‘Dünya’ Çevre Derneği Başkanı Paul Abi Rached, Sputnik’e yorumunda Hürmüz Boğazı'nın dünyanın en hassas denizcilik rotalarından biri olduğunu ve küresel petrol ticaretinin önemli bir bölümünün buradan geçtiğini ifade etti:
Bu bölgede çok sayıda petrol tankerinin karıştığı herhangi bir olay, büyük ölçekli bir petrol sızıntısına yol açabilir ve bu da Basra Körfezi'nin deniz ekosisteminde ciddi kirliliğe neden olabilir.
Bu bölgenin çevresel felaketlerin ardından toparlanması uzun zaman alan, nispeten kapalı bir deniz ortamı olduğuna dikkat çeken uzman, “Bu sadece deniz kirliliğiyle ilgili değil, aynı zamanda küresel biyolojik çeşitliliği azalma kriziyle de ilgili bir durum. Uluslararası toplum, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi kapsamında karasal ve deniz ekosistemlerini koruma taahhüdünde bulunmuş ve 2030 yılına kadar gezegenin yüzeyinin yüzde 30'unu koruma hedefi belirlemiştir. Ancak savaşlar ve askeri çatışmalar doğal ortamların tahribatına, kirletici madde sızıntılarına ve çevre koruma mekanizmalarının bozulmasına yol açtıkları için sıklıkla bu taahhütleri baltalıyor” ifadelerini kullandı.
Abi Rached, sözlerini şöyle sürdürdü:
Bu bağlamda uluslararası söylemde açık bir çelişki ortaya çıkıyor. Batılı ülkeler, özellikle de ABD ve Avrupa ülkeleri sürekli olarak çevre koruma ve kirlilik kontrolünün önceliğini vurguluyor. Ancak, çevre sorunları jeopolitik çatışmalarla kesiştiğinde çevresel argümanlar genellikle stratejik hususların gerisinde kalıyor.
Lübnanlı uzman, “Basra Körfezi bölgesinde askeri gerilim uzun süre devam ederse çevresel riskler, sadece olası petrol sızıntılarından değil, aynı zamanda dünyanın en önemli deniz bölgelerinden birindeki deniz ekosistemleri ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki kümülatif etkisinden dolayı son derece ciddi boyutlara ulaşabilir” vurgusunu yaptı.