Efendim orada bir düzeltme yapalım. Yirmi kilometre değil, kırk kilometre. İnan ki bak hiç izleyemiyorum. Eee yani bir hiç yok yani şu an daha kendime de gelemedim. Korku var. Yani biraz şiddet var. Eee kısım kısım da izliyorum tabii. Biraz da yapmam gereken bir öyle şey yapıyorum. Bir taraftan da diyorum ki iyi ki yapmışım diyorum yani trafikle ilgili silahla ilgili yani diyecekten hiçbir şey bulamıyorum. Vallahi kabuttan korku var ya. Bir de benim ayakta platin vardı. Platinden çok korktum. Ameliyatım biraz daha geçmişti. Platinden dolayı zaten üç sefer ben araçtan atlamaya kalktım. İndim araç yavaşladıkça vatandaş üç sefer aracı üzerime ııı sürdü. Hatta sol ayakta şu an bir incilme var. Yürümekte zorluk çekiyorum. Vatandaşa rica, minnet ettim. Yani lütfen silahınızı bırakın. En yakın dedim kolluk güçlerine gidelim. Polise gidelim. Jandarma dedim. Şurada dedim. Başvetçik Üniversitesi'nin yanında dedim. Ama sürekli seni öldüreceğim diye hitabetler de bulundu. Sürekli hitamlar da bulundu. Dedim ki tamam İbrahim buraya kadarmış. Sevdiklerinden dedim vedalaş. Yani helallik aldım kendi kendime. Tamam dedim. Bütün şey dedim buraya. Aracı durdurur gibi oldu. Ben o esnada korkudan cama yumruk attım. Silecikle yön şey yaptırdım. Saptırdım. Yani dikkatini dağıttım, çıldırmıştı. Zaten kırmızı ışık falan hiç şey yapmadı, durmadı ama yavaşlayınca ben kendimi atmak zorunda kaldım. Direktman bana tekrar bacaklarıma vurdu. Tekrar kaputun üzerine düşürdü. Tekrar beni ezmeye kalktı. Ezmeye kalkınca bir ayağım aracın altından yani yani işte Cenabı Allah'ın verdiği şeyle refleksle ben o refleksle arabanın üzerine tekrar sıksak. Ve ondan sonra devam etti bu kırk kilometre. Ondan sonra devam etti.