- Sputnik Türkiye, 1920
ANKARA FARKI
Türkiye’nin iç ve dış politikasında yaşanan gelişmelerin özel konuklarla birlikte masaya yatırıldığı ve Ankara’nın nabzının tutulduğu İsmet Özçelik’le Ankara Farkı, her salı ve perşembe Radyo Sputnik’te.

Doç. Dr. Mutlu: Münih’te mevcut sistemin çöküşü itiraf edildi

Ankara Farkı
Ankara Farkı - Sputnik Türkiye, 1920, 18.02.2026
Abone ol
Doç. Dr. Erdem İlker Mutlu, Münih Güvenlik Konferansı’nın Avrupa’nın çöken güvenlik düzeninin itirafına dönüştüğünü belirterek, ABD’ye koşulsuz bağlı modele dayalı stratejinin iflas ettiğini ve Trump karşıtı mesajların sahadaki gerçekliği gizleyemediğini söyledi. Mutlu, ayrıca İran-ABD geriliminde Batı’nın stratejik körlük yaşadığını vurguladı.
Münih Güvenlik Konferansı, bu yıl yalnızca küresel krizlerin ele alındığı bir diplomasi platformu değil, Batı merkezli güvenlik mimarisinin kendi iç çelişkileriyle yüzleştiği bir vitrine dönüştü.
ABD’nin küresel rolüne dair belirsizlikler, Avrupa’nın stratejik yön arayışı, Suriye sahasındaki denklem ve İran-ABD gerilimi, konferansta verilen mesajların satır aralarında açık biçimde hissedildi.
Uzun yıllar boyunca ABD’nin koşulsuz askeri ve siyasi desteği varsayımıyla şekillenen Avrupa güvenlik anlayışı, çok kutuplu dünya gerçeği karşısında ciddi bir sınavdan geçerken; sahadaki güç dengeleri ile masadaki söylemler arasındaki kopukluk daha görünür hale geldi. Münih’te ortaya çıkan tablo, Batı’nın kendi kurduğu düzenin sürdürülebilirliğini tartışmaya açtığı yeni bir döneme işaret etti.
Radyo Sputnik’te yayınlanan İsmet Özçelik’le Ankara Farkı programına Hacettepe Üniversitesi Milletlerarası Hukuk Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Erdem İlker Mutlu konuk oldu. Münih Güvenlik Konferansı üzerinden Avrupa’nın çöken güvenlik paradigmasını, ABD’ye koşulsuz bağlılığa dayalı stratejik modelin iflasını ve İran-ABD gerilimini değerlendiren Doç. Dr. Mutlu, şunları söyledi:

‘Avrupa Trump’ın politikalarına tam karşı’

Doç. Dr. Mutlu, Münih Güvenlik Konferansı’nı Avrupa’nın Trump politikalarına karşı verdiği siyasi bir meydan okuma olarak yorumladı. Avrupa’nın ‘biz hâlâ buradayız’ mesajı vermeye çalışırken Suriye sahasında etkisi azalan aktörler üzerinden süreci dengelemeye çalıştığını dile getiren Mutlu, şöyle konuştu:

“Mahşer yeri gibi, herkesi çağırmışlar. Panayır gibiydi. Suriye yönetimini çağırıyorsunuz, Dışişleri Bakanı Şeybani orada yanına Mazlum Abdi’leri falan da eklemişler. Bu arada Mazlum Abdi’leri ayrı ağırlıyorlar. Orada Trump’ın politikalarına bir meydan okuma var. Münih Güvenlik Konferansı temelde böyle şekillendi. Avrupa Trump’ın uygulamalarından o kadar rahatsız oldu, öyle bir travma yaşadı ki ‘Biz bitmedik’ mesajını veriyor. Bir yandan da kendince desteklediği SDG gibi gruplara da ‘Sahada yenildiniz ama biz burada hala desteğimizi sürdürüyoruz’ mesajı verip bu Suriye’deki süreçleri de baltalamaya çalışıyorlar. Ne şiş yansın ne kebap gibi…”

‘Münih’te illüzyon yaşandı’

Doç. Dr. Mutlu, Münih Güvenlik Konferansı’nda Avrupa’nın ABD’ye koşulsuz destek varsayımına dayalı güvenlik modelinin çöktüğünü, çok kutuplu dünyaya geçişin görmezden gelindiğini ve sahnelenen tablonun bir strateji değil kolektif bir illüzyon olduğunu vurguladı:

