EKSEN

‘Münih Güvenlik Konferansı alternatif olmayacak, arz zincirleri Çin’in elinde’

Prof. Dr. Hasan Köni’ye göre bu yıl 62’ncisi gerçekleşecek olan Münih Güvenlik Konferansı, ABD ile ilişkiler noktasında kendisine farklı rotalar çizmeye çalışan Avrupa için bir alternatif oluşturmayacak. Köni, eğitimden ticarete pek çok alanda yükselen Çin’in giderek daha da öne çıkacağı görüşünde.
Sitede oku
Batılı elitlerin bir araya geleceği 62’nci Münih Güvenlik Konferansı, ABD ile Avrupa ülkeleri arasındaki gerilimin gölgesinde gerçekleşecek. Uluslararası hukukun yerini ticaret savaşlarına ve şantaj diplomasisine bıraktığı tarihsel bir kırılma noktasında toplanan konferansın masasında diplomatlar değil iş adamları yer alacak.
Avrupa, bir yandan ekonomik motoru Almanya'nın endüstriyel gerileyişi, diğer yandan enerji kaynaklarından yoksunluğu ve yükselen sağ akımların gölgesinde varoluşsal bir krizle boğuşuyor. Epstein ağı ile daha da kirlenen ve küresel güç dengesini günden güne yitiren Batı; Çin, Hindistan ve Rusya’ya ‘eklemlenme’ çabasını sürdürüyor.
Münih Güvenlik Konferansı öncesi kurulan ilişkileri ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un açıklamalarını akademisyen Prof. Dr. Hasan Köni ile konuştuk.

‘Değişen bir dünya düzenine doğru gidiyoruz’

Konferans öncesi yayımlanan raporları incelediğini belirten Köni, yeni bir yapılanma arayışı olduğuna işaret ediyor. Köni, konferansta diplomatların ve siyaset bilimcilerin yerini iş insanlarının almasını bunun bir göstergesi olarak okuyor:
“Değişen bir uluslararası durum var. Münih öncesi yayımlanan raporlara baktım. Raporda ‘Yıkım durumları gelişiyor’ yazmışlar. Bu konferansa 50 devlet katılıyor. Sadece dışarda değil içerde de sistemin değişmesini isteyen yıkıcı güçler olduğu söyleniyor. Bu, demokratik yapılanmaya artık güvenilmediğine işaret ediyor. Yeni bir yapılanma isteniyor. Bu yeni yapılanma güvenlik, özgürlük ve iş birliği yapısını mı ortaya çıkaracak yoksa karşılıklı çıkar ilişkisine dayanan bir ilişkiler düzenine mi girilecek belirsiz. ‘Benden bunu al, sana bunu vereceğim yoksa gümrük duvarlarını artırırım’ gibi bir düzen. Zaten artık bundan sonra pazarlama profesörü arkadaşları konuya davet etmek gerek. Uluslararası ilişkiler ve hukuk hocalarını bu bölüşmelerde geri çektik. Dikkat ederseniz konferansta pek diplomat da yok. Trump’ın gönderdiği insanların hepsi iş adamı. Witkoff, damadı ve görüşmelere gelen isimler iş adamı. Diplomatlar kan ağlıyor. Değişik bir dünya düzenine doğru gidiyoruz. Sosyal bilimlerin son beş senede sonuna geldik.”

‘Almanya’nın endüstrisi geriledi, Fransa artık çekici motor gücü değil’

Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un sunduğu kendince ‘sert’ eleştirilerin karşılık bulmadığını belirten Köni, Avrupa Birliği ülkelerinin ekonomik sıkıntıları ve Epstein ağı ile kurdukları ilişkiye de dikkat çekti. Köni’ye göre Avrupa’nın Hindistan gibi farklı ülkelerle iş birliği yollarını araması da çözüm olmayacak:
“La Fontaine’ın ‘Öküz kadar büyük olmak isteyen kurbağa’ diye bir sözü var. Bu, La Fontaine’ın en meşhur fabldır. Macron karısından tokat yedikten sonra coştu. Avrupa bölgesinde petrol çıkan yer yok o yüzden başka alanlara girmeleri gerek ve o alanlarda da Amerika, Rusya, İran ve bazı Arap ülkeleri var. Nereden petrol bulacaklar? Almanya’nın endüstriyel yapısı geriledi. Fransa zaten çekici motor gücü değildi. İspanya, İtalya, Fransa, Portekiz çok iyi şarkı söylüyor ancak bu kadarlar. Avrupa Birliği’ni Almanya çekip götürüyordu. İngiltere de dışarda kaldı. Onlar da içlerinde bölündü, ekonomileri kötü. Üstelik Epstein ile yakın ilişkileri çıktı. Bu sistemin içerisinde seksomanyak bir durum var. Hayretle izliyoruz. Artık başka bir yapı kurmalarının çok zor olduğunu düşünüyorum. Toplantıdaki NATO sekreteri farklı bir yapının oluşamayacağını söyledi. Bunun oluşması için altı yedi sene kadar bir tarih verdi. Bu kadar yıl Rusya-Ukrayna savaşı devam mı edecek örneğin? Bunun ekonomik boyutunu nasıl kaldıracaklar? Şu anda göç almış durumdalar ve sağ akımlar çok hızlı gelişiyor. Enerji konusunda da sıkıntıları var. Herkes ayrı ilişki kurmak istiyor. Hindistan’a gittiler, Hindistan bunlardan faydalanmak istedi. Bunlar Hindistan’a mal yığmak istiyorlar. Hindistan asıl Rusya ile ilişkili. Afganistan ve Pakistan’a yüklenerek yakın ilişki kurmaya çalışıyorlar. Bu da Hindistan’ı zor duruma sokabilir. Burada müthiş analizler olacağını düşünüyorum.”

