Gazeteci Çağlar Tekin, savaştan önce gittiği İran’da yaşadıklarını ve gözaltına alınmasını Türkiye döndükten hemen sonra katıldığı Yol Arkadaşı canlı yayınında anlattı. İran ve Ortadoğu Araştırmacısı Oral Toğa ise İsail ve ABD’nin İran saldırılarında gelinen noktayı aktardı.
'İran'da bir şeyleri devireceğini düşünenler hayal satıyor'
Gazeteci Çağlar Tekin şunları söyledi:
Aşağı yukarı bir iki saat olmuştur diye düşünüyorum hemen hemen. Aşağı yukarı 11 günden beri. Doğal olarak İran'a savaş olmadan gittim ama gidince de o savaşın başladığı anada orada tanıklık etmiş oldum .Evet, yani aslında çalışmanın veya savaşın saldırının daha doğrusu başlayabileceğimi tahmin ediyordum bir yandan. Gitme sebebim de kısmen buydu. Yani hani gittim ve bir saldırıya yakalandım diyemem. Saldırının gelmekte olduğu belliydi. Ben de aslında bunu bilerek gittim. Neden gittim? Çünkü biz muazzam bir mücadelenin içerisindeyiz. Bu muazzam bir mücadelenin pek çok tarafı var belki ama iki tane önemli bir özü var. Bu öz, daha çok güçlü olan ve güçlü olduğunu hissettiğimiz bir taraf var. Ve bu tarafın dediği her şeyi normal kabul etmeye, doğru kabul etmeye meyilli bir de hat var. Çok kabaca bir politik bir alana çekersek bir liberal ebrehelik hali var. Ve bu hale baktığımızda yıllardan beri bize öyle İran tukaka bir şeriat rejimi, kötü bir rejim vs. olarak gösterilirken pek çok gerçekte gizleniyor. Bu dünen için iyi yanları var, kötü yanları var, eleştirilecek eleştirilmeyecek yanları var. Ama bu dünen için hiç yanında durmadan soykırım boyunca ki insanlığın en karanlık işlerinden bir tanesi soykırım. Bu soykırıma petrol taşıyanlar var. Bu soykırıma domates taşıyanlar var. Bu soykırıma çelik taşıyanlar var. Bir diğer yandan ısrar ile bağırıp çağırıp hakaret edip diğer yandan bunları yapanlar var. Şimdi bu insan beynini, insan bilincini ebreheleştiren bir süreç. Bu büyük misal soykırıma taşıyan bir İran devleti var. İyisiyle kötüsüyle. Kendisinin varoluşu sefer ideolojik misyonu haline getirilmiş olabilir. Bunu kullanıyor olabilir, şunu olabilir, bu olabilir. Ama nihayetinde bu dünen için yanında yer aldığı, hatta bu dünen için asıl yönetimi olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Kabaca benim edindiğimiz dediğim şu. Bir kere İran'da ABD ve İsrail'le mücadele meselesinde bir eşik 12 gün savaşıyla, yani geçen Haziran ayında yaşanan savaşla aşılmış. Nedir bu aşılan? Daha öncesinde bir model vardı. İran halkının bir kısmı, bize ne bu İsrail fristinden, bize ne bu Suriye'den, biz bunlara dokunmazsak ABD ve İsrail bize bulaşmaz diyordu. Bir diğer toplam, biz her halükarda bu coğrafyanın emperyalizmle mücadelesinde bir güç olmamız gerekiyor diyen bir toplam vardı. Bir diğer toplamsa gelsin İsrail bu devleti yıksın da biz rahat edelim diyen bir hat vardı. mBen gittiğimde şunu gördüm. İlk hat olabildiğince daralmış. Yani biz ABD ve İsrail'e bulaşmazsak onlar da bize bulaşmaz diyen bir hat neredeyse silinmiş. O hattın neredeyse tamamı bizim bu konuda yaptığımız zor arkadaşa gelmiş. Bundan 7-8 ay önce göre bakarsanız halk ile İran devleti arasındaki bağ çok daha güçlü bir hale gelmiş. Bu ABD'nin bir vurursak tahranı, biz vurursak İran'ın tahranı, solunu halk rejimi devirir. Böyle bir şey yok. Bu büyük bir palavra. Ya kendileri de inanıyorlar bu palavraya ya da gerçekten böyle bir hat yaratmak için yeni bir halüsinatik dünya yaratmaya çalışıyorlar. Ama hani böyle 3 gün sonra, 5 gün sonra işte 300 tane bombayla, 5000 tane bombayla halkın ayaklanıp İran'da bir şeyleri devireceğini düşünenler varsa ya hayal satıyorduk ya da kendini kandırıyorduk.
