İngiltere’de iki genci başlarından vurarak öldüren Fuad Awale, cezaevi koşullarında insan hakları ihlali yaşandığı gerekçesiyle toplamda yaklaşık 240 bin sterlinlik ödeme almaya hak kazandı. Karar, kamuoyunda ve siyasette büyük tepki topladı.
Müebbet hapis ve rehin alma suçu
Awale, 2011 yılında iki genci infaz tarzında öldürmesinin ardından Ocak 2013’te en az 38 yıl yatmak üzere müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Daha sonra bir cezaevi görevlisini ölümle tehdit ettiği için 6 yıl ek hapis cezası aldı. Yetkililer, Awale’nin bir görevliyi rehin alma olayına karışmasının ardından yüksek riskli mahkûmlar için oluşturulan Yakın Gözetim Merkezi (CSC)’ne sevk edildiğini açıkladı.
“Aşırıcı görüş” tespiti ve tecrit
Cezaevi yönetimi, Awale’nin aşırıcı görüşler taşıdığı değerlendirmesiyle diğer mahkûmlarla temasını kısıtladı. Bu kapsamda, 2013’te Londra’da asker Lee Rigby’nin öldürülmesinden sorumlu isimlerden biriyle dahi görüşmesi engellendi. Awale ise bu durumun ruh sağlığını olumsuz etkilediğini ve hak ihlali oluşturduğunu savundu.
Mahkemeden ECHR ihlali kararı
Yüksek Mahkeme, Eylül 2024’te verdiği kararda, Awale’nin Mart 2023’ten itibaren hiçbir mahkûmla temas kuramamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesini ihlal ettiğine hükmetti. Söz konusu madde, özel ve aile hayatına saygı hakkını güvence altına alıyor.
Vergi mükellefine 240 bin sterlinlik fatura
Kararın ardından Awale’ye 234 bin sterlinlik hukuki masraf ödemesi ve buna ek olarak 7 bin 500 sterlin tazminat verildi. Bilgiler, Başbakan Yardımcısı ve Adalet Bakanı David Lammy’nin, Gölge Adalet Bakanı Robert Jenrick’e gönderdiği resmi yazıyla ortaya çıktı.
Muhalefetten sert tepki
Jenrick, The Telegraph’a yaptığı açıklamada kararı “hasta bir şaka” olarak nitelendirdi. “Bu kişi iki genci öldüren, aşırıcı görüşlere sahip ve bir cezaevi görevlisini rehin alan bir suçlu. Buna rağmen vergi mükellefleri hem 7 bin 500 sterlin tazminatı hem de 230 bin sterlini aşan hukuk masrafını ödüyor” ifadelerini kullandı.
Hükümet: Geri adım yok
Lammy ise mektubunda hükümetin mahkûmların hukuki tehditleri karşısında geri adım atmayacağını vurguladı. CSC uygulamasının kamu güvenliği için hayati olduğunu belirten Lammy, ECHR’ye bağlılıklarının sürdüğünü, ancak sözleşmenin ulusal güvenliği zayıflatıp zayıflatmadığının sürekli gözden geçirileceğini ifade etti.