ANKARA FARKI

Vatan Partisi Genel Başkanı Perinçek: Türkiye-Rusya-Çin-İran ittifakı dünya savaşını önler

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, ABD ve İsrail’in Türkiye için temel tehdit olduğunu belirterek Türkiye-Rusya-Çin-İran ittifakının hem bölgesel hem de küresel bir savaşı önleyebilecek bir denge unsuru olduğunu kaydetti. Perinçek ayrıca, S-400’lerden vazgeçilmesinin Türkiye’nin güvenliğini riske sokacağını söyledi.
Sitede oku
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Radyo Sputnik’te yayınlanan İsmet Özçelik’le Ankara Farkı programına konuk oldu. Programda, Venezuela’dan Doğu Akdeniz’e birçok konu başlığını değerlendiren Perinçek, şu mesajları verdi:

‘Doğu Akdeniz'de ABD'yi dizginleyecek müttefiklere ihtiyacımız var'

“Bir dengesizlik var. Savaşların sebebi dengesizliklerdir. Kuvvetler arasında bir denge olursa savaş önlenebilir. Sizin bir gücünüz olduğunda bu karşı tarafı caydırır. Venezuela bu bakımdan bize çok önemli bir ders. Amerikan saldırganlığının nedeni Venezuela ile Amerika arasındaki kuvvet dengesizliği ve Venezuela'nın ittifak potansiyelinin kendisine çok uzak coğrafyalarda olması. Yani etkin ittifak potansiyeli, Rusya gibi, Çin gibi çok uzak coğrafyalarda.

Doğu Akdeniz'e baktığımız zaman orada bir silahlı ittifak oluştu. Amerika bunların başında, İsrail, Yunanistan; bu üçü. Güney Kıbrıs'ı saymıyorum, zaten o Yunanistan'ın bir parçası ve bir gücü yok. Bizim dünya çapında bir askeri gücümüz var. Bunlar çok güzel ama karşı tarafta da ABD gibi çok büyük bir güç var. Dolayısıyla bizim Doğu Akdeniz’de ABD’yi dizginleyecek müttefiklere ihtiyacımız var. O bakımdan Türkiye-Rusya-Çin-İran ittifakı Türkiye’nin güvenliği açısından hayati önemdedir, ABD’yi caydıracak olan budur. Bu ittifak hem bir bölgesel savaşı hem de bir dünya savaşını önler. Dolayısıyla burada Türkiye bir bölgesel savaşı, bir dünya savaşını önlemede anahtar ülke konumuna geldi. Anahtar da şu; Türkiye-Rusya-Çin-İran ittifakını oluşturmak. Buna Rusya, İran hazır, Çin bunu destekler. Ama bunlar içerisinde en önemlisi Rusya. Çünkü Rusya’nın güvenliği de Akdeniz’den başlıyor. Biz Akdeniz’de Rusya ile etkin bir beraberlik kurarsak ABD’yi caydırabiliriz. O bakımdan Türkiye-Rusya-Çin-İran ittifakında öncelik Rusya’nın etkin bir güç olarak Türkiye ile beraber Doğu Akdeniz’de ABD’yi durdurması, dizginlemesidir.”

‘S-400’den vazgeçmek Türkiye’nin güvenliğini riske sokar’

“S-400 benim kanaatime göre bir silah değil, bir savunma konsepti kavramı. S-400’ü aldığınız zaman siz NATO’nun savunma konsepti dışında bir savunma kavramına giriyorsunuz. S-400’ler Yunanistan, İsrail gibi doğrudan NATO, ABD merkezli saldırıları defedecek araçlar. ABD’nin silah standartları dışına çıkıyorsunuz. ABD ve NATO’nun silah standartları Türkiye için bir silah değil, Türkiye’nin bileklerine takılan birer kelepçe oluyor. NATO’ya bağlı olduğunuz zaman NATO bir düğmeye basarak sizin savunma imkanlarınızı da kilitleyebiliyor. Ama S-400 sizi bu çerçevenin dışına çıkararak özgürleştiriyor. Tehdit ABD ve İsrail’den geliyor. Biz o tehditleri NATO’nun savunma kavramları çerçevesinde, NATO düğmelerine bağlı olan silahlarla kendimizi bu tehditlere karşı koruyamayız. O zaman S-400 bir çözüm oluyor. Bu bakımdan çok önemli. Bundan vazgeçmek çok tehlikeli olur. S-400’den vazgeçtiğiniz zaman ABD’nin kontrolüne girersiniz. ABD’nin vereceği silahlar kesinlikle S-400’ün yerine ikame olmaz. Çünkü ABD’nin verdiği silah, ABD’nin kontrolündeki silahtır. Bir savaş çıktığı zaman verdiği silahların hepsini kilitler. Uzaktan kumandayı ABD’ye verdiğiniz zaman o silahları ABD’den, İsrail’den gelen tehditlere karşı kullanamazsınız. O bakımdan S-400 Türkiye’yi özgürleştiren ve Türkiye’nin savunma kavramını yenileyen çok önemli bir girişimdir.”

