geçerli. JD Vance’in seçilme şansını azalttı bu iş. İnternet araştırmalarını küçümsüyorlar ancak Amerika’da herkesi ikna etmeye gerek yok. Kitledeki yüzde 10 sandığa gitmemeye karar verirse seçimin kazanılma ihtimali yok. Epstein meselesini de küçümsediler. İran savaşı potansiyel olarak sonsuz savaş izlenimi de yaratıyor. Bu mesele anlaşma olsa bile kapanmayacak. Altı ay sonra Netanyahu tekrar saldırmak isteyebilir. Bu bitmeyeceği için Trump’ın hanesine yenilgi yazılabileceği için JD Vance bu yenilgiye ortak olacak. JD Vance’in pek şansı da yok. Baş kaldırmak demek MAGA içinde hain olmak anlamına geliyor. JD Vance kaybeden bir savaşın içinde olduğu için sessiz kalmaya çalışıyor.”