OKAN ASLAN İLE GÜN ORTASI

Kamu-Ar Raporu: Yoksulluk sınırı neredeyse altı haneli sayılara ulaştı

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’na bağlı Kamu-Ar’ın Açlık ve Yoksulluk Araştırması Ocak 2026 Raporu’na göre yoksulluk sınırı neredeyse altı haneli sayılara ulaştı. Rapora göre yoksulluk sınırı 27 bin 46 liralık artışla 98 bin 974 liraya yükseldi.
Sitede oku
Okan Aslan, Radyo Sputnik’te yayınlanan Gün Ortası programında Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’na bağlı Kamu-Ar’ın Açlık ve Yoksulluk Araştırması Ocak 2026 Raporu’nun detaylarını aktardı.
Aslan, son dönemde temel yaşam maliyetlerindeki artışın ulaştığı boyutu şu sözlerle anlattı:
Araştırmaya göre açlık sınırı ocak ayında bir önceki aya göre 1431 lira yükselerek 32 bin 86 liraya çıktı. Gıda dışı temel ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 2 bin 631 lira artışla 66 bin 889 liraya ulaştı. Açlık sınırıyla gıda dışı temel ihtiyaçlar için yapılması gereken harcamadan oluşan yoksulluk sınırı aylık bazda 4 bin 61 lira artış gösterdi. Son bir yıllık dönemde açlık sınırı 8 bin 426 lira, gıda dışı harcamalar 18 bin 621 lira arttı. Yoksulluk sınırı 27 bin 46 lira arttı. Yoksulluk sınırı 98 bin 974 lira oldu. Neredeyse 6 haneli bir sayıdan bahsediyoruz. Bir ailenin yoksul sayılmaması için gerekli olan para bu. Bu ülkede hala ülkeyi yöneten insanların ‘Asgari ücreti artırdık, enflasyon düşüyor’ hikayelerini dinliyoruz. Gerçek Birleşik Kamu-İş’in rakamlarında ortaya çıkıyor.
Asgari ücretin söz konusu rakamların çok altında kaldığına işaret eden Aslan; emekli, işçi ve memur zamlarının düşüklüğüne dikkat çekti:

İnsanlar açlık sınırında değil açlığın eşiğinde yaşıyor. Açlık sınırı 32 bin lirayı aştı. Dört kişilik bir ailenin sadece karnını doyurabilmesi için bugün asgari ücretin çok üzerinde bir gelire ihtiyacı var. Barınma, ulaşım, eğitim, sağlık gibi kalemler lüks kalemler olarak karşımıza çıkıyor. Bir yılda yoksulluk sınırı 27 bin lira artmış. Peki emeklinin, işçinin, memurun geliri bu hızla yükseldi mi? Tabii ki hayır. Aradaki fark, iktidarın ‘istikrar’ dediği şeyin aslında yoksulluğu kalıcı hale getirmek olduğunu gösteriyor.

Aslan, iktidarın ekonomi politikalarını ise şu sözlerle eleştirdi:
Bu tablo sadece bir ekonomik kriz tablosu değil. Bu, bilinçli bir tercihin de sonucu. Bu, ‘sabredin’ denilen halkın sırtına yüklenen faturanın belgesi. Bugün Türkiye’de yoksulluk istisnai bir durum değil. Bir kader hiç değil. Yoksulluk orta sınıfın günlük rutini haline geldi. Yoksulluk, ay sonunu nasıl getireceğini hesaplayan insanların ortak paydası halinde. Bu rakamlar utanç verici rakamlar. Asıl utanç bu rakamlara rağmen hala ‘her şey yolunda’ diyebilmek. Bu ülkede sorun halkın yeterince çalışmaması değil halkın çalıştığının karşılığını alamaması.
Yorum yaz