MUSTAFA HOŞ İLE YOL ARKADAŞI

Doğa intikamını aldı; Konya-Antalya yolu göle döndü: 'Dünyaya rezil olduk'

Mustafa Hoş'la Yol Arkadaşı'nın bugünkü konukları Avukat Serkan Küçükkuru ve Tunç Soyer’in avukatı Defne Soyer oldu.
Sitede oku
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin önceki dönem başkanı tutuklu Tunç Soyer’in kızı ve avukatı Defne Soyer, babasının neden tutuklu kaldığını canlı yayında anlattı. Yoğun yağışların ardından Konya-Antalya kara yolu sular altında kaldı. Avukat Serkan Küçükkuru, bölgedeki durumu anlattı.
Defne Soyer şunları söyledi:
Yani hukuklu açıklaması pek mümkün değil gerçekten. Dediğiniz gibi, şöyle zimmet suçlamasından kooperatif yönetimleri ve kooperatiflerin mali işlerini denetlemek mümkün, denetim kurulumları serbest. Yani zaten çünkü aslında daha bu kuvvetli şüpheyi oluşturan bir durum yok.Ama hiçbir sorumluluğu ve yetkisi olmayan, yani istese de kooperatifleri denetleyemeyecek, istese de zaten mali işlerine karışamayacak Tunç Sayar, zimmete yardım suçlamasıyla tutuklu tutuluyor. Biz aslında 6 aylık bir dava suçları geçirmiştik. Orada başka bir suçlamayla yine bu kentsel dönüşümde kooperatifçilik modeli yargılanıyordu.Orada tahliye oldu ama tahliyesinden 5 gün önce bu sefer yine kentsel dönüşümde kooperatifçilik modelini desteklediği için zimmete yardım suçlamasıyla tutuklandı. Daha bu ikinci dosyada iddianame yok, iddianame bekliyoruz. Ama her şey 8 ay boyunca araştırıldı ve aslında hiçbir şey yok, yani bu çok ortada.İçerik olarak hiçbir bağlantı yok ama genel olarak şunu söylemek belki doğru olur. Adalete güven, adalet aslında demokrasinin temeli ve bütün aslında ekonomik refahımızla bu demokrasiyi ne kadar kuvvetlendirirsek o kadar mümkün olacak. O yüzden de bizim burada verdiğimiz mücadele tamamen hukuki ilerliyor.Çünkü biz hukuka güvenin sağlanması gerektiğini ve bizim aslında hukuken çok güçlü olduğumuzu bilip gördüğümüz için hukuki mücadeleyi sürdürüyoruz. Maalesef hukuki açıklama yok ama hukuktan da vazgeçmiyoruz. Hani bir varsayı üzerine delil aranıyor sürekli.Yani bir şey bulunur mu diye aranıp duruyor ama hiçbir şey yok. Bir kere gerçekten her şeye bakıldı. Masaklileri, hps kayıtları, her şeye bakıldı.Kişisel menfaat temin etmediği zaten ilk dosyada yazıyordu. Yani 5 kuruş Tunçlerin cebine girmemiş ama işte acaba birine yardım etmiş mi deniyor. Kimseyle para alışverişi yok.Gerçekten burada aslında hiçbir şey olmadığını herkes biliyor. Zaten tanıyan herkes çok emin ama sadece konuyu dışarıdan görenler de bunu emin. Kendisi her zaman olduğu gibi büyük bir umutla içeride direncini koruyor.Bir kitap yazdı içeride. Tam girmeden önce aslında kitabının imzalarını vardı 10 gün önce. Şimdi ikinci kitabı da içerideyken yazmış oldu.Ne üzerine kitap? Cezaevi Günlükleri. İlk kitabı Başka Bir Dünyan Mümkündü. İkinci kitabı da Cezaevi Günlükleri Üzerine Gelecek Olsun adıyla tükecek.Tunç Bey yalnız kaldığını hiç düşünüyor mu? Yok yani biz bu süreçte ben bunu çokça dilere getirdim. Gerçekten böyle yaşıyoruz. Babam İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini bırakırken herkese teşekkür etmişti.Beni gönül makamına oturttuğun için çok teşekkür ederim demişti. Biz bunu gerçekten bu süreçte yaşadık. 8 ay boyunca çok büyük destek gördük ve o gönül bağlarıyla o gönül makamı ne demekmiş onu anladık.Her partiden tabii ki kendi partisi CHP'den çokça destek gördük. Ziyaretçileri hiç bitmiyor. Sağ olsun herkes destek oluyor.Yani tek kişilik ücrede de olsa yalnız değil. Tabii ki siyasi duruşunun ona bu sonuçları getirebileceğini tahmin ediyordu diyeyim. Çünkü çok sosyal demokrat ve gerçekten bu memleket için hayatını vakfetmiş bir insan.Bu yanlıştan ben dönüleceğini düşünüyorum. Bir intikam yani tabii ki ben de duyuyorum böyle şeyler ama ben bunu böyle okumak da istemiyorum. Buna inanmak da istemiyorum diyeyim.
