OKAN ASLAN İLE GÜN ORTASI

Güçlü Özgan: Siyaset kendisiyle yüzleşmiyor

Güçlü Özgan, Gün Ortası programında Okan Aslan’ın konuğu oldu.
Sitede oku
Gazeteci Güçlü Özgan, Kartalkaya’daki otel yangını davasından Meclis’te yaşanan kavgalara, adalet arayışından Türkiye’de derinleşen ekonomik sorunlara kadar pek çok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.

Kartalkaya davasının bitmediğini belirten Özgan, konuya ilişkin şunları söyledi:

Kartalkaya davasında genel algı, dosyanın bittiği yönünde ama hayır, dava bitmiş değil. Otel sahipleri, yetkililer, il özel idaresi ve itfaiyeden bazı isimler ceza aldı. Ancak dosyanın bir ayağı hâlâ eksik. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma Bakanlığı tarafındaki sorumlularla ilgili süreç tamamlanmış değil. Turizm Bakanlığı’yla ilgili soruşturma izni verilmediği için aileler Danıştay’a başvurdu. Danıştay, dokuz kişi hakkında soruşturma yapılmasına hükmetti. Şu an Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürüyen bir soruşturma var ve bu dosya henüz kapanmış değil. Türkiye’de yaşanan büyük felaketlerden sonra kimse ‘bütün sorumlular yargılanacak’ diyerek arkasına yaslanamıyor.

Kartalkaya’da da, deprem davalarında da ilk halkadaki sorumlular yargılanıyor. Ancak kamuda imza ve denetim yetkisi olanlara gelince ciddi bir atalet var. Devlet mekanizması bu noktada hareketsiz kalıyor. Açıkçası dava sonuçlarıyla ilgili çok mutlu değilim. Yargılanan sanıkların mağdur ailelere yaklaşımı kabul edilebilir değil. Son derece küstah ve tepeden bakan bir tutum var. Üstelik sadece adalet arayan aileler değil, zaman zaman hayatını kaybedenlerin yakınları da yargılanır hale geliyor. Canı yanan insanların bağırması, sert konuşması kadar doğal bir şey olamaz.

'Kavga eden siyasilere üzülmüyorum'

Meclis’te yaşananlar ve yeni bakanların yemin törenine ilişkin değerlendirmesinde Özgan, şöyle konuştu:

Ben kavga eden siyasilere üzülmüyorum, ülke adına üzülüyorum. Siyasetin gerçek yüzünü orada görüyoruz. Siyaset kendisiyle yüzleşmiyor. Yıllardır Meclis’te yaşananlar inkâr ediliyor. Ne zaman yüzleşiliyor? Böyle görüntüler ortaya çıktığında. Asıl dikkat edilmesi gereken kavga değil, yemin anıdır. Bir yargı mensubu, yürütmenin başına getiriliyor. Yasama mensuplarının koruması altında yemin etmek zorunda kalıyor. Güçler ayrılığı tartışması tam olarak bu fotoğraf üzerinden yapılmalı. Ben o kareden, kavgadan çok daha fazla anlam çıkarıyorum. Bugün Meclis’te kavga çıkması artık başlı başına bir haber değeri taşımıyor. Asıl mesele sistemin nasıl işlediğidir.

'Aşık olmaktan korkan bir kuşak var'

Ekonomiye ve toplumsal tabloya ilişkin değerlendirmesinde Özgan, şunları söyledi:

Türkiye’de ekonomik sorunların çözümü için ortak bir motivasyon yok. Yönetenler topluma bir gelecek hedefi göstermiyor. Hep geçmişle kıyaslama yapılıyor. Oysa siyasetin, ‘bugün buradayız, beş yıl sonra şuraya geleceğiz’ diye bir hedef ortaya koyması gerekiyor. Bugün insanlar ekonomi yüzünden hayatlarını ertelemek zorunda kalıyor.

Türkiye’de aşık olmaktan korkan bir kuşak var. Evliliği, çocuk sahibi olmayı geçtim; insanlar ilişkiye başlamaya bile çekiniyor. Bu tabloyu sadece kültürel sebeplerle açıklayamayız. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ülkede 5,5 milyon insan yalnız yaşıyor. Bu sayı son on yılda yaklaşık yüzde 65 arttı. İstanbul’da neredeyse 1 milyon kişi tek başına yaşıyor. Bu, çok ağır bir toplumsal göstergedir. Bugün dört kişilik bir ailenin hafta sonu sadece vapura binip kısa bir gezinti yapmasının maliyeti bile bin lirayı geçiyor. İnsanlar evden çıkmadan geri dönmenin hesabını yapar hale geldi. Hayalsiz bir gençlik oluşuyor.

'Cezaların yüksek olmasına karşı değilim'

Trafik cezalarının artırılmasına ve yeni düzenlemelere ilişkin konuşan Güçlü Özgan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Cezaların yüksek olmasına karşı değilim ama buradan elde edilecek gelir açık kapatmak için kullanılacaksa ‘yokum’, bağımlılıkla mücadele, sosyal belediyecilik ya da sosyal konut gibi alanlara şeffaf biçimde aktarılacaksa yanındayım. Sadece ceza arttırmak yetmez, direksiyon başına geçen herkes potansiyel olarak ‘suçlu’ ve toplumun genel gerginliği trafikte de var. Bu yüzden ehliyet yenilemelerinde göz muayenesi gibi psikolojik testlerin de periyodik olarak zorunlu hale gelmesi gerekir. Yeni düzenlemelerde bunu görmedim; cezaların caydırıcılığı için de eşitlik şart, gelire göre ceza uygulanmalı, çünkü aylık geliri çok yüksek olanla geliri düşük olanın aynı cezayı ödemesi düşük gelirli için yıkıcıyken yüksek gelirli için caydırıcı olmuyor. Ayrıca bu cezalar seçim dönemlerinde affedilmezse etkili olabilir, çünkü geçmişte pandemide benzer af pratiklerini yaşadık.

Yorum yaz