Suudi siyasi analist Saad el-Hamid, İran’ın Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerindeki hayati tesisler ile kritik altyapıyı hedef alan saldırılarını, ‘kabul edilemez bir davranış’ olarak niteledi.
Sputnik’e konuşan El-Hamid, Tahran’ın bu gerilimi tırmandırıcı yaklaşımının, uluslararası hukuk normlarını ve iyi komşuluk ilkelerini açıkça ihlal ettiğini söyledi. Analiste göre İran’ın temel amacı, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin güvenliğini zayıflatmak ve küresel enerji sektörünü istikrarsızlaştırmak.
El-Hamid, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin, meşru müdafaa çerçevesinde İran topraklarının derinliklerine kadar karşılık verme hakkına sahip olduklarını, ancak Riyad ve diğer Körfez başkentlerinin “itidal” ve “stratejik sabır” politikasını tercih ettiğini belirterek, “Bölgemizin ekonomisini ve kalkınmasını olumsuz etkileyecek topyekûn bir savaşa ya da bitmeyen çatışmalar bataklığına sürüklenmek istemiyoruz” dedi.
Suudi analist, Suudi Arabistan ve Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkelerin söz konusu savaşın tarafı olmadığını, çatışmayı kendilerinin başlatmadığını ve yıkıcı hedeflere hizmet eden bir savaşa çekilmeye de izin vermeyeceklerini vurguladı.
El-Hamid ayrıca, Körfez ülkelerinin İran rejiminin varlığıyla ilkesel bir sorunları bulunmadığını ifade etti. Suudi Arabistan’ın, Çin’in arabuluculuğuyla varılan anlaşmaya bağlı kaldığını hatırlatan uzman, Riyad’ın Tahran’la anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesinden yana olduğunu kaydetti.
Birleşik Arap Emirlikleri’nden siyasi analist Hasan İbrahim el-Nuaymi de Sputnik’e yaptığı açıklamada, BAE’nin bölgedeki savaşların doğrudan tarafı olmadığının altını çizdi.
El-Nuaymi, BAE’nin, topraklarının herhangi bir devlete saldırı amacıyla kullanılmasına izin vermeyeceğini açıkça ilan ettiğini anımsattı. BAE yönetiminin “on yıllar boyunca inşa edilen ulusal kazanımları yok edebilecek çatışmalara sürüklenmemek” konusunda yeterli siyasi olgunluğa ve basirete sahip olduğunu vurgulayan analist, Abu Dabi’nin provokasyonlara kapıyı kapattığını belirtti.