‘ABD Çin’in ilerleyişini engelleyemez, Trump için her şey bir anda bitebilir’
Akademisyen Dr. Mehmet Ali Koçakoğlu’na göre Venezuela üzerinden Çin’e mesaj veren Trump, Pekin’in ilerleyişini engelleyemeyecek. Koçakoğlu, Trump’ın hakimiyetinin ‘pili biten müzik çalar' gibi sonlanabileceği görüşünde.
Sitede okuABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Ocak’ta ‘narkoterörizm’ iddialarıyla Nicolás Maduro’yu kaçırarak yaptığı müdahale, Washington’ın uluslararası hukuku askıya aldığı yeni bir dönemin fitilini ateşledi. Bir ‘güvenlik operasyonu’ olarak sunulan müdahale, Trump’ın son açıklamalarıyla birlikte yerini doğrudan petrol rezervleri üzerinden şekillenen bir ekonomik sömürüye bıraktı. Karakas’taki bu hamlenin asıl hedefinin sadece petrol olmadığını konuşmalarının satır aralarında belirten Trump, bölgede Çin’in kurduğu düşük maliyetli enerji ticaretini baltalamayı hedefliyor.
Venezuela’da umduğunu bulamayan Trump’ın, rotayı bir sonraki hedef olarak Grönland’a kırması ise Beyaz Saray’ın diplomatik normları tanımayacağının en net kanıtı olarak okunuyor. Pekin ise Washington’ın bu hamlelerine karşılık temkinli yaklaşımını sürdürüyor.
Trump’ın Venezuela tehditleri ve Maduro’yu kaçırmasının ekonomi-politiğini Akademisyen Dr. Mehmet Ali Koçakoğlu ile konuştuk.
‘ABD kendine serbest, dünyaya kontrollü bir düzen dayattı’
Koçakoğlu’na göre Washington, serbest ticaret ve liberalleşmeyi evrensel bir ilke olarak sunarken bu düzeni yalnızca kendi çıkarlarıyla uyumlu olduğu ölçüde uyguladı. ABD’nin müdahaleci ve yayılmacı çizgisinin Trump’la başlamadığını vurgulayan Koçakoğlu, Nixon dönemini hatırlatarak Washington’un tarihinde benzer güç ve tehdit stratejilerinin süreklilik gösterdiğine dikkat çekti:
“Trump’ın ilk döneminde herkes ticaret savaşlarını konuşuyordu. Bunun teorik kökeni olarak da korumacılık politikaları gündemdeydi. Trump’ın, küreselleşmenin bayraklarını taşıyan ABD’nin serbest ticaretine darbe vurduğu, birçok ülkeyi yola getirmeye çalıştığı çok tartışılmıştı. ‘Kapitalist Amerika serbest ticareti engelliyor, sosyalist Çin liberal bir bakış açısıyla ticareti genişletmeye çalışıyor’ tartışmaları vardı. Amerika’nın kendinin en güçlü olduğu dönemde liberalleşmeyi ve küreselleşmeyi desteklemesi acayip değil. ABD, o dönemki Monroe Doktrini’nde Latin Amerika’nın kendi arka bahçeleri olduğunu Birleşmiş Milletler’in anayasasına bile ekletti. ABD, bütün dünyaya serbestleşmeyi önerirken bir yandan ‘Ben dünyanın her yerine girebilirim ama size serbest değil’ dedi. Bugünkü politikanın temelleri geçmişte atıldı. Bu olanlar Trump’ın icadı değil. Trump’ın kendisi yeni değil. Trump’a ‘Bir tane deli geldi’ diyenler var ancak tarihte bunun örnekleri mevcut. Nixon, ‘Kötü adam’ teorisini uyguluyordu. Bunu yapan kişinin deli rolüne girmesi gerekiyor.”
