The BMJ’de yayımlanan araştırmada, bebeklik döneminde daha az şeker tüketen bireylerin ilerleyen yaşlarda kalp krizi, kalp yetmezliği ve felç gibi ciddi sorunlara daha az yakalandığı aktarıldı.
Çalışmada, 1953 yılında İngiltere’de şeker karnesinin sona ermesi 'doğal deney' olarak kullanıldı. Araştırmacıların, karnenin devam ettiği dönemde doğanlarla sonrasında doğanları karşılaştırdığı belirtildi.
Toplam 63 binden fazla kişinin verilerinin incelendiği, bu kişilerin ortalama yaşının 55 olduğu ifade edildi.
İlk bin gün kritik dönem
Uzmanların, anne karnından başlayarak yaklaşık 2 yaşına kadar olan ilk bin günü 'kritik pencere' olarak tanımladığı aktarıldı. Bu dönemdeki beslenmenin, uzun vadeli sağlık üzerinde belirleyici olabileceği belirtildi.
Araştırmada, anne karnından itibaren ve ilk 1-2 yaşta şeker tüketimi sınırlı olan kişilerde kalp-damar hastalığı riskinin yüzde 20 daha düşük olduğu bildirildi.
Kalp krizi riskinin yüzde 25, kalp yetmezliği riskinin yüzde 26, felç riskinin ise yüzde 31 oranında daha düşük görüldüğü aktarıldı. Ayrıca kalp hastalıklarının ortaya çıkışının ortalama iki buçuk yıl geciktiği ifade edildi.
Bu koruyucu etkinin bir kısmının, daha düşük diyabet ve yüksek tansiyon oranlarıyla bağlantılı olabileceği belirtildi.
Şeker karnesi ve bugünkü öneriler
Karnenin uygulandığı dönemde günlük şeker tüketiminin 40 gramın altında sınırlandığı, 2 yaş altı çocuklara ise ilave şeker verilmediği aktarıldı.
Bu sınırların günümüzde küçük çocuklar için önerilen miktarlara oldukça yakın olduğu ifade edildi.
Araştırmacıların, çalışmanın gözlemsel nitelikte olduğunu ve doğrudan neden-sonuç ilişkisi kanıtlamadığını vurguladığı belirtildi. Ancak geniş katılımcı sayısı ve dönem karşılaştırmasının sonuçları güçlendirdiği kaydedildi.
Uzmanların, erken yaşam dönemine yönelik beslenme politikalarının kalp sağlığı açısından önemli olabileceğini ifade ettiği aktarıldı.