Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması'nın (SNV-III / New START) 5 Şubat’ta sona ermesiyle birlikte uluslararası güvenlik sistemi yeni ve riskli bir dönemece girmiş durumda. Sputnik’e değerlendirmede bulunan Mısırlı uluslararası ilişkiler ve Rusya uzmanı Monica William, anlaşmanın uzatılmamasının stratejik istikrar anlayışında ciddi bir kırılmaya işaret ettiğini belirtti.
William’a göre, anlaşmanın uzatılmadan yürürlükten kalkması, küresel sistemin yapısında ve büyük güçler arasındaki stratejik dengeyi düzenleyen mekanizmalarda yaşanan köklü değişimlerin bir yansıması niteliğinde.
Anlaşmanın resmi olarak 5 Şubat Perşembe günü sona ereceğini hatırlatan William, bu senaryoda Rusya’nın önünde geniş bir seçenek yelpazesi bulunduğunu vurguladı. Uzmanın değerlendirmesine göre Moskova, doğrudan cepheleşmeye gitmeden, “caydırıcılık realizmi” olarak adlandırdığı çerçevede ciddi manevra alanına sahip.
William, bu kapsamda atılabilecek adımlar arasında nükleer hazırlık seviyesinin yükseltilmesi, hipersonik kıtalararası füze cephaneliğinin niteliksel modernizasyonuna yönelik planların açıklanması, askeri tatbikatların kapsamının genişletilmesi, Rus nükleer doktrininin ilgili hükümlerine yapılan vurgunun artırılması ve Avrupa ile ilişkilerde caydırıcılık dengesinin yeniden gözden geçirilmesinin bulunduğunu kaydetti.
ABD’nin yaklaşımı: Anlaşma dili değil, pazarlık dili
Anlaşmanın geleceğine ilişkin ABD tutumunu değerlendiren Suriyeli gazeteci Firas Mardini, Başkan Donald Trump’ın dış politikada “sadece anlaşma/pazarlık diliyle” hareket ettiğini ve kendisine net bir kazanç sağlamayan hiçbir adımı atmak istemediğini söyledi.
Mardini’ye göre Trump, Çin’in mevcut nükleer kapasitesinin onu anlaşmaya taraf olmaya yetecek düzeyde güçlendirdiği varsayımıyla hareket ediyor ve böylece Yeni START çerçevesini genişletmeyi hedefliyor. Aynı mantıkla, Rusya da Fransa ve İngiltere gibi Avrupalı nükleer güçlerin anlaşma kapsamına alınmasından yana.
Soğuk Savaş’a dönüş ve yeni nükleer yarış riski
Lübnanlı siyaset bilimci Ali el-Muraabi ise Trump yönetiminin, Yeni START’ın bitişi arifesinde izlediği tutumun Rusya’ya yönelik siyasi baskı niteliği taşıdığını söyledi. El-Muraabi, Amerikan basınında yer alan değerlendirmelere atıfla, Washington’un anlaşma sürecini bilinçli olarak ağırdan alarak Çin’i bu çerçeveye zorla dahil etmeye çalıştığını, oysa Pekin’in mevcut anlaşmanın tarafı dahi olmadığını hatırlattı.
Bu yaklaşımın fiilen Soğuk Savaş dönemine dönüş anlamına geldiğini belirten el-Muraabi, her bir nükleer gücün cephaneliğini rahatça büyütebilmesi ve silahlanma yarışının eşiklerini yukarı çekmesi riskine dikkat çekti. Uzman, günümüzde Yeni START dışında nükleer karşılaşmayı etkin şekilde düzenleyebilecek başka bir mekanizma bulunmadığını, Birleşmiş Milletler’in dahi bu alanda yeterli ve bağlayıcı kontrol araçlarına sahip olmadığını vurgulayarak, küresel güvenlik açısından “son derece yüksek riskli” bir tabloyla karşı karşıya olunduğu uyarısında bulundu.