‘Signalgate, ikinci Trump döneminin ilk büyük skandalı’
“Bu Signalgate olayıyla birlikte 2. Trump döneminin ilk büyük skandalıyla karşı karşıyayız. Amerikan politik atmosferinde inanılmaz ilgi gördü bu olay. Özellikle Demokratlar çok eleştirildi. Trump yönetimi bu olayla o kadar küçük düştü ki, Demokratlar nasıl dalga geçeceklerini bilemedi. Bizim bugüne kadar aşina olduğumuz, Hollywood üzerinden de yaratılan algıda, ABD yönetiminde mesajlaşmaların çok büyük gizlilikle ve uzman şekilde yürütüldüğü algısı vardı. Profesyonel bir görüntü ile kendilerini dünyaya tanıtmışlardı. Signalgate vakasıyla bu algının biraz daha kırıldığını görüyoruz. İnsanlar Whatsapp gruplarında arkadaşlarıyla nasıl konuşuyorsa, Amerika’nın üst düzey yetkililerinin de savaş planlarını böyle konuştuğunu gördük. ABD imajına darbe vuran bir olay oldu bu. Uzun bir mesajlaşmaydı. Kısaca özetleyecek olursak, The Atlantic’in genel yayın yönetmeni Jeffrey Goldberg, 15 Mart’ta kendisini bir Signal grubunda buluyor. Bir de bakıyor ki grupta CIA Başkanı, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz, Tulsi Gabbard vs. var. Grup, iki saat sonra yapılacak bir operasyonun detaylarını konuşuyor ve tam da gruba alınmayacak bir karakter Goldberg. Uzman ama nahoş bir karakter. Irak’ta savaşın normalleştirilmesi için çeşitli çalışmalar yapmış olan bir gazeteci. Kamuoyunda pek sevilmiyor.
Jeffrey Goldberg, gruptan ekran görüntüleri alıp paylaşıyor ama tüm bilgileri paylaşmıyor. ABD yasalarına göre bir istihbaratçının adı kamuoyuna açık değilse, bilgi paylaşımı yasak. Bu sebepten ötürü konuşmaların tamamı yayınlanmıyor. Yani konuşmaların bir kısmı kısaca yayınlanıyor. Burada ilgimi çeken iki nokta var. ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, ‘ABD ticaretinin yüzde 3’ü, Avrupa ticaretinin ise yüzde 40’ı Süveyş Kanal’ından geçiyor. Kamuoyunun Husiler meselesini anlamama meselesi var. Asıl amacımız, güçlü bir mesaj vermek’ diyor. Savunma Bakanı Pete Hegseth ise ‘Bence kamuoyuna meseleyi anlatmak her türlü zor olacak. Biden beceremedi, İran fonladı demeliyiz. Başka tehlikeler de var. Operasyon sızabilir veya kararsız gözükebiliriz. Veya İsrail bizden önce harekete geçer ve Gazze ateşkesi biter’ diyor. Vance de ‘Yapalım diyorsanız yapalım. Avrupalıları kurtarmaktan sıkıldım’ diyor. Hegseth de yanıt olarak şunu yazıyor: ‘Ben de bıktım. Avrupa’nın durumu utanç verici. Bunu bizden başka yapabilecek kimse yok dünyada’. Beyaz Saray Genel Sekreter Yardımcısı Stephan Miller da sohbete dahil, ‘Başkan bu konuda net. Yeşil ışığı yaktı. Ancak Mısır ve Avrupa’da karşılığında ne istediğimizi belirtmemiz gerekiyor. Bunu nasıl dayatacağımız da önemli. Avrupa yanaşmazsa, sonra ne olacak? ABD büyük bir bedel ödeyip serbest deniz dolaşımını sağlayacaksa bunun ekonomik karşılığı olmalı’ diyor. Bu konuşmalar, Trump’ın hem iç hem de dış siyasetteki retoriğini yansıtıyor. Çok da sürpriz değil ama dikkat çeken noktalar var. Pete Hegseth burada ‘İsrail bizden önce harekete geçebilir veya Gazze ateşkesi bitebilir, daha önce harekete geçmeliyiz’ diyor. Biz, Trump hükümetini büyük ölçüde Netanyahu ile, İsrail istihbaratı ile birlikte çalışarak Ortadoğu’daki operasyonları gerçekleştirmesini bekliyorduk. Özellikle ikinci başkanlık döneminde. Fakat Husiler meselesinde ne hikmetse çok koordineli değiller. ABD bunu tek başına yapıyor ve İsrail ile görüşmüyorlar gibi bir görüntü ortaya çıkıyor. Ayrıca herkes, Avrupa aşağılamaları ile ilgilendi.”
