Ekonomist Emre Şirin, altın piyasasındaki sert dalgalanmaları ve nedeninin canlı yayında anlatırken Avukat Cemal Yücel de Gazeteci Hakan Tosun cinayeti hakkında hazırlanan ve tepki toplayan fezlekeyi değerlendirdi.
‘Evinizi arabanızı satıp altına yatırmayın’
Ekonomist Emre Şirin şunları söyledi:
Son dönemde ciddi bir hem yukarı yönlü hareket hem de yukarı yönlü hareketten sonra manipületif sert düşüşler gerçekleştirdi. Fakat tabii bu teknik meseleleri birçok uzman anlatıyor. Altını neden tekrar dünyanın gündeminde çok yoğun olarak yer aldığını anlamamız lazım. Ondan sonra bu altın meselesi tekrar yükselir mi, yükselmez mi ve bu oynaklık neden oluyor? Öyle bence çok daha rahat algılayabiliriz. Kapitalizmin mevcut hali tıkandı. Bu aslında sinyallerini uzun süredir veriyor. 2008 krizi bunun en önemli ayaklarından biriydi. Oradan buraya gelirken hiçbir şeyin aslında toparlanmadığını fakat sorunların halının altına süpürülerek geldiğini hep izledik. Bu sistem enflasyon yaratan, aynı zamanda borçlanma yaratan. Devletlerin, şirketlerin, bireylerin çok yüksek borçlu olduğu ve bir şekilde değişmesi gereken bir sistem. Sadece gereken demiyorum, mecburen değişecek. Neden? Çünkü dijital bir dünyadayız. Yapay zeka var, mevcut. Kullandığımız, üzerindeki o kağıt para dediğimiz fiyat para sisteminden çıkılıyor. İş yapış modelleri değişiyor, her şey değişiyor. Dolayısıyla bunlar olurken bu yeni dünyada güç dengelerinin nasıl belirleneceği de son derece önemli. Hangi devletin nerede pozisyonlanacağı çok önemli. Altın sınırlı bir kaynak tabii ki. Değerli metaller de öyle. Ve tarih boyunca aslında en gerçek para bunlardı. Dolayısıyla kriz ortamları, riskli ortamlar, savaş ortamları bu anlattığım çerçevede oluştuğu için buralara hazırlık uzun yıllardır yapılıyor. Ve bu tarz enstrümanlar sizin dediğiniz gibi bir yerde param elimesin ve savunma amaçlı, tasarruf amaçlı konulan enstrümanlardır. Ama belirli döngülerde sert yukarı yönlü hareketler yaparlar uzun yıllar bekledikten sonra. Ve bu o döngün içerisindeyiz biz. Bu da dünyadaki bu değişim dönüşümün hızlandığı artık son aşamasına doğru yaklaştığı bir süreci bizim önümüze koyuyor. Altın ve gümüşteki yukarı yönlü hareketler 2026'da da hatta 2027'de de devam edecektir. Ya bu yükseliş olarak mı devam eder? Tabii yükseliş olarak devam edecektir. İnişi böyle sert olup işte parayı, evi, arabayı sattım altına yatırdım ama hepsi gitti gibi bir şey olur mu? Daha önce hiç altında böyle bir şey olmadı ama. En yanlış strateji o. Son aşamada rüzgara kapılıp telaşla, heyecanla, panik yaparak fırsat kaçıyor. Ben de bu trene bineyim ve ben de bir şeyler kazanayım telaşıyla. En sertleştiği yükselişin en sertleştiği yerlerden girmeleri sıkıntı. Bu tarz ürünler ya da başka bir enstrüman. Belli bir periyodda yükseldikten sonra yükselişler son aşamada büyük oyuncular tarafından sertleştirilir. Ve bu da genellikle ellerindeki varlıkları realize edecekleri, kar realizasyonu yapacakları yerlerdir. Küçük oyuncular da yani bizler küçük oyuncular derken parası küçük olan oyuncular da buralardan girerler ve sonrasında yıkıcı sert satışlar gelir. Manipülasyonlar burada olur ama onlar gelip yukarıdan sattılar, küçükler gelip bu tepelerden aldılar. Şimdi aşağı tekrar sert vurdular ve küçükleri silkeleyip döküyorlar. Ama anlattığım gerekçelerle ne enflasyon problemi bitecek dünyada ne jeopolitik riskler bitecek. Aynı zamanda gümüşü özellikle örnek verebiliriz. Bir sanayi metali sadece bir değerli metal değil. Arzı da sızlı bir ürün. Tüm bu tablo bile bunların tekrar yukarı gideceğini gösteriyor. Ama ne olursa olsun tek bir enstrümana bütün parayı bağlamak en tehlikeli iştir yatırım yaparken. Bizim yatırımcımız maalesef şey yapıyor böyle ya her rüya merru aslında bir mahpadan olsun gibi yaklaşımlarla bir yere fokuslanıp bütün parayı koyuyor. Ondan sonra da maalesef dramatik sonuçlarla karşılaşılıyor. Ama şu an tedirgin olmasınlar biraz sabrederlerse yukarı gidecektir. En zoru en sona sakladım soruyu bu sene kiraz yiyebilecek miyiz? Geçen seneyi kirazsız geçirdik. En son kiraz mevsiminde konuştuğumuzda ben yememiştim siz de yememiştiniz. Bu sene yiyebilecek miyiz kiraz? Bu sene kiraz yiyemeyeceğimiz gibi kirazın resmine bakmaya bile korkacağız. O kadar mı? Maalesef.
