Arlin Çiçekçi’nin içinde büyülü gerçekçilik unsurları barından ilk kitabı Beşerbazın Mârifeti, Holden Kitap’tan çıktı. Beşerbazın Mârifeti, okurları yeryüzünden gökyüzüne, geçmişten geleceğe, Beyoğlu’ndan Kazablanka’ya, Sultan Abdülaziz’den Jean D'arc’a uzanan sicim kalınlığında iplerde, nefes kesen bir Sanat-ı Beşeriye icrasına davet ediyor.
Çocukluğunun Gülbağ Mahallesi’nde geçtiğini söyelyen Arlin Çiçekçi, çocukluk anılarını, “Abimin elinde büyüdüm diyebilirim” sözleriyle anlatıyor. “İnsan evladının bu dünyanın gelişiminden var olduğu günden bugüne varlığını sürdürebilmesi biraz nesilden nesile hikayeler aktarmasından geçiyor” ifadelerini kullanan Çiçekçi, “Yani Survivor dediğimiz hayatta kalma mücadelesinin içinde birbirlerine hikaye anlatarak ben hayatta nasıl kaldım, sen de böyle kal üzerine bir hikaye aktarımı” dedi.
"Ben uydurdum onu, gerçek değil, yok öyle bir kelime"
Çiçekçi, kitabı ‘Beşerbazın Marifeti’ isminin nasıl konulduğunu şu özlerle anlattı:
“Bir imza gününde bir beyefendi ‘beşer bazın anlamını biliyor musunuz?’ dedi. ‘Öyle bir kelime yok ben uydurdum’ dedim. ‘Yok yok, var öyle bir kelime. Anlamını ben buldum’ dedi.
Beyefendi, ‘Beşer Baz diyince, malzemesi Beşer olan zanaat ustası diye çıkıyor’ dedi. ‘Tamam işte onu ben yazdım, ben uydurdum onu, gerçek değil, yok öyle bir kelime’ dedim. Beşer baz öyle benim ihtiyacımı karşılasın diye uydurduğum bir kelime oldu”