‘Doğu Akdeniz’de ABD tehdidi daha ciddiye alınmalı’

“Doğu Akdeniz’de Amerika tehditlerini eskisine göre daha ciddiye almamız lazım. Dikkat ederseniz konuştuğumuz alanlar hep petrol alanları; Venezuela, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip. Bizim bulunduğumuz coğrafya, Batı Asya petrol coğrafyası, doğalgaz coğrafyası. İran'dı, Venezuela'ydı, bu ülkelerin hepsi petrol ülkeleri. Aslına bakarsanız İran doğalgaz ülkesi. Dolayısıyla şu anda silahlarla bir anlamda enerji savaşları yürütülmektedir.”

‘ABD ve İsrail’in stratejik hedefi ikinci İsrail’i kurmak’

“ABD ve İsrail bir kürdistan kurmak istiyor. Bunların stratejik hedeflerini biz kağıtlardan okuyarak değil, doğrudan yaptıkları pratiğe, işe bakarak söylüyoruz. 90’dan bu yana 35 yıl geçti, bu 35 yıldaki ABD pratiği kürdistan pratiğidir. ABD silahlı, diplomatik güçleri ile ekonomik abanması ile bir kürdistan kurmak istediğini gösteriyor. İsrail burada asıl faktördür. Çünkü orada yalnız. İkinci bir İsrail; Müslüman Kürtlerden oluşan bir Müslüman İsrail kurmayı hedefliyor. Türkiye’nin güvenliği açısından çok önemli. Çünkü Türkiye’nin güvenliğini belirleyen tehdit bu. Bir güvenlik stratejisi kuracağımız zaman ilk soru şudur; ‘tehdit nereden geliyor?‘ Tehdit ABD ve İsrail’den geliyor. Kürdistan kurma aracı ile ABD ve İsrail Türkiye’yi tehdit ediyor.”

‘15 Temmuz darbe girişiminin ezilmesi Türkiye’yi özgürleştirdi’

“15-16 Temmuz 2016’dan sonra Gladyo yani NATO’nun yer altı örgütü FETÖ Gladyosu Türkiye’de ezilince, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden, polisten, yargıdan temizlenince Türkiye özgürleşti. Zincirlerini kırmış oldu. 2016 15-16 Temmuz’dan sonra Fırat Kalkanı oldu; içimizdeki FETÖ Gladyosunu temizleyince Türk ordusunun özgürleştiğini görüyoruz. Bu Türkiye tarihinde de dünya tarihinde de bir dönüm noktasıdır. Çünkü Türkiye’nin ABD’nin kontrolünden çıkması bütün dünyadaki dengeleri etkiliyor ve Asya çağının belirleyici etkenlerinden biri oluyor.”

‘İsrail’in en büyük şansı İran ile sınırı olmaması’

