YERİ VE ZAMANI

'Deprem önlemi almayan tüm kamu görevlileri soruşturulmalı'

Gazeteci Güçlü Özgan’ın, Radyo Sputnik’teki Yeri ve Zamanı programında bugünkü konuğu, Demokratik Sağlık Sendikası Anadolu Şube Başkanı Abdullah Gül oldu.
Sitede oku
Hatay'da 6 Şubat depremlerinde Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ek Hizmet Binası'nın yıkılarak 68 kişinin yaşamını yitirmesine ilişkin dava devam ediyor. Hastanede görev yapan eşini depremde kaybeden Demokratik Sağlık Sendikası Anadolu Şube Başkanı Abdullah Gül, Yeri ve Zamanı programında gazeteci Güçlü Özgan’ın konuğu oldu.
Gül, 6 Şubat gecesi yaşananları ve devam eden dava sürecini şöyle anlattı:
“6 Şubat gecesi depreme iki çocuğumla birlikte evimde yakalandım. O gece eşim de Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde nöbetçiydi. Evim çok yakın olduğu için 10 dakika içinde hastaneye ulaştım. Hem oradaki arkadaşlarımıza yardımcı olmak hem de durumu izlemek istedik. Ama öyle bir görüntüyle karşılaştık ki taş üstünde taş yoktu. Eşimin bulunduğu tarafa enkazın üstüne çıktım. Küçük bir kıyamet gibiydi. Aşağıdan ‘Üzerime basıyorsun canım acıyor’ diye bir ses geldi. O sesle birçok gece uyandığım oldu. İnsanlar ‘Bizi kurtarın, üzerimize basıyorsunuz’ diyerek katledildiler. Bir terörist ha gidip hastaneye dinamit koyup tuşuna basmış ha bu hastaneyi açık bırakıp depremin olmasını beklemişler, hiçbir farkı yok. Bilim bize 2007’de diyor ki ‘Bu bina deprem olduğunda yıkılacak’. Siz bir yerin yıkılacağını bile bile faaliyette tutuyorsanız bunun adı depremde hayatını kaybetmeleri değil, depremde cinayet işlenmesidir. Bizim canlarımız orada cinayete kurban gittiler.”

‘Tutuklanmaları için 72 canın ölmesi yetmiyor mu?

“Faaliyette tutma konusunda hastanenin doluluk oranının yüksek olmasını gösteriyorlar ama bu tamamen yalan. 2021 yılında bakanlığımız depreme dayanıksız olan hastaneler için komisyon kararını il sağlık müdürlüklerine verdi. Depremden sonra kızım Muğla’da okuduğu için Muğla’ya yerleşmek zorunda kaldık. Muğla’ya geldiğimizde fark ettik ki Menteşe Devlet Hastanesi’nde yaşanan da aynı bizim hikayemiz. Onların da 2018 yılında depremde yıkılır raporu var ve maalesef hala faaliyette. Yaptığımız basın açıklamaları sonucu kamuoyu desteği oluşturuldu. Geçtiğimiz yıl şubat ayında sağlık bakanımız hastanenin depreme dayanıksız bloklarının tahliyesi konusunda karar verdi. Hatay’da neredeyse bizim canlarımızı suçlayacaklar. Burası devletin evi, herkes kendi evinden sorumludur. Bu binada ölen 72 canımız aslında buz dağının görünen kısmı. Hastaneye şifa bulmaya gelen bir vatandaş depremde bacağını kaybetti. Çünkü 6 Şubat gecesi Hatay’da faaliyet gösteren hiçbir hastanemiz yoktu. 50 binin üstünde kaybımız var. Hangi savaşta bir gecede bu kadar kayıp verilir? İnsanlar ya hastane kapılarında can verdi ya da ilk yardım yapılamadığı için bir uzvunu kaybetmiş durumda. Koskoca hastane yıkılmış elimizde bir tek Mustafa Hambolat var. Sanki aralarında bir kişiyi günah keçisi seçmişler gibi bir durum var. 72 canın ölmesi yetmiyor mu bu insanları tutuklamak için? Kaç kişi gerekiyorsa canlarımızı verelim bari bu insanlar tutuklansın.
Yorum yaz