“Temel sorun şu; bugüne kadar kurdukları modelin ne kadar geçersiz, anlamsız bir model olduğunu gördüler. Gazeteci Pepe Escobar çok enteresan bir benzetme yapmış: ‘Demanslıların Münih ‘Güvensizlik’ Konferansı’ diyor. Her şey şuna bağlanmış; her şartta ve koşulda ABD bize sınırsız ve koşulsuz destek verecek. Bütün güvenlik paradigmamızı bunun üzerine oturtacağız ve biz oturduğumuz yerden Rusya gibi dev güçlere, Türkiye gibi bölgesel güçlere karşı oradan sopa ile hor görerek kendi disiplinimize sokmaya çalışacağız’ Böyle bir bakış vardı. Bunun sürdürülemezliği zaten açıktı. Küresel sermaye, küreselcilerin büyük bir kısmı temsil ettikleri halklara ele geçirdikleri Avrupa yönetimleri ile büyük yalanlar söylediler. Şu anda Münih’te yaşanan illüzyondu, bir gerçeklik değildi. Zaten çok kutupluluğa geçiş yapıldı. Sanki bunlar hiç olmamış gibi davranılıyordu. Rusya’yı 3 ayda bitireceklerini, hidrokarbon kaynaklarını paylaşacaklarını ve 200 yıl daha böyle idare edebileceklerini düşündüler. Bu işler o kadar kolay değil. Kendi illüzyonlarına kanarak bu işleri açtılar. Şimdi ABD ‘Ben çekildim’ diyor. ABD şu an onlara ‘Sizin Doğu halklarına bakışınız nasılsa ben de size öyle bakıyorum’ diyor.”

‘İran ABD’nin karizmasını çizebilir’

ABD’nin bölgede artan askeri yığınağına dikkat çeken Doç. Dr. Mutlu, İran’ın caydırıcılığının hafife alındığını, olası bir çatışmada İran’ın vereceği ağır karşılığın ABD’nin küresel ‘karizmasını’ ve İsrail’in güvenliğini ciddi biçimde sarsabileceğini belirtti. Mutlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Amerikan donanmasının çok büyük bir kısmı bölgeye intikal etti. Hatta bu, başka bölgelerde zayıflık yaratabilecek kadar önemli bir kısmı. Burada ilginç bir şey karşıma çıktı; İran’ın iradesinde en ufak bir değişiklik yok. Amerikan donanması öyle bir riske girdi ki; ben şöyle bir senaryo yazsam; Amerikan donanması orada ağır bir yara alırsa bırakın seçimi, Amerika, Cumhuriyetçiler, Trump ve özellikle oradaki İsrail lobisi hayatının en zor dönemine girer. Amerika da uluslararası platformda ciddi bir sıkıntıya girer. 18 Mart 1915’te Çanakkale açıklarına gelen o büyük Armada ile Çanakkale savunması, ki Osmanlı’nın o tarihte tek bir savaş gemisi bile yok; aradaki güç farkına bakın… O Armada o boğazı geçemedi ve sulara gömüldü. Şu andaki İran ile ABD arasındaki güç dengesi o gelen Armada ile Osmanlı arasındaki güç dengesizliği kadar ağır değil.

Kötü bir algı var; İran’a, Pakistan’a, bunun içinde Türkiye de var tabii, Ortadoğu’ya, bir kısım Doğu Avrupa da var… Buralara Batı’dan öyle bir bakış var ki; bu insanlar yaşam tarzı itibarıyla teknoloji sahibi olamazlar, endüstrileşemezler, kendilerini savunacak silah yapamazlar, organize olamazlar’ Yaşam tarzını öyle bir yargılıyorlar ki yargılarken kendileri gerçeklikten kopuyorlar. İran yıllar önce bir drone prototipi sergilediğinde ‘bu tamamen maket, gerçeklikle alakası yok’ diye dalga geçmişlerdi Batı’da. O gerçeklikten kopukluk bir süre sonra onların stratejilerini de olumsuz etkiliyor. ‘Nasıl olsa bunlar cevap veremez’ diye düşünüyorlar. İran’ın mantalitesini algılayamıyorlar. Şunu oturtamıyorlar; ‘Biz İran’ın yaptığı füzeleri nasıl durduramayız?’ ve gerçekten bu savaşta eğer İran’ın füze yağmurunu durduramazlarsa İsrail haritadan silinebilir. Evet, İran’a çok ağır bir zarar verebilirler ama bütün Ortadoğu sil baştan olabilir, hatta 1917 öncesine dönebilir. O füzeler çok hassas vuruşlar yapabiliyor.”

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала