‘Kırım taa 1992’de Rusya’yı tercih etmişti’
“Her şey II. Dünya Savaşı sonrası derinden de olsa başlamıştı. Ancak Ukrayna merkezli bu ihtilafın nihai anlamda başlaması 1991’e dayanıyor, Sovyetler Birliği’nin dağıldığı yılın hemen sonrasına. Örneğin 1992’de tam o esnada Kırım otonom cumhuriyeti yani tam o ana kadar Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nde olan bölge, otonom yapı Rusya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne bağlanmak istedi. Referandum yaptı ancak Ukrayna bunu kabul etmedi. Oradan başlayan bir gerilimin ilk adımı bu şekilde atılmış oldu. Zaten onlarca yıl sonra bu büyük ihtilafın ana nedeni olarak yine aynı yarımadayı ve cumhuriyeti göreceğiz. Yani Kırım’ı.
İkinci olarak: Ukrayna tam da aynı dönemde Rusya’nın bölgede yüzlerce yıldır konuştuğu Karadeniz donanması konusunda da ciddi sorunlar çıkarmaya başladı. Önce yer vermek istemedi, sonrasında 90’lar boyu ve kısmen 2000’lerin başında belli bir yatışma dönemi yaşandı. 2000’lerin başında Putin liderliğindeki yeni Rusya Federasyonu yönetiminin Ukrayna’ya dönük epey bir olumlu, yapıcı adımları olduğunu görüyoruz. Farklı anlaşma teklifleri, Putin 2004’te 9 Mayıs gösterisini bile o zamanki devlet başkanıyla Kiev’de takip etmişti.”
‘Turuncu Devrim ve Soroscu hareket kırılma noktası oldu’
‘Yanukoviç Rusça konuşan nüfusun haklarını korumaya çalıştı’
‘Ukrayna SSCB borcunu üstlenmediği gibi enerji kalemlerini en ucuza alan ülkeydi’
‘2014’te iktidarın neonazi ve faşist güçlere geçmesiyle çatışma başladı’
“2014’te iktidar Neo-Nazi, faşist, aşırı sağcı güçlere geçtikten sonra Turuncu Devrim’in bir nev-i tekrarı oldu. Ama bu sefer çok kanlı oldu ve bu sefer tam anlamıyla başardılar. Sonrasında net 8 seneye varan Donbass ihtilafını görüyoruz. 2014’ün bahar aylarında Ukrayna Anayasası’nı ihlal etme pahasına o zamanki sözde başkan vekili Turçinov’un Donbass’a Ukrayna’nın askeri birliklerini gönderdiğini görüyoruz. Bunlar maalesef silahlı çatışmayı başlatmış oldular.
Ondan öncesi de var tabii ki; darbeye direnen Kırım başta olmak üzere Donbass Bölgesi oldu. Hatırlayalım; düzenlediği referandum ile Kırım çok hızlı bağımsızlaştı, aynı yılın Mart ayında Ukrayna’dan ayrılmak suretiyle Rusya Federasyonu’na bağlanmıştı. O ihtilaf hızla sona erdikten sonra gözler Donbass’a çevrildi. Çünkü Ukrayna ordusunun silahlı müdahalesi sonucu silahlı çatışma başladı. Yine aynı dönemde de-facto oluşa gelen eski Lugansk ve Donetsk Halk Vilayetleri’nin yeni isimleri ortaya çıktı. 7 ve 8 Nisan 2014 tarihlerinde tek taraflı bağımsızlık ilan ettiler. Sonrasında yine aynı yılın 11-12 Mayıs tarihlerinde ilgili bölgeler bunu referandum ile pekiştirdiler. O dönemde çatışmalar Kuzeyden başlamak kaydıyla önce Donetsk Vilayetinin Slovyansk merkezli ve Krasny Liman kent ve çevresindeki kasabalarda başladı, adım adım yayıldı ve zaman içerisinde Donetsk bölgesinin tamamına yayıldı, oradan Lugansk’a.”
‘Uygulanmayan Minsk’in garantörleri Almanya ve Fransa iken, Rusya gözlemci statüsündeydi’
“Sonra hemen akabinde Minsk sürecini görüyoruz. Minsk Anlaşması 1 ve 2. Bu ikisinin neticelenmesi 2015 başlarını buldu. Bir tarafsız bölge ilan edildi. Taraflar arasında de-facto tek taraflı bağımsız cumhuriyetler olan Lugansk ve nam-ı diğer Donetsk Halk Cumhuriyetleri ile Ukrayna’nın kontrol etmekte olduğu Donbass’ın Kuzey ve Kuzeybatı kısmı arasında 30 küsür km uzunluğunda bir bölgeydi. Yalnız takip eden yıllarda Minsk 2 Anlaşması’nın tüm bağlayıcı maddelerine rağmen, yani ağır silahlardan arındırılma zaruriyeti, belirli silahların kullanılmaması gerekliliği, ordunun tarafsız bölgeye girmemesi tanınmadı.
Normandiya Dörtlüsü ortaya çıktı; yani Fransa, Almanya’nın da katıldığı müzakereler. O dönemde Minsk 2’de bizzat Poroşenko’nun imzası olan şu metni görüyoruz: Donetsk ve Lugansk Halk Cumhuriyetleri’nde bağımsız seçimler yapılacak, Ukrayna Anayasal olarak bu iki Cumhuriyetin bağımsızlığını değil, ancak Ukrayna konfederatif çatısı altında otonomlarını kabul edecek. Yani Ukrayna üniter bir devletten konfederatif bir devlete dönüşecek. Bu anlaşmalara o zamanki Ukrayna Devlet Başkanı olan Poroşenko’nun ve bağımsız Cumhuriyetlerin imzası vardı. Buna Ukrayna hiçbir şekilde sirayet etmedi. Yani ne Donetsk ve Lugansk Cumhuriyetlerinin otonomlarını tanıdı ne Ukrayna Anayasası içinde onları entegre etmek istedi.
Rusya bu dönemde hiçbir şekilde doğrudan müdahalede değildi. Rusya baştan itibaren hem Minsk 1 ve 2’de hem de Normandiya Dörtlüsü’nün ilgili buluşmalarında fiilen ve hukuki olarak gözlemci statüsünü taşıyordu. Bu süreç 2021’e kadar devam etti.”
‘Zelenskiy seçim vaatlerinin tam tersini yaptı, Poroşenko’yu arattı’
“2019’da Zelenskiy’nin geldiğini hatırlıyoruz. Vladimir Zelenskiy büyük barış vaatleri ile gelmişti. Sınır boylarındaki çatışmaları durduracağı, hatta Donbass’a otonom verebileceği, halkın haklarını teslim edeceği gibi.. Ukrayna’yı yeni bir barış sürecine sokacağı üzerine bir kampanya yürüttü ve yüzde 73-74 oy oranı ile devlet başkanı seçildi. Yalnız ne dediyse tersini yapmaya başladı ve Poroşenko’yu aratan bir döneme girildi.
Kırılma noktası 2019’da Paris’te Putin’in de olduğu Normandiya Dörtlüsü’nün buluşması oldu. Zelenskiy Putin’in konuşması esnasında hem gülümsemek suretiyle dalga geçti, ciddiye almadı. Bu sembolik anı Rusya yönetimi unutmadı. Sonra kırılma sürecinin son etabını 2021’in sonlarında görüyoruz.
Rusya bu işin kontrolden çıkmak üzere olduğunu gördü ve Batı’ya çok ciddi bir teklifi oldu; Ukrayna’nın tarafsız olması, NATO’ya girmemesi, kısa ve orta menzilli roketler olmak üzere Batı silahlarının Doğu Ukrayna’da konuşlandırılmaması ve bölge ile alakalı talepleri yer aldı. Batı bunları değil somut bir karşılık vermek, ciddiye bile almadı, kendince dikkate almama taktiğini denedi. Rusya bunu da bir yere not etti. Bu Rusya açısından çok büyük infial hali doğurdu. Rusya’nın çok uzun erimli, çok diplomatik ve profesyonel hazırladığı bu metni, uzattığı dostluk eli adeta karşılıksız kaldı. Açıkçası Batı’ya son bir şans verildi.
‘Kiev’in Donbass’a yönelik provokasyonları iyice artmıştı’
“Tam 2021’in sonu ve 2022’nin başlarındaki kritik aylarda Ukrayna ordusunun Donbass’a dönük provokasyonları iyice artmıştı ve sınır boylarında çok ciddi ölümler meydana geliyordu, Donetsk vuruluyordu ve çevresi başta olmak üzere, Lugansk da. Bu provokasyonlar Rus sınırına dahi sıçradı ve yine 2021 sonları ve 2022’nin başlarında Ukrayna’ya başta İngiltere olmak üzere Batı ve Kuzey Avrupa devletlerinin kargo uçakları ile ciddi askeri sevkıyat başlatıldı. Aynı dönemde Ukrayna ordusu Donbass’ın ilgili otonom özerk bölgesi etrafında adeta bir tahkimat kurdu, 150 bin küsür kişilik bir orduyu oraya yığdı.
Açıkçası Ukrayna savaşa hazırlanıyordu ve Rusya tarafının aldığı istihbaratlar zaman içinde kanıtladı ki Rusya 24 Şubat’a gelindiğinde müdahale etmeseydi Ukrayna ordusu Donbass’a çok şiddetli müdahalede bulunacaktı ve can kaybı çok yüksek seviyede olacaktı. Bu artık kesin gibiydi. Sonra yayınlanan sayısız rapor ve belge bunun kanıtlarını gösterdi. Son olarak 22 Şubat’ta önce Rusya Donetsk ve Lugansk Halk Cumhuriyetleri’ni resmen tanıdı, onlarla birlikte askeri anlaşma imzaladı. Çünkü çok kritik günler yaşanıyordu. 24 Şubat’ta da bir şekilde bu Özel askeri operasyon adı verilen süreci başlattı.
‘Krizin çıkmasında Ukrayna merkez ama birçok açıdan çok boyutlu’
‘Rusya’nın kırmızı çizgileri var’
“Rusya’nın kırmızı çizgileri var. Bunlar hem 3 yıldır devam eden savaşın nedenlerini teşkil eden Donbass krizi ama görünmeyen nedeni olarak da Kırım’ın statüsü. Rusya’nın en önemli iki kırmızı çizgisi tartışmasız bu iki bölge. Buradaki ihtilaf 2022’den sonra ortaya çıkmadı, öncesinde de vardı. Yalnız 2022’den sonra yeni bir sayfa daha açıldı. Rusya Federasyonu’nun savaş ile almak durumunda kaldığı o zamanlar Ukrayna’ya ait olan Kırım’ın Kuzeybatı ve doğusundaki Zaporojye ve Herson bu tabloya eklenmiş oldu. Yine bu bağlamda hatırlatmak gerekirse; Herson’un aşağı yukarı yüzde 70-75’i, Zaporojye’nin da yüzde 80-85’ini Rusya silahlı kuvvetleri uzun süredir kontrol altında. Rusya’nın buralardan çekilmesi sıfıra yakın bir ihtimal. Dahası ilgili yerlerin aynı adlı başkentleri halen Ukrayna ordusunun kontrolünde gözükse de Eylül 2022’de Rusya’ya bağlanma referandumu yapılmıştı. Bu Rusya tarafından Anayasal olarak tasdik edildi. Tasdik edilen yer ilgili vilayetlerin tamamı, de-facto aldıkları ya da fiili aldıkları kısımdan ibaret değil. Bu şu demek oluyor; Herson’un Dinyeper Nehri’nin diğer tarafında kalan aynı adlı başkentinin etrafındaki ufak kısım yine aynı şekilde Zaporojye vilayetinin aynı adlı başkenti de kapsıyor. Dolayısıyla Rusya oraları da vermek istemeyecektir.
Harkov ve Rusya içinde çok ufak da olsa Kursk bölgesinde Ukrayna ordusunun halen elinde tuttuğu bölge var. Rusya ordusu Kursk’taki Ukrayna ordusunu aylardır gasp ettiği bölgenin 3’te 2’lik kısmından çıkarmış olsa da barış masası kurulana kadar tamamen çıkarılmazlarsa burası da söz konusu edilebilir. Harkov’da aynı şekilde Rusya’nın kontrol ettiği bölgenin büyüklükleri yakın gibi, takas edebilirler gibi bir varsayımım var. Bu işin sınırsal başlangıcı tabii.
Bunların da ötesinde, 2022 krizinin öncesinde yine Rusya için çok önemli bir şart olan Ukrayna’nın kayıtsız, şartsız NATO’ya üye olmaması, tarafsız bir ülke olması. Şimdi buna Avrupa’nın jeopolitik beklentileri ve belki birtakım amaçları çerçevesinde Ukrayna’ya yerleştirilmesi planlanan sözde barış gücü veya olası tampon bölgeye yerleştirilecek tırnak içerisinde askeri birlikler.”