‘Signalgate skandalı, Mike Waltz’un hatası’
‘Trump, ekibinden birini Demokrat medyaya kurban vermek istemiyor’
‘ABD sistemi reforma kapalı. Trump’ın üçüncü dönem başkanlık yapabilmesi oldukça zor görünüyor’
“Amerikan sistemi ile ilgili hep şu yorumu yaparım: Yara bantlarıyla kurulmuş bir sistemdir. Özellikle Amerikan İç Savaşı’ndan sonra böyle. ‘Aman bir taraf diğerine üstün gelmesin’ diye yara bantlarıyla tutturulmuş ve reforma kapalı bir sistemdir. En eski anayasalardan birini kullanıyorlar. Hala daha 1770’lerde yazılan anayasayı kullanıyorlar. Birçok şartta günümüz şartlarına uygun olmayan bir anayasadır. Ama ülkede iki kutup var ve kutuplar giderek birbirinden uzaklaşıyor. Bu yüzden kimse reformlara ellemek istiyor. Mesela bireysel silahlanma konusunu cumhuriyetçiler kırmızı çizgi yapıyor. Burada reform yapılırsa silahlarıyla sokağa inebilirler. Eşcinsel evlilik geldi bir tek, nadir reformlardan biridir. Bu konuya başkanlığı iki dönem yapmak da dairdir. Bu iki dönem, George Washington’dan beri geliyor. İki dönem başkanlık yaptıktan sonra sağlığı kötüye gitti. Görev başında ölmesinin Amerikan demokrasisine zarar vereceğini ve yanlış izlenim yaratacağını düşünüyorlar. Sonraki başkanlar da bunu yasalaştırıyor ve iki dönem olarak kalıyor. Donald Trump şu anda Kongre’ye ve Yüksek Mahkeme’ye sahip olsa da bu tarz bir değişim, yani anayasal değişim, Kongre’nin üçte ikisinin onayını gerektiriyor. Yani anayasada değişim için Kongre’nin üçte ikisini kontrol etmesi gerekiyor. Karşı taraf da bunu onaylamayacaktır ve teknik olarak bunu yapması mümkün değil.
Fakat Trump geldiğinden beri bir değişim süreci var. Amerikan devletinin başındakiler de eski düzenin devamını çok fazla öncelemiyor. Birçok noktada ne kadar ağır sonuçları olacağını düşünmeden hamleler yapıyorlar. USAID, STK’lar üzerinden uluslararası alanda birçok şeyin dayatılması meselesi vardı. Bir imza ile bu bitme noktasına geldi. Pentagon’da, CIA’de, FBI’da çok ciddi bir temizlik operasyonu düzenleniyor. Bu temizlenen isimler, Obama’nın, Biden’ın kullandığı müesses nizama yakın isimler. Demokratlar şu anda Trump’ı ‘devleti bitiriyorsun’ diye suçluyorlar. Trump çok radikal şekilde göreve başladı. Trump nasıl bir kamuoyu yoklaması yapıyor üçüncü başkanlık konusunda, bunu söylemek güç. Ama bu bir yoklama. Önce çok alt kademedeki Cumhuriyetçiler bunu dillendirdi. Giderek üst kademelere ulaştı. Trump’ın yaşı da giderek ilerliyor. 2028’de böyle bir şeyi yasallaştırırsa acaba kazanabilecek mi? Demokratlar da ‘Yap, o zaman Barack Obama da dönsün’ diyor. O zaman Obama’nın daha çok oy alacağını düşünüyorlar. Çok fazla bilinmez var. Trump şu zamana kadar çok engel aştı ama daha büyük engeller de var. Şu anki ortama göre ben üçüncü dönemin mümkün olduğunu düşünmüyorum.”