“İran’ın hem nükleer çalışmaları hem de petrol, doğalgaz konusunda sanayisi var. Kaynaklarını, birikimlerini de korumak gibi bir problemi var; bombalandığı zaman kayıplara uğruyor. Dolayısıyla karşı kuvvetleri; İsrail’i ve ABD’yi tehdit ediyor. Sizin bir saldırı hazırlığı içinde olduğunuzu gördüğüm zaman bir önleyici girişimlerde de bulunabilirim veya karşılığım farklı olur. Sadece savunma kapsamında kalmaz, doğrudan sizin bazı kaynaklarınızı ve birikimlerinizi de yok edecek yıkıcı saldırılarda bulunurum’ şeklinde İsrail’i ve ABD’yi tehdit ediyor. Bu ciddi bir tehdit. 12 Gün Savaşı’nda İran’ın askeri gücünün etkin olduğu ve İsrail’e ağır kayıplar verdiği savaşın sonunda ortaya çıktı. İsrail’in bütün şansı İran ile sınırdaş olmaması. Öyle olsa İran kara kuvvetleri ile bir taraftan girer öbür taraftan çıkar. Ama İsrail ile aralarında bin 500, 2 bin kilometre var, bu da İsrail’in avantajı oluyor. İran ile İsrail arasındaki savaş ‘füzeler savaşı’ olarak cereyan ediyor.”

‘ABD Venezuela’yı ele geçirebilmiş değil’

“Venezuela devleti dimdik ayakta. ABD bir şov yaptı, tabii psikolojik açıdan etkili bir operasyon. Şovdan sonra bakıyoruz, ABD amacına ulaşmış değil. Bütün kurumlar çalışıyor, dışişleri Bakanlığı çalışıyor, Venezuela’nın Türkiye’deki Büyükelçisi devamlı Ulusal Kanal’dan açıklama yapıyor, biz Venezuela’nın devlet televizyonlarını Türkiye’den izliyoruz. Biz darbelerde devlet televizyonu ele geçirildi mi diye bakarız. İçişleri Bakanı çelik yeleği ile çıkıyor, başkent Karakas’ta yüz binleri meydanlara çıkartıyor. Yüzbinler Karakas’ta gösteriler halinde, kendi devletini destekliyor. Diğer kurumlara bakıyoruz; halkın geçimi, iaşesi… Bununla ilgili devlet kurumları da tamamen çalışıyor. Dolayısıyla ABD Venezuela’yı ele geçirebilmiş değil. Şu soru akla geliyor; ‘Şimdi ABD ne yapacak?’ Venezuela petrolünü dünyaya taşıyan tankerleri alıkoyuyor vs. bunları yapıyor. Ama bunun bir sınırı var. Burada ABD’nin yapabileceklerinin bir sınırı olduğunu gördük.”

‘ABD’de iç sorunlar büyüyor’

“Amerikan ekonomisi inişte. Birtakım çok büyük savaşları finanse edecek bir ekonomik yapısı yok. İçeride halkın çok büyük bir hoşnutsuzluğu var. Sokaklarda yatan insanlar, işsizlik var. Amerikan ekonomisinin baş aşağı gidişi artık Amerika’nın sokaklarında, günlük hayatta gözle görülür bir olay. Sefil, perişan insanlar, işsizler… Bu ABD için bir sınır, bir duvar oluyor; yapabileceklerini sınırlıyor. ABD’nin ekonomik ve askeri gücünün sınanacağı bir döneme girdik. Oradaki veriler de umut verici değil. ABD’nin ekonomik ve askeri gücündeki iniş Amerikan saldırganlığını da sınırlıyor.”

‘Türkiye’nin savunması Venezuela ve İran’dan başlar’

“Türkiye’ye tehdit ABD ve İsrail’den geliyor. Amerika'nın dünya çapında cepheleri var. Venezuela Amerika'nın bir cephesi. Amerika Türkiye'yi tehdit eden kuvvet. Dolayısıyla Amerika'ya direniş Venezuela’da ne kadar güçlü olursa, İran'da ne kadar güçlü olursa; Rusya'ya Ukrayna'da ne kadar başarılı olursa; Çin, Tayvan Boğazı'nda Amerika'yı caydırma konusunda ne kadar yetkin ve güçlü olursa, Türkiye'nin güvenliği ve savunması bakımından olumlu olur. Dolayısıyla Türkiye'nin savunması Venezuela'dan başlar, Tayvan Boğazı'ndan başlar, İran'dan başlar. Amerika'nın cephe açtığı her yerde Türkiye cephesi de var. Nerede Amerika var, nerede İsrail var, orada aynı zamanda Türkiye'nin dolaylı ileri hatlardan savunma imkanları var. Venezuela ve İran ne kadar etkin bir direniş sergilerse Türkiye’nin güvenliği de o kadar güçlü olacaktır.”

Yorum yaz