Avukat Serkan Küçükkuru, şöyle konuştu:
Tarih boyunca tabii ki orası göl diyor. Osmanlı haritalarına bakarsanız orası Eynip Gölü, Sobuca Gölü, Yenbos Gölü diye işaretlidir. Orada göl olduğunu herkes biliyordu, değil mi? Sabit.Devletin bilmemesinin imkanı yok zaten. Siz ne zaman İvradi Belediye Başkanıydınız? Ben 2014'te başladım, 10 yıl yaptım. Ben göreve başladığımda tabii ki tünel başlamıştı, projeler bitmişti, yol yükseltiliyordu ben geldiğimde. Tabii ya, ben yediğinde de buldum. O zaman Makyo firması vardı. O yolun göl olduğu yer sizin İvradi sınırları içinde miydi? Tabii, tabii.Çinli tünel, Antalya tüneli başlangıcı, Antalya-Konyo yolu üzerindeki İvradi tünel çıkışı, aşağısı zaten dağın o tarafı deniz gören bir tünel. Şimdi o yol kullanılmadığına göre nereden gidildi? Eski yoldan. Eski yola tekrar dönüldü. Bir buçuk saat daha fazla. İnsanlar şu an Konyo'dan Antalya'ya en az bir saat üzerinde var. 70 kilometre mesela, İvradi arası kısaldı, bu tarafta kısalmıştı. Bir buçuk saat daha fazla yol gidecekler şu an. Çocukluğum orada geçti. Belediye olduğu yerde benim köyüm. O an olduğu yerde benim büyüdüğüm köy. Göl haline görmüş bir insanım. Ya ben 50 yaşındayım. Birisine burası eskiden göl değildi falan deseler siz tanırsınız zaten. Büyüdüğüm yer ya, büyüdüğüm, bak İvradi benim memleketim. O köy de, o anın bulduğu köyümüz İvradi'nin köyü. Çukurveren, Başlar köyleri. Oralar benim köyüm. Bu kısmı, bu kadar bahsedecilik olamaz. Olamaz, yani şimdi sen Osmanlı haritalarında belli. Yani bunların fiziksel çalışması yapılmadan. Varlık o zamanlar vermiş işte, sonradan tabi. Önce yol yapılıyor, sonradan chat gerekli değildir, raporlar veriliyor biliyorsunuz bunları. O zaten öbür tarafı talip olunca görülmüş bir yere 3-4 metreden kaz dökerek yükseltmek. Konusu zaten enteresan, düşündürücü bir durum ama bizim için önemli o toprakların gitmesi. Trajikomik bir durum yani. Çok trajikomik, yani gör şu an kocaman devletin yolu, duble yolu 10 kilometrelik hattın üzerinde yörünün altında kalmış. Yani bu dünyaya rezil olmaktır, başka bir şey değil yani.
Yorum yaz