‘Avrupa’nın Euro’yu bir numaralı para birimi haline getirmesi çok zor’

Köni’ye göre ekonomik sıkıntılar içindeki Avrupa, Euro’yu bir numaralı para birimi haline getirme hedefine ulaşamayacak. Köni, Avrupa’nın teknolojideki gerileyişlerine ise şu sözlerle işaret ediyor:
“Uluslararası hukuk olduğu zaman ‘Bu hukuka uyuyor ya da uymuyor’ diyebiliyorduk. Bunu kaldırdığınızda güçlünün birtakım hareketler yaptığı öbürlerinin de kıvırdığı bir bilim dalına dönüşüyor. Yeni bir ekonomik boyut oluşturmaya çalışıyorlar ama bu çok zor. Euro’nun bir numaralı para birimi olması için teknolojik açıdan da bir numara olmak gerekiyor. Biz niye İngilizce öğrendik? Okuduğumuz bilim dalları İngilizce idi. İşe alınırken bu soruldu. İyi üniversiteler hep İngilizce. Ben Fransız kökenli yetiştim ama üniversiteden sonra Fransızca’yı kullanmadım. Macron herhalde ‘Gitmeden evvel intihar edeyim’ diyor. ‘Seçimi kaybetmedim, beni öldürdüler’ olsun istiyor. Enerjiyi nereden bulacaklar, hangi malları satacaklar? Bulgar olaylarında Rusya ile görüşmüştüm. ‘Siz atom bombası ve nükleer şeyler yapıyorsunuz. Nasıl yıkılırsınız?’ demiştim. ‘Bir Rus televizyonu, gıdası almak istiyor musunuz? Şu an her şeyi Amerika ve Çin yapıyor’ demişti görüştüğüm kişi. Avrupa’nın hem teknolojiye hem de birtakım mallara ihtiyaçları var.”

‘Çince eğitim yükselecek, Avrupa Hindistan’dan gelen göçü kaldıramayacak’

Kendine bir yol arayan Avrupa’nın Çin ve Hindistan ile ilişkiler geliştirmeye çalıştığını belirten Köni, Çin’in yükselişine vurgu yaptı. Çin’in tarihinin çok eski oluşuna dikkat çeken Köni, Hindistan ile yapılan iş birliği sonucu Avrupa’nın, alacağı göç sebebiyle değişeceği görüşünde:
“İlk 10 üniversite içine Çinliler de girmiş durumda. 1975-1976’da Amerika’da eğitim alma devirleri vardı. Ancak şimdi bu bitti. Bütün arz zincirleri Çin’in elinden geçiyor. Sadece Çin değil Güneydoğu Asya kalkınmış durumda. İlk olarak Japonlar canlarına okudu. Japon malları, sistematiği çevirdiler. Sonra Çin yükselmeye başladı. Çin Dünya Ticaret Örgütü’ne girdi ve Rusya ile birlikte Trump’ın uygulamadığı devletler hukukunun aynısını uyguladı. Bu kurulan sistemde bir numara haline geldi. Çin tarihini de bilmiyorlar. Avrupa yokken Çin imparatorluktu. Milattan öncesine kadar Çin imparatorlukları vardı. Artık Çince okunmaya başlanacak. Söylediklerimin bir kısmını Çin gazetelerinden alıp söylüyorum örneğin. Hindistan’a da yanaştılar. Serbest ticaret anlaşması yaptılar bu bizim için tehlikeli bir boyut. Hindistan’ın mallarını ve Hintli göçmenleri alacaklar şimdi. Amerika’nın üst sınıfı iyi okumuş Hintlilerden oluşuyor. Bunlar Avrupa’ya göç edecekler. Çok çocuk doğuran bir yapıları var. Okumuş üst sınıf dışında geri kalan Hintli 1,5 milyon ve bunlar Avrupa’ya göç edecek. Araplar da var. 10 sene sonra Avrupa kalmayacak.”

‘Avrupa’dan ümit kesildi’

Bu gelişmelerin Türkiye’yi de etkileyeceğini ifade eden Köni, Hindistan mallarının Avrupa üzerinden Türkiye’ye akabilme ihtimaline de değindi. Köni, Türkiye ile Avrupa ilişkilerinin ‘idare edilme’ seviyesinde olduğunu söyledi:
“Pakistan ile olan ilişkilerimizden ötürü Avrupa’dan gelen geçişleri durdurduk. Hollanda pasaport vermesine rağmen Türk olduğu için Hindistan’ın ülkeye girmesine izin vermediği biri var. ‘Biz geçiş ülkesi olacağız’ diyordu Türkiye ancak Hintlilere Pakistan’a yağ çekmek için kazık attı. ‘Artık bu malları Türkiye’den değil de başka bir yerden geçirin’ diyecekler. Biz serbest ticaret anlaşması yapmak zorundaydık. 1994’teki hükümet ekonomik açıdan çuvalladığı için kamuoyu açısından ‘Avrupa’ya giriyoruz’ ayağı yapıldı. Sene 2026 oldu ve kimsenin Avrupa’ya girme ihtimali kalmadı. Avrupa’dan tamamen ümit kesildi. Ancak yine de Avrupa’ya mal satılıyor. Avrupa ile durum idare edilmeye çalışılıyor.”
Yorum yaz