‘Emperyalizm dünyaya kuralsızlık dayatıyor’
“Karşımızda yıllar boyunca dönüp referansta bulunacağımız ‘3 Ocak’ mefhumu duruyor. ‘Bunlar böyle’ denilerek geçiştirilebilecek bir şey değil. Emperyalizmin şu an kendini soktuğu yol, dünyaya dayattığı kuralsızlık budur. ‘Gücü gücüne yetene, sınır yok’ mesajını vermek için çok büyük bir fırsat geçti ellerine ve kullandılar. Bu, açık bir alçaklık ve barbarlık. Türkiye’de yaşayan bizler dahil hepimizin hayatını yakın gelecekte etkileyecek bir gelişme yaşandı. ‘Hak etti, Amerika çok güçlüymüş’ denecek bir tablo yok. Bundan sonra bizi neyin beklediğini anlamamız gereken bir tablo var. 3 Ocak’ta Karakas saatiyle gece yarısından sonra operasyon başladı. Amerikalılar önce bombardımana tuttular, ülke genelinde askeri hedefleri vurdular. Sonra helikopterlerle girerek iki buçuk kadar sürdüğü anlaşılan bir operasyonla Maduro’yu kışladan kaçırdılar. Hala o sürede ne olduğuna dair tablonun detaylarına hakim değiliz. Ancak ilk tanıklıklara bakarak içerde katliam yaşandığını söyleyebiliyoruz. Sivil ölümleri var bombardımandan ölenler var. Maduro’nun güvenliği için görev yapan 32 Kübalı yaşamını yitirdi. Bombardımanda ölenler dışında bir kısım insan yakın mesafeden kurşun sıkılarak öldürüldü. Şu anda bir spekülasyona girmenin manası yok ama önümüzdeki günlerde ne olduğunu biraz daha anlayabileceğiz. Venezuela, Latin Amerika’daki ülkelerin büyük kısmı gibi Soğuk Savaş yılları ve öncesinde Amerikancı yönetimlerin iktidarı altındaydı. Arada bir sosyal demokratlar geldi ancak onlar da Amerikancıydı. Şu anki fiili devlet başkanlığı görevini üstlenmiş Delcy Rodriguez’in babası hapishanede bir devrimci olarak öldü ve iktidarda sosyal demokratlar vardı. Sadece faşizm döneminden bahsetmiyoruz ama Amerikancılık hep vardı.
Venezuela Latin Amerika’nın en zengin buna rağmen en eşitsiz ülkelerinden birisiydi. Chavez iktidara geldikten yıllar sonra dahi 2000’li yılların ortalarında zemini beton olmayan toprak üstünde teneke evlerde yaşamak durumundaydı Venezuelalılar. Çok ağır bir yoksulluk ve işsizlik vardı. Chavez siyasi parti kurdu ve seçimleri kazandı. 28 yıllık bir süreçten bahsediyoruz. Bu süreçte özellikle eğitim ve sağlık alanında büyük kazanımlar elde edildi. Tablo çok kötüydü. Kimi liberaller ‘Bu adamlar Venezuela’yı yoksulluğa mahkum etti’ diyorlar ama hiçbir şey bilmiyorlar. Hayatlarında gitmemişler. 28 yıldır iyisiyle kötüsüyle günahıyla sevabıyla bu sürecin devam ediyor olmasının temel sebebi Venezuela’daki yoksulların büyük desteği. Yoksa şimdiye kadar hayatta kalamazlardı. Burada üç temel durum var. Birincisi ekonomide adım adım üretim araçlarını devletleştirmeye yönelik sosyalist yaklaşım yerine petrol gelirlerini halka dağıtma politikası izlenmiş olması. Bu Chavez’in elini ve ülkeyi 2000’li yıllarda petrol fiyatları ve Venezuela’nın arzı yüksekken rahatlattı ama 2010’larda petrolün düşmesiyle krize girdiler. Ülkenin tüm ekonomisi tek ürüne bağlıydı. Bu çözülmeden bağımsızlığınızı da halk iktidarını da sağlayamazsınız. İkincisi teorik olarak bu ara yolun ‘21’inci Yüzyıl Sosyalizmi’ diye teorize edilmeye çalışılması. Döneme göre yön vermeye çalıştıkları bir yelkenli gibi davrandılar ülkeye. Üçüncü nokta ise bu işi siyasi olarak bir sınıf kavgasına evriltmemiş olmaları. Venezuela’da burjuvazi ve sermaye sürekli gücünü korudu ve hala öyle. Venezuela’da PSUV iktidarının en temel kaynaklarından bir tanesi o iktidarı destekleyen burjuvazi.”