Mehmet Perinçek: Yanıt veren İran; saldırgan taraf Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail

Siyaset bilimci ve tarihçi Doç. Dr. Mehmet Perinçek, Gündem Özel programında Selin Yazıcı ve Fethi Yılmaz’ın konuğu oldu.
Sitede oku
Siyaset bilimci ve tarihçi Doç. Dr. Mehmet Perinçek, ABD-İsrail-İran çatışmasını değerlendirdi.
ABD’de “kaygı” ve “geri çekilme” sinyallerinin güçlendiğini belirterek, çatışmanın askeri ve siyasi maliyetinin Washington’u sıkıştırdığını söyledi. Perinçek, Körfez’deki Amerikan üsleri, petrol fiyatları ve Türkiye’nin savunma politikası başlıklarında da dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Doç. Dr. Mehmet Perinçek, ABD’nin çatışmanın seyri karşısında daha ilk günlerde pozisyon değiştirdiğini söyleyerek, şunları söyledi:
Sadece Batı basınında değil, Amerikan devletinin en tepesinde de ciddi kaygılar var. Amerikalı bir Kongre üyesi, Rubio’nun kendisine ‘Biz aslında Hamaney’i vuran biz değiliz. Biz İran’da rejimi değiştirmek istemiyoruz’ dediğini aktardı. Bu, Trump’ın ‘rejimi değiştireceğiz’ hedefinden daha savaşın ikinci gününde vazgeçtiği anlamına geliyor.

'Amerikan ve İsrail hedeflerinin zarar gördüğü bir süreç başladı'

ABD’nin süreçten “sıyrılma” arayışında olabileceğini ileri süren Perinçek, şöyle konuştu:
Vazgeçmenin ötesinde, bunun günahlarını ve başarısızlığı İsrail’in üstüne yıkıp sıyrılma peşinde olduğunu da anlıyoruz. Üst düzey komutanların öldürülmesinin üzerinden bir-iki gün geçmeden ABD’de farklı eğilimler baş göstermeye başladı. Üç uçak düştü. Suudi Arabistan’da Aramco tesisleri vuruluyor. Suudiler ‘Amerika bizi yalnız bıraktı, savunma sistemleri çalışmıyor’ diye yakınıyor. Sadece Suudi Arabistan değil; Erbil’deki Amerikan üssü, Katar’da ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde CIA merkezleri de vuruluyor. Her tarafta Amerikan ve İsrail hedeflerinin zarar gördüğü bir süreç başladı.
İran içinde beklenen toplumsal kırılmanın oluşmadığını savunan Perinçek, şunları söyledi:
Rejimi değiştirmek için sokağa çıkan bir tane insan olmadı. Tam tersine milyonlar İran’ın her tarafında sokaklardaydı; şehitlerini anmak ve devletine destek olmak için. Hem içeride yaratılmak istenen kargaşa sonuçsuz kaldı hem de İran’ı askeri olarak çökertme politikası başarısızlığa uğradı.

'Savaşın üçüncü gününde kriz sinyalleri geliyor'

Savaşın iç politik maliyetinin Trump’ı da zora sokacağını söyleyen Perinçek, şunları aktardı:

Trump ‘önce Amerika, kaynaklarımızı sağa sola saçmayacağız’ diyerek geldi. Şimdi F-15’ler, F-16’lar düşüyor; savunma füzelerinin maliyeti Amerikan ekonomisine biniyor. Savaşın üçüncü gününde kriz sinyalleri geliyor; bunun daha da derinleşeceğini görüyoruz. Amerika tökezlerse müttefikleri onu yalnız bırakır; tarafsızlar Amerikan karşıtına evrilir, karşısındakiler daha cesur adımlar atar.

Körfez ülkelerinin “misilleme” açıklamalarına da değinen Perinçek, şöyle konuştu:
Yanıt veren İran; saldırgan taraf Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail. Bu açıklamayı yapanların ‘yanıt verme’ hakkı yok. İran’ın saldırıları o ülkelerin egemenliklerine değil; o ülkelerdeki Amerikan güçlerine. İran, o ülkeleri Amerikan üslerinden kurtaracak hamlelerin zeminini de oluşturuyor. İran ‘gölgelere yumruk atacak’ değil.

'İran bütün kozlarını tek seferde kullanmıyor'

Körfez’deki güvenlik mimarisinin sorgulanmaya başladığını belirten Perinçek, sözlerine şu şekilde devam etti:
Suudi yetkililer televizyon programında ağlıyorlardı; ‘Amerikan sistemi bizi koruyamıyor’ diyorlardı. Amerika’nın İran’a saldırısı sadece İran’a değil, Körfez’e de mesajdır: ‘Benim yörüngemden çıkarsanız, Çin’le Rusya’yla iş birliği yaparsanız başınıza bunlar gelir. Petrol fiyatları sadece ABD’nin tüketici olması nedeniyle Washington’u ilgilendirmiyor; Rusya’yı boğmak için de ilgilendiriyor. Amerika 80-90’larda Körfez üzerinden Sovyetleri petrol fiyatlarıyla sıkıştırmıştı ama bunu bu savaşta beceremedi. Petrol fiyatlarının yükselmesi, ABD’nin Rusya’ya karşı bir kozunu da zayıflatıyor. İran da bütün kozlarını tek seferde kullanmıyor; Hürmüz meselesini bir koz olarak elinde tutacaktır.
Türkiye’nin savunma tercihleri ve F-35/Patriot tartışmasına dair Perinçek, iki boyutlu bir değerlendirme yaparak sözlerine şöyle devam etti:

Amerikan teknolojisinin yeterli olup olmadığı meselesi; yaşananlar yetersiz kaldığını gösteriyor. İkincisi, savunma sanayisini kime karşı çatışmaya göre şekillendiriyorsunuz? Türkiye’ye tehdit Doğu Akdeniz’den, Ege’den, Trakya’dan geliyor; olası rakip Atlantik dünyası. Atlantik dünyasıyla çatışmada Atlantik teknolojisini kullanmanız mümkün olmaz. Düğmeleri, yedek parçası, kontrolü onların elinde. Türkiye savunma sanayisini önce kendi kaynaklarıyla çözmeli; çözemediği alanlarda NATO’dan ve Amerika’dan bağımsız alternatiflere yönelmeli. S-400 meselesi bir ‘ticaret’ meselesi değil; Türkiye’yi bağımlı ve savunmasız bırakma isteği var. Amerika’yı gizleyen bir tavır görüyoruz; ‘İsrail–İran savaşı’ gibi anlatmak gerçekçi değil. Bu savaş Amerika’nın savaşıdır. İran’ın savunmasıyla Amerikan-İsrail saldırganlığını bir tutmak büyük hatadır. Ayrıca İncirlik ve Kürecik meselesi var; en kısa zamanda bunlara el konulmadığı takdirde Türkiye kendi çıkarlarına büyük kötülük yapmış olacaktır.

Yorum yaz