‘ABD’de küresel elitin yapamadığını yapacak bir ‘deli’ figürü sahaya sürüldü’
Küresel bir değişim sürecine girildiğine işaret eden Koçakoğlu’na göre Trump, bu değişimin ABD ayağını ‘hızlandırıyor.’ Koçakoğlu’na göre farklı alanlarda üretime başlayan Çin, belli ülkelerin ‘üretim üssü’ olmayı hedefliyor:
“Pandemiden bu yana bazı değişiklikler oldu. Çin ‘Dünyanın fabrikası olma’ düşüncesini yok etmeye çalıştı. Hem dünya hem de Çin istemedi. ‘Made in China 2025 konseptiyle artık her şeyi üretmek yerine teknoloji inovasyonu geliştireyim’ demeye başladı. Üretimi farklı ülkelere kaydırmak ve oralarda tek bir yerde değil de her bölgede belli ülkelerin üretim üssü olması fikri gündeme geldi. Dönüşüm yapılmaya çalışııyor. ABD bu dönüşümü hızlı bir şekilde yapmak istiyor ama önünde kurumsal geçmiş var. Bu dönüşümü hızlı yapamıyor çünkü bazı cerrahi müdahaleler gerekiyor. Bugüne kadar geliştirdiği yumuşak bir güç var. ABD birçok şeyi insan hakları ve demokrasi diyerek yapıyordu. Ancak şu an bunları bile söylemeye vakti yok. Yapması için de ortaya bir deli gönderdiler. Nixon’dan çok da farklı konuşmuyor. Otto von Bismarck ‘Çok büyük meseleler konuşarak değil kan ve demirle çözülür’ demişti. Bir şeylerin hızlıca değişmesi gerekiyor.
Ekonomide de bir şeylerin değişmesi gerekiyor. Bu hızlı değişimin mevcut Amerikan kurallarıyla olması zaman alacak. Bunu hızlandırmak amacıyla Trump göreve getirilmiş gibi. Amerika’da kurumsal elit bir yapı var. Bu kurumsal elit yapının yapamadığı her şey Trump aracılığıyla yapılmak isteniyor. Trump’ın karakteri kontrolden çıkabiliyor. Buradaki çatışmanın bundan kaynaklandığını düşünüyorum. Trump, mevcut dünya düzeninin gidişatında çok da farklı politikalar izlemiyor. Üç-beş sene önce ortaya çıkan kavramlar var. Bu kavramlar vardı ancak modernleşti. Tedarik zincirlerinin değişmesi ve friendshoring gibi. Bu olacaktı ancak bunu yaparken hızlı davranmak da gerekiyor. ‘Söylemlerimiz bununla uyuşamayabilir’ diyen elit yapı, suçlayacakları bir karakter yarattı. ‘Trump yaptı biz yapmadık’ diyecekleri birine ihtiyaç vardı. Trump bu çizginin dışına istese de çıkamaz. Trump hakkında pedofili suçlaması var. Basit bir suçlama da değil. Başının üzerinde bu suçlama duruyor. ‘Kontrolden çıktığın an seni bununla suçlarız’ baskısı var. Ticaret bir şekilde liberalleştirildi ancak nadir elementler meselesi vs sebebiyle üretimin miktarından ziyade üretimin türü ve nerede üretildiği önemli hale geldi. Ticaretin jeopolitikleşmesi gibi bir durum var. Şu an daha nitelikli bir üretim ve üretim için farklı metal ve hammaddelere ihtiyaç var. Bu bize jeopolitiği zorunlu kılıyor. Bu dizaynı yaparken işi hızlandırmak için böyle bir şeye gerek vardı. Trump’ın çok da ileri gidebileceğini düşünmüyorum.”
‘Güney ülkeleri gücünün farkında’
Koçakoğlu’na göre hammaddenin çoğuna sahip güney ülkeleri, ‘gücünün’ farkında. Koçakoğlu, dünya standartlarını belirlemede Rusya, Çin ve Türkiye gibi ülkelerin etkin olacağını söyledi:
“Çin, Rusya ve orta güçteki ülkelerden Türkiye, kendi planını ortaya koymaya çalışıyor. Hammaddenin çoğu küresel güney ülkelerinde. Eskişehir’deki nadir elementler bir dönem tartışılıyordu örneğin. Petrolün ve tarım alanlarının önemli bir kısmı küresel güney ülkelerinde. Onlar da ellerindeki gücün farkındalar. Kurallar batı tarafından belirleniyor olabilir ama üretimin gücü artınca kuralları kimin yapacağı da değişecek. Kuralları şekillendirmek batıda ancak üretim her şeyin anahtarı. Üretim nitelikli hale geldikçe kurallar da belirlenecek, standardın ne olduğuna bu ülkeler karar verecek."
