Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, bugün Brunei Dışişleri Bakanı Erivan Yusof ile görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında Ortadoğu’daki durumla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Lavrov, İran’ın nükleer bomba geliştirdiğine dair kimsenin hiçbir delil görmediğini belirterek, “Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ve ABD'li profesyonel istihbarat yetkilileri, İran'ın nükleer silah üretme girişiminde bulunmadığını doğruladı” dedi.
Ortadoğu savaş halinde olduğunu kaydeden Rus diplomat, İran'a karşı yapılan saldırganlığın sonuçlarının tüm bölgede hissedildiğini vurguladı.
Lavrov’un bugünkü basın toplantısında yaptığı açıklamalardan öne çıkanlar:
İran'a yönelik saldırganlık, nükleer silah geliştirmesini teşvik edebilir. Nükleer silahların kontrolden çıkma riski giderek artıyor.
Witkoff, İran'la müzakerelerin Tahran'ın uranyum zenginleştirme niyeti nedeniyle başarısız olduğunu belirtti. İran, barışçıl amaçlarla uranyum zenginleştirme hakkına sahip.
İran'a saldırılarının nedeni olarak uranyum zenginleştirmeyi bırakmamasının gösterilmesi soru işaretleri doğuruyor.
Dünyada bu haktan vazgeçmesi gereken tek ülke olarak İran'ı göstermek gerçekçi değil.
ABD ve İsrail'in açıklamalarına bakılırsa, gerektiği sürece savaşacaklar, ancak nihai hedeflerini kimse bilmiyor.
Ortadoğu'daki çatışmada öncelikle, sivil kayıplara yol açan her türlü askeri harekât durdurulmalı.
ABD'nin diğer devletleri kontrol etme emelleri İran, Venezuela ve Küba ile sınırlı kalmayabilir.
İran nedeniyle ABD'ye karşı yaptırım uygulanması beklenmiyor. Kimse yaptırım uygulamaya cesaret edemez.
Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) ve Uluslararası Paralimpik Komitesi (IPC), ABD ve İsrail'den sporculara yaptırım uygulamaya asla cesaret edemez.
Fransa ve İngiltere, ABD'nin dünya sahnesindeki eylemlerinden kendilerini uzaklaştırmaya çalışıyor.
Rusya Devlet Başkanı Putin’in, nükleer silaha sahip beş ülkenin zirvesini düzenleme teklifi geçerliliğini koruyor.
Rusya, ABD'nin küresel güvenlik konularının tümü hakkında ciddi bir diyaloğa hazır olmasını umuyor.
ABD’nin dünyayı nasıl gördüğü ve dünyada herkes için ne gibi bir rol öngördüğü konusunda kapsamlı bir diyaloğa acil ihtiyaç var.