'İsrail'in hedefi çok net'
İran ve Ortadoğu araştırmacısı Oral Toğa, şöyle konuştu:
İran üzerine bir algı var ve bu algı tamamen hani şey dediğiniz zaman bile hayır canım İran işte Maduro'ya benzemez işte Havanec ya da efendim söyleyeyim Saddam'ın Irak'ı gibi veya Kadrafi'nin Libya'sı gibi bir durumu olmaz dekapitasyon yapılırsa burada başka sistem var dendiğinde bu kulak arkası edildi. Ya da şiacı olmakla suçlanıyordu öyle söyleyenden. Şimdi onu da söylemek istemedim aslında ama doğrusu da o yani deyince hani İran'ı övüyorsun gibi. İrancı mısın işte bilmem ne misin gibi. Yani doğrudan ki zaten şu an Kürt siyaseti orada çok böyle yakun bir Kürt siyaseti yok. Yani çok böyle grupların yakun olduğu işte bütün herkes pecak taraftarı işte bütün herkes Soğrani konuşuyor bütün herkes sünni gibi bir durum yok. Orada Şii'de var diğer Lehçeler'de konuşuyor Gorani vesaire Ehli Hakçılar'da var bir sürü şey var ve şehirli ayrı bir sosyoloji, köylü ayrı bir sosyoloji, kırsal da ayrı bir şey var dağlarda dağlık alanlarda vesaire. Kirmanşah'da apayrı bir sosyoloji var Şii Kürtler var orada ve oldukça devrime de bağlılar devlete de bağlılar Kirmanşah tarafı. En çok bombalama yerlerden bir tanesi. Şimdi bu bütün toplara bakıldığında ki orada yakun bir Kürt nüfus da yok. Orada Lor'da var Azerbaycan Türkü de var. Karmakarışık Arap da var. Bütün bunların olduğu bir yerde de sadece hani bir etnik grup çıkacak ve işte Suriye sahastaki benzer bir şekilde Amerikan hava gücünün arkasındalık bir şey yapacak. Çok olası değil. Kuzey çok dağlık aşağı doğru biraz daha ova olan bir coğrafyadan bahsediyoruz. Tamamen coğrafyada farklı. Bütün bunların totalinde yakun okumalar sürekli olarak yanlışa sevk eder, yanlış yapar. Ama şunu söyleyeyim bir cümle. Beni bu noktada şaşırtan şey şu oldu. Bütün gün boyunca gerek etnik silahlı gruplar, Kürt silahlı grupların liderleri veya işte neyse basın açıklamaları yaptılar. Dahil olmayacağız dediler. Bu işe girmeyeceğiz dediler. Başta Talabani söyledi. Talabani ayrıca söyledi. Tabii tabii. KYB ayrı söyledi. Erbil ayrı söyledi. Girmeyeceğiz dediler. Bütün gün boyunca bunlar habere düşmedi. Onun yerine birisi çıktı dedi ki Fox'ta bir Amerikan etkisi falan dedi ki şu an bin kişi sınırı geçiyor. Bir şey söyledi ve bu dünyada şey oldu, gündem oldu. Yani bizzat olayın tarafı olan kişilerin söyledikleri söz yerine ortaya atan bir tweet ve bir batı basına düşmüş olan bir cümlenin bu kadar trend olması da ayrı bir çalışma konusu bence iletişim noktasında. İsrail bağlamında da hedef çok net. Yani değiştirebiliyorsa rejimi değiştirmek ama değiştiremiyorsa şayet işte dayıya doktoruna da benzer bir şekilde tabii ki daha geniş ölçekli öyle bir altyapı yıkımı bir kırım sağlayalım ki hiçbir şekilde bundan sonraki istikrarsızlık sarmalından çıkamasın. Ve bu vekil güçlermiş, balistik hüzeymiş, nükleer meselemiş bunlara geri dönecek enerji hiç bir zaman bulamayacak bir İran yaratalım. Ve hiç bir zaman bölgeli uğraşamasın kendisiyle uğraşmaktan gibi bir şey var, stratejileri var. Zaten dayıya doktorunu aşağı yukarı Hizbullah için bunu öngördü 2006'da.