‘Savcının Hakan Tosun fezlekesi kabul edilirse sokağa çıkamayız’
Hakan Tosun’un avukatı Cemal Yücel, şöyle konuştu:
Bu Mevlana Karakolu ilk olayın olduğu zamanlarda ifadeleri alıyor. Bu ifadeler, tanık ifadeleri ve bu saldırganların komşuları, arkadaşları, hatta bir tanesi kasklı saldırgan, motosikletle bu saldırganlara olay yerine getiren şahıs, tanıklardan biri de bu. Diyorlar ki Hakan Tosun bunlara küfür etti. Tabii kamera kayıtlarından daha sonra bizim bunu elde edeceğimizden haberleri yok. Sıcağı sıcağına ayarlanmış tanıklar. Hakan küfür etti, saldırdı. Onlar da bu sebeple işte bu darp olayını gerçekleştirdiler diyor. Bu savcılık dosyasında da mevcut. Bu görüntülerde Hakan Tosun'un yerde oturduğu bu saldırganlara yönelik herhangi bir saldırısı veya herhangi bir tartışması olmadığı açık ve net görüldü. Bunlar kamuoyuna da açıklandı zaten, izlenebilir bu videokaydı. Buna rağmen bu tanıkların beyanlarını esas alarak bu şekilde haksız tahrik yani olayı Hakan başlatmıştır. Dolayısıyla sanıklar haksız tahrik hükümlerinden yararlansın diyor savcı. Ancak bu iddia daha doğrusu savcının bu söylediği şey kamera kayıtlarıyla açık ve net olarak yalanlanmış bulunmaktadır. Böyle bir şey bahis konusu değildir. Bir saldırı, bir küfür Hakan'ın onlara yönelik bir olayı yoktur. Bu şahıslar, saldırganlar 14 yıldan başlar yaralama kastıyla ölüm. Haksız tahrikten iner yarı oranında ceza infaz kanunundaki %50 infaz indiriminde düştüğümüzde 2-2,5 yıl içerisinde salın diyor. Savcının mantığı, tezlekesi budur. Şimdi savcı öyle bir tezleke hazırladı ki kusursuz ama bir sanık vekili, sanık müdafi olsaydı kusursuz olurdu. Anlatabiliyor muyum? O bir iddiacıdır. İddiacının sanık tarafının yerine geçerek bir savunma belgesi gibi bir tezleke hazırlaması mümkün değildir. Ama ne yazık ki 2-2,5 yıl içerisinde bunların dışarı çıkması gibi bir sonuçla karşılaşma ihtimalimiz var. HTS kayıtları getirilsin. Kimlerle görüşmüşler, olay zamanı, olaydan önce sonra bir defa bu kuşku bir giderilsin dedik. Savcılık bunların hiçbirisini yerine getirmedi. Şimdi düşünebiliyor musunuz? Bu tezleke gerçekten bir hukukçunun hazırlayabileceği, bir savcının hazırlayabileceği bir tezleke değil. Bu yanlı taraflı birinin ancak hazırlayabileceği bir tezlekedir. Ortaya bu şekilde çıkınca bizim şüphelerimiz daha da arttı. Ne oluyor? Neler oluyor? Niye böyle oluyor? Mahkemenin de bu şekilde hukuk dışı, koruyucu kollayıcı bir karar vermemesini bekliyoruz. Aksi takdirde hiçbirimizin can güvenliği yok.