YAŞAM

Uzayda tek başına sürüklenen Satürn büyüklüğünde bir gezegen tespit edildi

Gökbilimciler, galakside tek başına dolaşan bir gezegenin kütlesini ilk kez doğrudan ölçmeyi başardı. Yeni bulgular, Satürn kütlesine sahip bu dünyanın, dramatik bir gezegensel parçalanmanın ardından kendi yıldız sisteminden koparak uzaya savrulduğunu işaret ediyor.
Sitede oku
Yeni bir çalışmaya göre, araştırmacılar serbest dolaşan yeni keşfedilmiş bir gezegenin hem kütlesini hem de uzaklığını, aynı anda Dünya’dan ve uzaydan yapılan gözlemlerle doğrudan ölçtü. Bu nadir gözlem kombinasyonu, normalde ulaşılamayan ayrıntıların belirlenmesini mümkün kıldı.
Elde edilen sonuçlar, gezegenlerin ana sistemlerinden nasıl koparılarak yıldızlararası uzaya savrulabildiğine dair önemli ipuçları sunuyor.

Serseri gezegenler ve zor yakalanan bir sinyal

Gezegenlerin büyük bölümü bir ya da daha fazla yıldızın yörüngesinde dolanır. Ancak giderek artan kanıtlar, bazı gezegenlerin galakside tek başına hareket ettiğini gösteriyor. Serbest dolaşan ya da serseri gezegenler olarak adlandırılan bu cisimlerin bilinen bir yıldız eşlikçisi bulunmuyor. Çok az ışık yaydıkları için genellikle yalnızca, kütleçekimlerinin uzak bir arka plan yıldızının ışığını kısa süreliğine büküp güçlendirdiği anlarda tespit edilebiliyorlar.
Bu etki microlensing (mikromerceklenme) olarak biliniyor.
Mikromerceklenmenin en büyük dezavantajı ise genellikle gezegenin ne kadar uzakta olduğunu ortaya koymaması. Bu da kütlenin doğrudan hesaplanmasını zorlaştırıyor. Bu nedenle, serseri gezegenlerin birçok temel özelliği bugüne kadar belirsiz kaldı.

Dünya ve uzaydan eş zamanlı gözlem

Yeni çalışmada Subo Dong ve çalışma arkadaşları, kısa süreli bir mikromerceklenme olayı sırasında tespit edilen serbest dolaşan bir gezegeni tanımladı. Bu olayı özel kılan ise, aynı anda hem Dünya’dan hem de uzaydan gözlemlenmiş olmasıydı. Araştırma ekibi, çeşitli yer tabanlı gözlem programlarından elde edilen verileri Gaia uzay teleskobunun gözlemleriyle birleştirdi.
Araştırmaya göre gezegenin kütlesi Jüpiter’in yaklaşık yüzde 22’si kadar ve Samanyolu’nun merkezinden yaklaşık 3 bin parsec uzaklıkta bulunuyor. Satürn’e benzer bir kütleye sahip olması, bu gezegenin küçük bir yıldız ya da kahverengi cüce (brown dwarf) gibi tek başına oluşmadığını, aksine bir gezegen sisteminin parçası olarak doğduğunu gösteriyor.
Bilim insanları, bu tür düşük kütleli serseri gezegenlerin yıldızların etrafında oluştuğunu, ancak diğer gezegenlerle yakın karşılaşmalar ya da kararsız yıldız eşlikçileri gibi kütleçekimsel etkileşimler sonucunda yörüngelerinden koparılarak uzaya fırlatıldığını düşünüyor.
YAŞAM
Bilim insanları Mars'ta elektrik üreten toz fırtınaları keşfetti
Yorum yaz