Adalet ve Demokrasi Haftası Gündem Özel: Katledilen aydınlar Radyo Sputnik’te anıldı

24-31 Ocak Adalet ve Demokrasi Haftası Gündem Özel programının konukları gazeteci Barış Pehlivan, Hilmi Hacaloğlu, Mustafa Hoş, ve Güçlü Özgan oldu.
Sitede oku
Her yıl 24-31 Ocak tarihleri arasında anılan Adalet ve Demokrasi Haftası, bu yıl da anmalarla başladı. Adalet ve Demokrasi Haftası, Uğur Mumcu’nun 24 Ocak 1993’te, Muammer Aksoy’un ise 31 Ocak 1990’da suikast sonucu yaşamını yitirmesiyle simgeleşti.
Radyo Sputnik’te yayınlanan 24-31 Ocak Adalet ve Demokrasi Haftası Gündem Özel programında, katledilen gazeteci ve aydınlar anıldı.
Gündem Özel’de Fethi Yılmaz ve Selin Yazıcı’nın konukları gazeteci Barış Pehlivan, Hilmi Hacaloğlu, Mustafa Hoş, ve Güçlü Özgan oldu.
Fethi Yılmaz, Adalet ve Demokrasi Haftası’na dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye’nin basın tarihi aslında bir cinayet tarihi. Türkiye’de aydının ölümünü onu vurarak sağlayamazsınız, aydın aynı zamanda fikirdir. Uğur Mumcu bir fikirdir. Cumhuriyet aydınlarımızı anıyoruz ve konuşmaya devam ediyoruz. Aydın ancak fikri konuşulmadığında ölür.”

‘Bize düşen yitirdiğimiz aydınları okuyup fikirlerini genç kuşaklara taşımak’

Programa konuk olan gazeteci Barış Pehlivan, katledilen aydınların uyarılarına bakıldığında bugünkü sistemin görülebileceğini söyledi. Pehlivan, şöyle konuştu:
“Bugün eğer aydınların yazı ve uyarılarına bakarsanız bugünkü fotoğrafı görüyorsunuz. Bugünkü sisteme dair uyarıları görüyorsunuz. Aydın olmak böyle bir şey. Bize düşen yitirdiğimiz aydınları okuyup fikirlerini genç kuşaklara taşımak. Ancak o zaman o aydınlarımızın aslında ölmediğini söyleyebiliriz. Bugün hala küçücük çocuklarda bile Mustafa Kemal Atatürk devrimlerinden bahseden cümleler duyabilirsin, bu büyük bir başarıdır. İnsanların hukuksuzluklara dair kanıksama süreci başladı. Bu bence kötü bir alışkanlık olarak içimize işledi. Biz kahraman değiliz sadece gazeteciliği yani işini iyi yapmaya çalışan insanlarız.”

‘Uğur Mumcu, kutup yıldızı olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek’

Uğur Mumcu’nun hem bugünkü hem de gelecek kuşakların önünde bir kutup yıldızı olarak yolu aydınlatmaya devam edeceğini söyleyen gazeteci Hilmi Hacaloğlu, şunları aktardı:
“Uğur Mumcu’nun katledildiği günü hatırlıyorum. Hayata bakışım değişti. Hem politik kimliğimin hem mesleki geleceğimin inşasında Uğur Mumcu suikastı çok önemli bir rol tuttu. Uğur Mumcu öldürüldükten sonra Ankara’da milyonlarca insan bir sadakat dili oluşturdular. Onun fikirleri arkasında nasıl durulduğunu gösteren bir tutum ortaya koydular. Gazetecinin yanlışın karşısında durmaya cesaret göstermesi çok erdemli bir davranış. Şu anda Sputnik özgür ve bağımsız eleştirel gazeteciliğin nasıl olabileceğine dair önemli bir örnek ortaya koyuyor, gazetecilik örneği veriyor. Uğur Mumcu, hem bizlerin hem genç kuşakların önünde bir kutup yıldızı olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.”

‘Türkiye’de bir antiemperyalist soykırım yapıldı’

Gazeteci Mustafa Hoş ise, Türkiye’de bir antiemperyalist soykırım yapıldığının altını çizdi. Hoş, şöyle devam etti:
“Katledilenler ve aydınlara bakıldığında Türkiye’de bir antiemperyalist soykırımı yapıldı ve yapılmaya devam ediliyor. Tarihimize iyi bakmazsak bugünleri anlamakta ve anlatmakta zorluk çekeceğiz. Katledilen aydınların hepsini birbirine bağlayan şey antiemperyalist tutumlarıydı. Bu antiemperyalist ruhu yok etmek için bir soykırım yapıldı. Ama bu soykırımı Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun bir sonucu gibi gösterdiler. 38’den sonra Türkiye’nin bir karşı devrim tarihi var. Bununla yüzleşmeden bunu anlamadan hiçbir şeyi doğru düzgün anlatamayacağız. Kemalizm bir doktrinmiş gibi ele alınıp Kemalizmi yok etmek üzerine kurulu bir sistem yaratıldı. 20. Yüzyılın en önemli sistemidir Kemalizm. Bu sisteme sosyal, kültürel, ekonomik bütün yönleriyle yok etmek için o soykırım yapıldı.”

‘Gazeteciliğin önüne nasıl engeller konulduğuna tanıklık ediyoruz’

Gazeteci Güçlü Özgan, aydın ve gazetecilerin öldürülmesinin bugün propaganda basınının güçlenmesine neden olduğunu ifade etti. Özgan, şöyle anlattı:
“90’larda öldürülen gazetecileri sayıyorduk, bugün de tutuklanan gazetecileri sayıyoruz. Aslında gazetecilerin mesleğinin yapmasının önüne nasıl engeller konulduğuna tanıklık ediyoruz. Aydınlar ve gazetecilerin hayattan koparılma nedenlerine baktığımızda ortak bir paydada buluştuklarını görüyoruz. Uğur Mumcu cinayetini konuşuyoruz. O zamanlar 18 yaşındaydım ve hepimiz sokaklara çıktık. Ama yargılama süreçlerinden sonra ortaya çıkan gerçekler kimin kalbini soğuttu? Bu isimlerin öldürülmüş olması bugün itibariyle propaganda basınının güçlenmesine ve ortaya çıkmasına da neden oldu.”
Yorum yaz