‘Avrupa Trump’ın politikalarına tam karşı’
“Mahşer yeri gibi, herkesi çağırmışlar. Panayır gibiydi. Suriye yönetimini çağırıyorsunuz, Dışişleri Bakanı Şeybani orada yanına Mazlum Abdi’leri falan da eklemişler. Bu arada Mazlum Abdi’leri ayrı ağırlıyorlar. Orada Trump’ın politikalarına bir meydan okuma var. Münih Güvenlik Konferansı temelde böyle şekillendi. Avrupa Trump’ın uygulamalarından o kadar rahatsız oldu, öyle bir travma yaşadı ki ‘Biz bitmedik’ mesajını veriyor. Bir yandan da kendince desteklediği SDG gibi gruplara da ‘Sahada yenildiniz ama biz burada hala desteğimizi sürdürüyoruz’ mesajı verip bu Suriye’deki süreçleri de baltalamaya çalışıyorlar. Ne şiş yansın ne kebap gibi…”
‘Münih’te illüzyon yaşandı’
“Temel sorun şu; bugüne kadar kurdukları modelin ne kadar geçersiz, anlamsız bir model olduğunu gördüler. Gazeteci Pepe Escobar çok enteresan bir benzetme yapmış: ‘Demanslıların Münih ‘Güvensizlik’ Konferansı’ diyor. Her şey şuna bağlanmış; her şartta ve koşulda ABD bize sınırsız ve koşulsuz destek verecek. Bütün güvenlik paradigmamızı bunun üzerine oturtacağız ve biz oturduğumuz yerden Rusya gibi dev güçlere, Türkiye gibi bölgesel güçlere karşı oradan sopa ile hor görerek kendi disiplinimize sokmaya çalışacağız’ Böyle bir bakış vardı. Bunun sürdürülemezliği zaten açıktı. Küresel sermaye, küreselcilerin büyük bir kısmı temsil ettikleri halklara ele geçirdikleri Avrupa yönetimleri ile büyük yalanlar söylediler. Şu anda Münih’te yaşanan illüzyondu, bir gerçeklik değildi. Zaten çok kutupluluğa geçiş yapıldı. Sanki bunlar hiç olmamış gibi davranılıyordu. Rusya’yı 3 ayda bitireceklerini, hidrokarbon kaynaklarını paylaşacaklarını ve 200 yıl daha böyle idare edebileceklerini düşündüler. Bu işler o kadar kolay değil. Kendi illüzyonlarına kanarak bu işleri açtılar. Şimdi ABD ‘Ben çekildim’ diyor. ABD şu an onlara ‘Sizin Doğu halklarına bakışınız nasılsa ben de size öyle bakıyorum’ diyor.”
‘İran ABD’nin karizmasını çizebilir’
“Amerikan donanmasının çok büyük bir kısmı bölgeye intikal etti. Hatta bu, başka bölgelerde zayıflık yaratabilecek kadar önemli bir kısmı. Burada ilginç bir şey karşıma çıktı; İran’ın iradesinde en ufak bir değişiklik yok. Amerikan donanması öyle bir riske girdi ki; ben şöyle bir senaryo yazsam; Amerikan donanması orada ağır bir yara alırsa bırakın seçimi, Amerika, Cumhuriyetçiler, Trump ve özellikle oradaki İsrail lobisi hayatının en zor dönemine girer. Amerika da uluslararası platformda ciddi bir sıkıntıya girer. 18 Mart 1915’te Çanakkale açıklarına gelen o büyük Armada ile Çanakkale savunması, ki Osmanlı’nın o tarihte tek bir savaş gemisi bile yok; aradaki güç farkına bakın… O Armada o boğazı geçemedi ve sulara gömüldü. Şu andaki İran ile ABD arasındaki güç dengesi o gelen Armada ile Osmanlı arasındaki güç dengesizliği kadar ağır değil.
Kötü bir algı var; İran’a, Pakistan’a, bunun içinde Türkiye de var tabii, Ortadoğu’ya, bir kısım Doğu Avrupa da var… Buralara Batı’dan öyle bir bakış var ki; bu insanlar yaşam tarzı itibarıyla teknoloji sahibi olamazlar, endüstrileşemezler, kendilerini savunacak silah yapamazlar, organize olamazlar’ Yaşam tarzını öyle bir yargılıyorlar ki yargılarken kendileri gerçeklikten kopuyorlar. İran yıllar önce bir drone prototipi sergilediğinde ‘bu tamamen maket, gerçeklikle alakası yok’ diye dalga geçmişlerdi Batı’da. O gerçeklikten kopukluk bir süre sonra onların stratejilerini de olumsuz etkiliyor. ‘Nasıl olsa bunlar cevap veremez’ diye düşünüyorlar. İran’ın mantalitesini algılayamıyorlar. Şunu oturtamıyorlar; ‘Biz İran’ın yaptığı füzeleri nasıl durduramayız?’ ve gerçekten bu savaşta eğer İran’ın füze yağmurunu durduramazlarsa İsrail haritadan silinebilir. Evet, İran’a çok ağır bir zarar verebilirler ama bütün Ortadoğu sil baştan olabilir, hatta 1917 öncesine dönebilir. O füzeler çok hassas vuruşlar yapabiliyor.”