‘ABD, Çin’in ilerleyişini engelleyemeyeceğinin farkında’
Trump’ın Venezuela’ya dönük hamlesinin ardında Çin’i yavaşlatma amacının olduğunu belirten Koçakoğlu’na göre ABD, Pekin’in bölgedeki etkinliğini engelleyemeyecek:
“Çin, Venezuela konusunda ses yükseltti ancak sadece ses yükseltti. Kendi devlet aklınca zaten ancak bunu yapmayı öngörüyordu. Venezuela’nın kanıtlanmış petrol rezervlerinin en fazla ülke olduğu söyleniyor ancak petrolü çıkartmak maliyetli. Petrolün çok olmasının avantajı yok aslında. Çıkartmak için para gerekiyor. Ben ABD-Çin arasında bir maraza çıkacağını düşünmüyorum. Çinliler çok pragmatik insanlar. İşlerine gelen şeyleri uyarlarlar. Bekleyebilirler, sabırlı insanlar. Petrol fiyatlarının düşmesi ile petrolü çıkarırken gereken teknoloji ve altyapı eksikliğinden dolayı Maduro’nun Çin’in istediği şekilde petrolü tedarik edememesi, Çin ile Vietnam arasındaki kredi karşılığı petrol anlaşmasını tehlikeye sokmuştu. Son zamanlarda Çin’in Venezuela’ya yeni yatırımı olmuyordu. Sadece olanı tahsis etme yönünde bir yatırım var. Çinlilerin bunu öngördüğünü düşünüyorum. Amerikalı petrol şirketlerinin Venezuela’daki petrole sıcak baktığını düşünmüyorum. Trump reklam seven biri. Petrol şirketleri onun kokusunu alsaydı bu iş Trump’a kalmadan oraya gelirlerdi. Ben burada sadece meselenin petrol olduğunu düşünmüyorum. Çin’i engellemek, küresel güneyi zayıflatmak amacı var. Ancak Çin, oraya gitmesi gerekiyorsa gider. İş tutması gerekiyorsa tutar. Bunu ABD’nin orta uzun vadede engelleyebileceğini düşünmüyorum. ABD’liler de bunun farkında. Tedarik zincirlerini değiştirmeyi düşünüyorlar çünkü karşılarında büyük bir rakip olduğunun farkındalar.”
‘Trump’ın hamleleri, pili biten müzik çalara benziyor’
Trump’ın Latin Amerika ülkeleri başta olmak üzere diğer ülkelere dönük saldırgan açıklamalarını, pili biten bir müzik çalara benzeten Koçakoğlu’na göre ABD için ‘her şey bir anda bitebilir.’ Koçakoğlu, Trump hakkındaki pedofili suçlamalarının kırılma yaratacağı görüşünde:
“Vietnam’da inanılmaz bir sıçrama var. Brezilya hem coğrafi hem de ekonomik olarak güçlü. Endonezya gibi ülkeler ciddi gelişmeler gösteriyorlar. İran her ne kadar karışık da olsa yaptırımlara rağmen dayanıyor. Bu ülkeler ‘Trump gider, yenileriyle biraz diyalogla geçişleri düzenleyebiliriz’ diye düşünüyorlar. Hayatın normal akışı içerisinde bu ülkelerin bir güce erişeceği belli. Öğrenciyken müzik çalar dinlerdik. Pilin bitmesine yakın pilleri ısırırdık. Pilleri ısırınca iki şarkı çok güzel çalardı ama sonra bir anda biterdi. Ben Trump’ın hamlelerini biraz buna benzetiyorum. Trump pili ısırıyor şu anda iki şarkıyı çok güzel çalacak ama her şey bir anda bitebilir. Maduro’nun kaçırılması belki şovdu ama pedofili suçlaması olan bir adamın başka bir adamı narkoterör suçundan kaçırması tuhaf. Amerika’da eve girildiğinde bir kişi öldürülürse bu bir suç olmuyor, meşru müdafaaya giriyor. Ancak ABD bir ülkenin başkanını mahkemeye çıkartıyor. Bu durumun Amerika’yı savunan insanlarda da kırılmaya yol açtığını düşünüyorum.”