‘Bölgedeki kriz küresel savaşı tetikleyebilir’
“Hem insanlık için hem de bölgemiz için endişe verici buluyoruz. Adeta bütün coğrafya tehdit altında. Bu coğrafyadan çıkıp, küresel bir savaşa, 3. dünya savaşına açık bir şekilde dönüşme ihtimali var; ki zaten örtülü olarak devam ediyor. Siyonist, işgalci saldırganlık ve arkasında ‘varlığım Siyonist İsrail’in varlığına armağan olsun’ diyen Batı emperyalizmi mübarek Ramazan günlerinde coğrafyayı kan gölüne çevirdi.
Hiçbir kutsalları yok, sadece teolojik sapkınlıkları doğrultusunda kendi anlattıkları mitolojik hikayelere savaşta yürüttükleri işgallere isimlerini vererek başkalarının inançlarına hiçbir hürmet göstermeden saldırıyorlar.”
‘Hamaney neden saklanmadı?’ sorusu anlamsız’
“İnsanların soruları da soruları açıklama biçimi de kurdukları cümleler ve kullandıkları kelimeler düşünce dünyasının anahtarlardır. Sahip oldukları anlayışın ipuçlarıdır. Bu anlamda soru çok önemli bir şeydir. Soruyu sorma biçiminiz düşüncenizi de ortaya koyar. Bir devlet başkanına ‘neden kaçmadın?’ diyorsun. Ama bir başkasına ‘Bir devlet başkanına nasıl saldırıyorsun?’ demiyorsun. Bu sadece İran ile sınırlı olan bir şey değil. Venezuela’da da aynısı oldu. Bir devletin egemen olduğu topraklara girip evinden kaçırmayı kahramanlık gibi sunuyorsunuz. Sonra da ‘neden saklanmadın?’ diyorsunuz. Saklanmanın da kendi içinde psikolojik bir harp mantığı ile baktığınızda ‘zillet’ içine düşmek ya da karşı taraftan korkmak, endişeye kapılmak gibi verdiği bir fotoğraf vardır. Halbuki izzet, onur, şeref dediğimiz şeyler bir anlamda da meydan okumaktır.
Örneğin Saddam’ı kuyudan çıkardılar; tabi mizansendi. Kaddafi’yi kanalizasyondan çıkardılar. Yani saldırdıkları ülkelerin yöneticilerinin bu şekilde olmasını istiyorlar ve dünyaya bu şekilde servis etmek istiyorlar. Bu doğru bir şey değil. Böyle bir soru sorulmaz; bu soru değil, sorundur. Asıl soru ‘Siz devlet başkanlık binasına nasıl saldırıyorsunuz?’ olmalı. Şu anda uluslararası kurumların ve kuralların tamamı yerle bir. Mesela nokta operasyonu ile devlet başkanı katleden bir ülke aynı noktayı çocukların okuduğu okulda tutturamıyor.”
‘ABD ve İsrail her yere ayarsız bir şekilde saldırıyor’
“Onların paradigması, anlayışı çöktü. Kimse onların anlattığı hikâyeye artık inanmıyor. Ne demokrasi ne insan hakları ne özgürlükler. Batı uygarlığı diye tabir edilen coğrafyanın insanlığa anlatacak hikayesi kalmadı. Bütün anlayışları çöktü. Bir avuç petrol için bu emperyalist anlayışın kan kokusu almış köpek balığından farkı yok. Her yere hayasız bir şekilde saldırıyor. 11-12 bin kilometreden bu tarafa gelip her yeri ateş topuna dönüştürebiliyorsunuz, saldırma hakkını kendinizde görüyorsunuz, sürekli yalan konuşuyorsunuz. Bunlar kabul edilemez. Bunlar sadece bizim coğrafyamızı değil, bütün insanlığı tehdit ediyor. Orta Doğu’ya barış gelmezse dünyaya barış gelme ihtimali yoktur.”
‘Savaş sadece silah ile kazanılmaz’
‘ABD rakibini küçümsedi’
‘ABD ve İsrail Kürt kartı ile sonuç alamaz’
“Müslüman Kürt halkı ABD ve İsrail’in askeri değil. Onlar adına çıkıp savaşmaz. Tabii her topluluğun içerisinde kullanılacak grup bulabilirsiniz. Bu gruplar, bu vekil unsurlar sonuçta 100 milyonluk bir ülkeye ne yapabilir? Belli ki iç karışıklık çıkartmaya çalışıyorlar. Ama ben sonuç alınacağını zannetmiyorum. Hele hele kıtalar ötesinden bir ülke haksız bir şekilde bir ülkeye gelip saldırıyorsa ve gruplar oluşturmuş, silahlandırmış veya saldırtılacak diye sizin için bahsediliyorsa siz o ülke içinde açıkça hain olursunuz. Bu damga bir kere ömür boyu alnınızda taşıdığınız kara bir leke olarak kalır. Savaşlarda sonuca gitmenin, zafer kazanmanın yegâne sebebi meşruiyettir. ABD’nin ya da İsrail’in kayığına binerek bir vatan elde edeceğinizi düşünüyorsanız sonucu hüsran olur. Geçmişte de böyle oldu.”
‘Gazze gündemden düşmemeli’
“Çok vahim bir durum var. Zaten bu meselelerin buraya gelmesinin nedeni Filistin coğrafyasında yaşanan adaletsizlik. Filistin meselesi halledilmeden Orta Doğu’ya barış, Orta Doğu’ya barış gelmeden de dünyaya barış gelmez. Batılılar Israrla Filistin meselesini görmeden, İsrail endeksli, İsrail’in güvenliği ve varlığı üzerine bina edilmiş bir politika sürdürüyorlar. Şu anda neden Gazze olduğu için diğer bütün şeyleri takip etmekle birlikte Gazze’yi gündemden düşürmemeliyiz.
10 Ekim’deki ateşkesten bu yana İsrail ateşkesi 2 bin kez ihlal etmiş, 600’den fazla Filistinli kardeşimizi katletmiştir. Ateşkes oldu-bittisi ve oyunu adı altında Gazze’yi gündemden düşürüp hedeflerine yürümenin hesabını yapmışlardır. Akıllarındaki şeytanca plan bu. En son ceset de teslim edilmesine rağmen çekilmek için taahhüt ettikleri bölgeye çekilmemişler, işgal ettikleri yerleri ellerinde tutmaya devam etmektedirler. Filistinliler çadır bile denmeyecek, derme çatma yerlerde yaşıyorlar. Geçmişte bomba ve açlıkla öldürdükleri çocukları şimdi soğuk ile öldürüyorlar. Filistin halkını bezdirerek tırnak içerisinde gönüllü bir şekilde Gazze’yi terke zorlamaya, tehcir etmeye çalışıyorlar. Demirleri bahane ederek çadırları ve konteynerleri Gazze’ye sokmuyorlar. Günde 600 tır gıda girmesi gerekiyorsa 200’e zor izin veriyorlar. Giden yardımlar yüzde 20 seviyesinde kalmıştır. Filistinlilerin hayvanlarına, evlerine el koyuyorlar. Mescid-i Aksa’yı ibadete kapattılar. Siyonist anlayış kendi sapkın emellerine ulaşabilmek için hiçbir kötülüğü yapmaktan geri durmuyor. Bu konuda kayıtsız kalmak, hatta yumuşak bir dil kullanmak zalimlerin suçuna ortak olmak ve insanlığa ihanet etmektir. O yüzden bu konuda ses yükseltilmelidir.”