‘Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel enerji krizini tetikleyebilir’
“Dünyada tüketilen enerjinin yüzde 33-34’ü petrol ile karşılanıyor. Petrol sadece yakıt olarak düşünmememiz gereken bir kaynak. Aynı zamanda petrokimya endüstrisi başta olmak üzere yüzlerce sanayi girdisi… Dolayısıyla petrolün yoksunluğu hayatı durdurabilecek bir ağırlığa sahip. Hürmüz Boğazı ise dünyada günde tüketilen 100 milyon varil petrolün 20-21 milyon varilin geçtiği bir darboğaz. 100’ün üzerinde olduğu kesin. Bu, başta Asya olmak üzere, ama bizim gibi büyük oranda petrol ithalatına bağımlı ülkeler için hem enflasyon riski hem petrol yoksunluğu hem de birçok sanayi kuruluşunun sıkıntıya gireceği ve fiyatların artacağı bir ortam…
Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından en fazla etkilenecekler ihracatçı olanlar. Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Katar, Bahreyn ve İran. Ama ithalatçı olduğu için en çok Asya piyasaları Avrupa’dan daha fazla hem petrol hem doğalgazda etkilenir. Bunun içinde Pakistan, Bangladeş var. Hürmüz Boğazı’ndan Avrupa’ya günde 600 bin varil gidiyor. Ama Hindistan’a günde 2.1 milyon varil; Çin’e 4.6 milyon varil gidiyor. Dolayısıyla en fazla etkilenecek piyasalar arasında Asya piyasaları var. Ama tabii ki Avrupa piyasalarını çok olumsuz etkiler. Dediğim rakamın bile gidememe ihtimali var. Çünkü Kızıldeniz’den gidecek. Kızıldeniz’in oradan normalde günde 8.8 milyon varil petrol geçiyor; Kızıldeniz’e giriyor Babülmendep’e, oradan yukarı çıkıyor Süveyş Kanalı’ndan Akdeniz piyasası üzerinden de Avrupa’ya gidiyor. Peki bir de Yemen’de Husiler var. Zaten daha önce de Husiler İsrail-ABD bağlantılı hangi gemi varsa vuruyorlar, kendi açılarından da başarılı oluyorlar. Dolayısıyla Avrupa’ya o dediğim miktarın gitmesi bile riskli. Bu sefer o tankerler Ümitburnu’ndan dolaşmak zorunda kalacak. Alın size ilave maliyet. Dolayısıyla hem zaman hem maliyet açısından son derece riskli bir ortam var. Bunun altından ne Avrupa’nın ne başka bir ülkenin kalkması mümkün değil. Petrol fiyatlarındaki artış her kaleme tesir edecek.”
‘ABD ve İsrail beklemedikleri bir dirençle karşılaştı’
“Trump devamlı savaşı bitiriyor. Neyi halletti? Bunlar bütün bu coğrafyayı alt-üst etmeye yönelik bir planın uygulamaları. Bu plan en azından 7-8 ülkenin işgal, bunların küçük parçalara bölünmesi, ulus devletlerin ortadan kaldırılması planı. Türkiye’ye ‘gel gel’ yapıp, ‘Siz Türklerin hamisisiniz. Onları da bağrınıza basın. Suriye’dekileri kolunuzun altına alın’ falan deyip sanki sınırlarınızı büyütüyormuşsunuz izlenimi veriyorlar. Siz bir iştahla bu işe gireceksiniz, ondan sonra Türkiye’nin de parçalanması gündeme gelecek. Kafalarındaki şey hiç değişmedi. Onun için emlakçı Barrack üzerinden Sykes-Picot 2.0’ı hayata geçirmeye çalışıyorlar.
Burada geri çekilseler bile… Çünkü kendileri dayak yiyorlar. İran beklemedikleri kadar büyük bir tepki gösterdi. Rusya ve Çin zannettikleri kadar duyarsız değil, herkesin mücadelesinin belli stratejik yöntemleri var. Birileri tatmin olmasa da İran’ın direnmesinin arkasında enformasyondan teknolojik desteğine hem Rusya’nın hem Çin’in destekleri var. Dolayısıyla ABD ve İsrail beklemedikleri bir dayak yediler. ABD ve İsrail savaşı bitirse bile daha fazla hırpalanmamak için, karizmalarının tamamen çizilmemesi için bitirirler. Bekledikleri gibi de bir rejim değişikliğine ulaşamadılar. Çekilseler bile tekrar geri geleceklerini düşünüyorum.”
‘İran hattında olası kesinti Türkiye’yi zorlayabilir’
“Türkiye petrolde yüzde 92, doğalgazda yüzde 93-94 dışa bağımlı bir ülke. Taş kömüründe de yüzde 95 civarında dışa bağımlıyız. Bizim sırtımızdaki en büyük kambur; ekonomide cari açığın en önemli kalemi enerji ithalat faturamız. 2022 yılında brent petrolünün yıllık ortalama fiyatı varil başına 101 dolardı. Türkiye’nin enerji ithalat faturası; özellikle petrol, doğalgaz ve taşkömürünün toplamı 96.6 milyar dolar. Bizim 100 milyar dolara yakın bir enerji ithalat faturamız var. Gelelim 2025 yılına; bizim bir katkımız olmadan petrol fiyatları varil başına 101 dolardan 69 dolara düştü. Bizim ithalat faturamız 96.6 milyar dolardan 62.5 milyar dolara düştü. Yani Türkiye’nin üzerinden 30 küsür milyar dolarlık bir yük kalktı. 100 doların üzerinde gittiğini varsayarsanız 25-30 milyar dolar ilave yük gelir. Bir de fiziki olarak sıkıntı var. Biz İran’dan yılda 10 milyar metreküp doğalgaz ithal ediyoruz. Bu anlaşma geçen sene bitti. 1 yıllık uzatma yapıldı, müzakereler sürüyor. İran bunu 25 yıl uzatılmasını istiyor, Türkiye ise 5 yıllık anlaşma ile daha uygun koşullarla bu işin içinden çıkmak istiyor. Madem ki petrol depolarına saldırıyorlar, boru hatlarına da bir zarar verilebilir. Türkiye’yi olumsuz etkileyebilir. ‘Kaza oldu’ denebilir, İsrail ile ilişkilerimiz malum. O zaman 10 milyar metreküplük boru hattından gelen gazda sıkıntımız olur. Türkmenistan ile de 2 milyar metreküplük bir anlaşma imzaladık ve o da İran üzerinden geliyor. Biz 2025’te 58 milyar metreküp gaz tükettik, bunun yüzde 20’sinden fazlası o hattan geliyor; bu da riske girer. Dolayısıyla mesele sadece petrol-doğalgaz fiyatlarının artması değil.
1-2 sene önce nasıl İran’dan gelen gaz kesildi, ‘teknik arıza’ dendi. Sonuçta bizim birçok sanayi tesisimiz büyük zarar gördü ve durdu. Bu iş konutlara kadar gidebilir. Türkiye’yi çok olumsuz etkiler, her kaleme tesir eder.”